Nevruz ve Noel Kutlaması

 

NOEL        Nevruz: Farsçada yeni gün anlamına gelmektedir. Nevruz, eski Türklere ait bir bayram değil, ateşe tapan eski İranlıların inançlarından dolayı kutsadıkları bir gündür. Eski Türkler Şamanist ve Budist de değildir. Orhun Abidelerindeki yazıtlarda (yerleşik hayata geçen eski Uygurların bazıları hariç), Türklerin tek Tanrı inancına sahip olduğunu görmekteyiz.
Nevruz günlerinde mecusilerin kutlamaları gibi, nevruzu kutlamak bir Müslüman için İslam’dan sapmadır. Peygamber(s.a.v.) efendimiz şöyle buyurdular:
“Kim bir topluluğa benzemeye çalışırsa, o kimse onlardan olur.”(Tirmizi ve Müslim)
Nevruz, mart ayının 21. günüdür. Acemler bu günü bayram olarak kabul ederler. İran’da ilk hükümeti kuran Cemşit, Zerdüşt’ün kurduğu Mecûsîlik (Ateşe tapma) dinine mensup idi. Mart’ın 21. günü tahta çıktığı için, o güne Nevrûz diyerek, yılbaşı ve dinî bayram yapmıştır. Bugün, İran’da hâlâ kutlanmaktadır. İslâmiyetten önce çıktığı için, müslümanlıkla hiç bir ilgisi yoktur.

İmâm-ı Rabbânî Hazretleri, (Mektûbat)ında buyuruyor ki:

“Hindûların bayram günlerine (ve ateşe tapanların Nevruz günlerine ve Hıristiyanların Noel gecelerine ve diğer paskalyalarına) hürmet etmek ve o zamanlarda onların âdetlerini onlar gibi yapmak asla Müslümana yakışmaz.”

Piyango bileti ve toto, loto gibi bahis için verilen paralar kumara yatırılan paralardır. Bunlardan çıkacak paralar asla helal değildir. Peygamber(s.a.v.) efendimize Eshabı-ı Kiram:
– “Ey Allah’ın Rasulu bir kimse haram para ile hayır hasenat yapabilirmi?”diye sorarlar.
Allahın Rasulü:
– “Bu iş, bir şeyi  idrarla yıkamaya çalışmak gibi olur.”
diye buyurarak, haram mal ile yapılan işlerin asla hayra geçmeyeceğini beyan etmişlerdir.
Yılbaşı Gecesini karşılamak sayılan; o gece için çam süsleyip hindi kesmek, papaz kıyafetine girip çocuklara hediye dağıtmak, İslam dininden çıkma alametidir. O geceyi kutlamak maksadı ile içki sofrası hazırlayıp, içki içmek de bunun gibi İslam’dan ayrılma alametleridir. (Bakınız; Elfâz-ı Küfür Bölümü)

 Büyük islam alimi İbn-i Abidin hazretleri kafirlerin yaptıkları ve kullanmakta oldukları şeylerin iki kısım olduğunu bildiriyor:

“Birincisi her memleketin adet olarak yaptıkları şeylerdir. Bunlardan haram olmayan şeyleri yapmak ve kullanmak günah değildir. Pantolon, fes, ve çeşitli ayakkabı,  masada yemek yemek, çatal ve kaşık kullanmak gibi. Örnek olarak Rasulullah (s.a.v.) efendimiz papazlara mahsus bir ayakkabıyı giymesidir.”

İkinci kısım ise, İmam-ı Birgivi’nin Vasiyetname adlı eserinde şöyledir: “Kafirlerin kullandıkları ve yaptıkları haram olan ve küfür alameti bulunan şeyleri müslümanların yapmaları  durumunda harama ve küfre düşüreceğidir.” Bunların haricinde:

Ölüm ile tehdit, bir uzvu kesmek, malın tamamını telef etmek, hapis ve şidetli dayak gibi ciddi bir tehdit olamadan, o tür şeylerin kullanılması asla doğru olmayacağıdır. Bilmeyerek veya şaka olarak herkesi güldürmek için yapan küfre girer. Büyük Kostantin’in hırıtiyanlık dinine karıştırdığı Noel gecesini ve cemşid’in uydurduğu Nevruzu milli bayram olarak tanıtıyorlar. Müslümanlar bunlara aldanmamalıdır. Bilgisizlik özür değildir. Farzları ve haramları öğrenmek Allah’ın emridir. Bunları öğrenmeyenler ayrıca bu yüzden günaha girerler.”
Hadis-i Camiüssağır’da ki bir hadis-i şerifte Peygamber(s.a.v.)efendimiz şöyle buyurdular:
Zenbun âlimi zenbun vâhıd ve zenbul-câhili zenbâni(Câmiu’s-sağîr)”. Yani; “İşlenen bir günahta alime bir misli, cahile iki misli yazılır.” diye haber verince Sahabeler meraklarından sordular:
– “Ey Allah’ın Rasulü niçin böyledir?”
Rasulullah onlara:
“Günahı öğrenmemekte bir günahtır” buyurdular.


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir