Dünya Hırsı

Hazreti İsa(aleyhisselam) gzelvvvvvvvvvvvvvvvvvvv
gelmiş geçmiş insanların
en fakirlerinden idi.  Yiyeceklerinin çoğunluğu bitkilerdendi. Bir gün çöle çıktı, uzakta çok güzel bir kız gördü.Üzerinde altın, zümrüt vardı ve elbiseleri altın sırmalıydı. Bu kız çok güzeldi. Hz. İsa (a.s) onunla evlenmek istedi. Kızın peşinden gitti. O yaklaştıkca kız da uzaklaşıyordu. Hz. İsa ona bir türlü yaklaşamıyordu. Kız dönüp hz. İsa’ya baktı ve :

– Sen şimdi beni yakalayamazsın ama seneye bugün, bu saatte, bu dakika bu saniye burada olursan o zaman seninle evleneceğim ve senden hiç ayrılmayacağım.” dedi.

Ertesi yıl Hz.İsa (a.s.) o gün, o saatlerde orada bulundu. Gördü ki o genç güzel kızın yerine yaşlı, vücudu kurtlanmış bir kadın vardı. O kadından çok sıcak havada ölmüş bir hayvandan gelen kokunun on katından daha fazla pis koku geliyordu. Hz.İsa kadının o haline şaşırıp kalmıştı. Bu kadından uzaklaşmaya başladı. O uzaklaştıkça kadın da bir türlü peşini bırakmıyordu. Hz. İsa Hemen secdeye kapandı.

-Ya Rabbi bu nedir? dedi.

Allahu Teala Hz. İsa’ya ( a.s.):

– Ey İsa o dünyadır. Önce çok güzel bir kız gibi gözükür ama sonrası o yaşlı kadın gibidir. Bulaştı mı bir kere, peşini bırakmaz artık. Kalbe inerse çıkması zordur.” buyurdu.
Dünya hırsı hususunda Peygamber(s.a.v.) Efendimiz buyurdular ki;
– “Bir koyun sürüsüne giren iki aç kurdun verdiği zarardan, servet ve makam düşkünü bir adamın dinine verdiği zarar daha az değildir.”     (Hadis-i Tirmizi)

Bu dünya ahireti kazanma yeridir. Dünya oyun ve eğlence ile vakit geçirilecek yer değildir. . Veya bazılarının anladığı gibi mal biriktirme ve övünme yeri de değil.
Kendini akıllı sanan bazı kimseler ise, bütün ömürlerini dünya için çalışarak bitirirler de, ellerine dinin emir ve yasakları ile ilgili hükümlerini anlatan bir ilmihal alıp okumazlar. İtikatlarını düzeltecek bir bilgiden habersiz kalıp, imansız olarak ölme durumu ile karşı karşıya olduklarından haberleri bile olmaz. Ölüm anındaki pişmanlıkları ise hiç bir işe yaramaz…


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 soru “Dünya Hırsı

  1. NURETTİN HOCA HAKKINDA YAZMIŞ OLDUĞUNUZ YAZININ DELİLİNİ HALA SUNMADINIZ YAZIYI KALDIRDINIZ SADECE HALA BEKLİYORUM ?

    • Araştırmamıza göre Nureddin hocanın bazı reformistlere karşı sempati beslediği ve Hz. Ebu Bekir(r.a.) hakkında basitleştirici sözler sarf ettiği gün gibi aşikardır. Mesela:
      Nurettin hocaya sormuşlar:
      “Hocam, arkadaşıma sizi dinlemesini önerdim. Sizi araştırmış ve “O zaman Hz. Ebubekir (ra) olmak kolay; gelsin de şimdi olsun” diyor hocan, niye böyle diyor diye bana sordu. Ben de sohbetin tamamını dinle, kesiyorlar, sonra sanki hocam sadece o kısmı demiş gibi tepki koyuyorlar ona dedim. Hocam size sert, falan da diyorlar çok üzülüyorum. Ne yapayım böyle durumlarda?”

      Nurettin hocanın cevabı:
      “Selamünaleyküm. Siz beni savunmayın, dininizi savunun, dininize hizmet edin. Nureddin hoca fani biridir, masum değildir; hata da eder, ayağı da kayar maazallah. O sözün ne anlama geldiğini herkes biliyor ama bilmek istemeyene ne diyebiliriz? ‘Ebu Bekir radıyllahu anh, yaşadığı zamanın imtihanı ile imtihan edildi ve kazandı. O zaman için yaratılmış Ebu Bekir bugün imtihan kazanamayabilir. Bu da şu demektir: Ebu Bekir olayını bir roman gibi okuma yerine, bize ders gibi görmeye mecburuz. Onun fedekârlıklarını okuyup, bugün bizden bekleneni yerine getirmeliyiz.’ Bu anlatılmak isteniyor, bu kadar. Allah yardımcımız olsun.”
      İZAHAT:
      Ne demek, “O zaman için yaratılmış.” ve “Ebu Bekir bugün imtihanı kazanamayabilir.” Bu büyük sahabeye karşı çok ağır bir hakaret değilse nedir? O zaman da mümin olan bu zamanda mümin olamaz mı? O zaman da her şeyini feda eden bu zaman da edemez mi? Bu felsefe, sığ aklın semeresi olan ilmin, güneş gibi hakikati gölgelemesinden başka nedir? Oysa ki Allah adli mutlaktır. O zamanın imtihanı ile bu zamanın imtihanı görünüşte farklı olsa da hakikatte aynıdır. Bunun aksini iddia etmek -haşa- Allahu tealanın adil olmadığına inanmak değil midir?

      Soru:
      “Hocam bir yakınım Seyyid Kutup diye bir müfessirin kitaplarını okuyor. Bu adam hakkında hoş olmayan şeyler okudum, iyi midir kötü müdür pek bilemiyorum. Çocuklarını okula göndermiyor ve Türkiye’nin yönetim ve eğitimini beğenmiyorlar, oy kullanmıyorlar. Bugün eşi ve çocuklarıyla Fas’a gittiğini duydum. Çocuklarını İslami eğitimle yetiştirebilmek için gitmek istiyormuş. Ben anlam veremedim; burada ülkemizde de yetiştirebilirdi. Ancak görmek istemiyor sanırım buradaki eğitim veren yerleri. Bahsettiğim müfessir hakkındaki görüşlerinizi merak ediyorum.”

      Nurettin hocanın cevabı:
      “Selamünaleyküm. Bu kardeşimizin düşünceleri ve yaptıkları hakkında yorum yapmamız gerekmez. Onu kendi takdirine bırakmalıyız.
      Seyyid Kutup rahmetullahi aleyh, müfessir değildir. Kur’an’a hizmet etmek için gayret eden bir Müslüman’dır. Kitapları okunabilir. İstifade edebilen için güzel kitaplardır. Hayatını inşaallah şehitlikle bitirmiş olduğunu görüyoruz. Onunla sizin zikrettiğiniz kişi arasında bağ olması gerekmiyor. Kutub’un fikirlerinin bir bölümünden etkilenmiş olabilir. Onunla Kutub’u aynı kefeye koymak doğru olmaz.”

      İZAHAT:
      Seyit Kutup Mason Abduhun talabelerinden ve hayranlarındandır. Bu adam buna rağmen Seyit Kutub’a nasıl iyimser bakabilir.?

      Soru:
      “Bir İslam hukukçusu olarak Muhammed Hamidullah’ın eserleri okunabilir mi?”

      Nurettin hocanın cevabı:
      “Selamünaleyküm. Muhammed Hamidullah ise ilim adamları için iyi bir kaynaktır. Halk düzeyinde ağır bir isim olabilir. Allah rahmet etsin.”

      Soru:
      “Selamünaleyküm. günümüzde sürekli tartışılan bizimde nereden bakacağımızı bilemediğimiz bazı şahıslar var. Cemalettin Efgani, Fazlurrahman, Abduh gibi. Tasavvuf ekolü kafir yerine koyarken, istikametine güvendiğimiz bazı hocalarımız da övgü ile söz edebiliyor. Biz nerde durmalıyız ve geniş bilgi alabileceğimiz sağlam kaynaklar var mı? Allah razı olsun.”

      Nurettin hocanın cevabı:
      “Selamünaleyküm.
      Bize doğrudan yararı bulunmayan tartışmalara girmemiz makul değildir. Aklımızı, vakit ve enerjimizi dikkatli kullanmalıyız. Sözünü ettiğiniz isimlerin her birinin artıları muhakkak vardır. Ama Ümmet nazarında sorunlara da neden olmuşlardır ki onlar hakkında kesin konuşanlar bulunmaktadır. Ben, kâfir kelimesini uluorta kullananların rahat bir iş yapmadıklarını düşünüyorum. Yanlışları konuşulmalı ama hüküm Allah’a bırakılmalıdır. En iyisi kendi akıbetimizle ilgilenmektir.”

      Soru:
      “Muhammed Abduh İslam için mi çalışmıştır yoksa İslam’ı bozmaya mı çalışmıştır?”

      Nurettin hocanın cevabı:
      “Muhammed Abduh hakkında mason olmasından, kasıtlı çalıştığına kadar pek çok iddiada bulunulmuştur. Yaşadığı hayatında da bu iddiaları doğrulamaya yarayacak izler vardır. Bunun yanında ilim dünyası için önemli isimlerle bir arada olması da söz konusudur. Karışık ve çözümsüz bir bilgi ile çevrelenmiştir adı.
      Kanaatimiz şudur:
      Mü’min olduğu hakkında tartışma abestir.
      İlim adamlığı konusunda önemli bir yeri vardır.
      Fikir adamlığı ve ileri görüşlülüğü ise tartışılabilir.
      Şu anda onun izini sürmeyi gerektirecek bir ihtiyaç da yoktur.
      Öyle veya böyle Rabbinin huzuruna varmıştır. Hatalarından ötürü Allah’tan mağfiret buyurmasını dileriz.”

      İZAHAT: Efgani de Abduhtan etkilenen reformist yazarlardandır. Bu hocanın onlara karşı sempatisinin olduğu burada da su götürmez bir şekilde zuhur etmiştir.
      Abduh ise sicilli masondur. Bir masona nasıl mümin diyebilir bu zevat?

      (Abdullah Bekir İslam Dergisi yazarı)

      Soru ve cevapların kaynağı: (İsmail6ok, N.Y’nin kendi sitesinden alıntıdır.)