Tarikat Nedir ?

mürşidi kamil

D İ K K A T :  Tarikat hakkında şunu en başta söyleyelim ki her tarikat Hakka götüren yol değildir. Her kendine şeyh denilen kimse de Hakkın rızasına götüren rehber değildir.
Tarikat Nedir? Tarikat kelimesinin zahiri manası, yol demektir.
Tasavvuf ıstılahında ise ruhun Allah’tan başka sevgilerden arınmasında, nefsin kötü isteklerden temizlenmesi hususunda Kur’an ve Sünnet üzere yapılan amellerle kat edilen manevi ilerleyiş yoluna tarikat denir.

SORU: Selefiyeci zındıklar “tarikatlarda şirk çoktur” diyorlar bu doğru mudur?
CEVAP: Selfiyecileri adam yerine koymuyoruz. Onlar önce Müslüman olsunlar.
Gerçek tarikatlar kulu, küfürden, şirkten  Allahtan başkasına olan sevgilerden temizleme yoludur. 
ZİKİR:
Şeyhlerin taliblere zikir telkin etmesi Kur’an, Sünnet ve İcma ile sabittir. İşte delili: Kur’an’da zikir, mealen:
-“Ne ticaret ne de alışveriş onları Allah’ı zikirden, namaz kılmaktan, zekat vermekten alıkor.” (Nur s.ayet 37)
Hadis-i şeriflerde zikir; İmam-ı Ahmed İbn-i Hanbel hz.leri meşhur Müsned’inde (Rasulullahın hadislerini ihtiva eden sahih bir hadis kaynağıdır.) şu rivayete yer verir:
-”Rasulullah(s.a.v.) eshabına hem tek olarak, hemde toplu olarak zikir taliminde bulunmuştur. Hz. Ali’den sahih bir senedle şöyle nakledilir:
-“Hz.Ali(r.a.) kulları Allah’a en kestirmeden götüren yolu peygamber(s.a.v.) efendimize sorunca, O şöyle cevap verdi:
” Ey Ali yalnızken ve tenhada iken, Allah’ı zikret“ diye buyurdu.
Rasulullah
“Gammiz ayneyn ya Ali” Yani; “İki gözünü yum Ya Ali ve benim söylediğimi tekrarla” buyurdu.
Üç kez kelime-i tevhidi tekrarladıktan sonra;
“Buna devam et Ya Ali” buyurdu..
Sessiz zikre gelince ona Sevr Mağarasında müşriklerin mağaraya yaklaşmalrı anında Ebu Bekir’in endişelendiğini gören Peygamberimiz(s.a.v.) ona;
-“ Lâ tahzen Ya Sıddîk.”
Yani; “Üzülme Ey Sıddık Allah bizimledir.” diye buyurduktan sonra “gözlerini yum ve kalbinden Allah, Allah diye tekrarla ve buna devam et” buyurdular. Yine başka bir ayeti kerimede;
“Rabbinizi, yalvararak ve gizli ve sessiz çağırınız!” [Araf -55] buyurulmaktadır.
Başka bir ayeti kerimede de, “Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzura erer” buyurulmaktadır.
Kur’an ve Sünnet çizgisinden sapmadan 1400 yıl boyunca devam edegelmiş ve bu kutsal tarikatlar yolu ile nice binler alim evliyalık mertebesine bu vesilesi ile ermişken, Hoca Ahmed Yesevileri, Hacı Bektaş Velileri, Mevlana ve Yunus Emreleri dilinden düşürmeyeceksin ama onların yetiştiği ve yetiştirdikleri yola sapkınlıktır diyeceksin.
Meselenin hakikatine vakıf olmadan tüm tarikatleri aynı kategoriye koyup hepsine sapkın gözü ile bakmak cehalet değilse ihanettir.

EK: 1
TARİKAT NEDİR ?
Tarikat; kâmil ve mükemmil bir rehberin gözetiminde, nefsi kötülüklerden, ruhu masiva sevgisinden temizleyerek gönlü, İlahi isimlerin nurunu algılayacak saf ayna haline getirip, imanı taklitten kurtararak ilmel yakîn, aynel yakîn ve hakkal yakîn derecesine kavuşturup, dinde ihlası elde etmektir.
İslami tarikatlardan olan Nakşibendî tarikatı ve gerekse Kâdirî ve sair tarikatlar ancak; sufinin yaşamına Kur’an ve Sünneti uygulatmak için var olmuşlardır.. Bugüne dek hak tarikatlardan hiç birisi itikatta ehli sünnet inancı ile amelde  dört hak mezhepten başkasına tabi olmamışlardır.  Şayet varsa bunların dışında bir yol, o yol sapkınların yoldur. O sapıkların tarikatları bu güzide yolun erbablarına asla mal edilemez.
Eğer ki;
– ”Madem siz Kur’an ve Sünnete göre amel ediyorsanız, şu halde tarikata ve mürşide ne gerek var?” denilirse, onlara şu soru ile cevap verilir; “Sizler gideceğiniz bir adrese, yolu bilen kimse ile mi, yoksa kendi kendinize mi daha çabuk ve kolay ulaşabilirsiniz? “ denilir.
      Öğretmensiz ve ustasız kasap dahi olunamazken, ebedi hayatın istikbali nasıl ihmal edilebilir?
Velhasıl şu bir gerçektir ki, gerek Nakşibendi ve gerekse Kadiri, Halveti, Gülşeni ve isimlerini burada sayamadığımız diğer itikatta ehli sünnet tarikatları, durumları itibari ile geçmişten günümüze dek Ehli Sünnetin kalesi ve muhafızı olmuşlardır. Bu sebepledir ki dinde reformcuların ve selefiyeci mezhepsizlerin karalama hedef tahtaları olmuşlardır.
Nakşibendi Tarikati peygamberimizden Hz. Ebu Bekr’e ve aşağıda sıralanan büyüklerin sırası ile Şah-ı Nakşibendi hazretlerine ve ondan sonra bir çok kollara ayrılarak günümüze ulaşmıştır.
Nakşibendi Tarikatının, yani ruh yolu tarikatının en bariz özelliği, gizli zikir(Allah lafzı) ile kalpteki masiva sevgisini temizleyip, ruhu tasfiye ve nefsi tezkiye ederek fenafillah(razıye(kulun Allah’tan razı olması) ve beka billah(merzıye(Allahın kuldan razı olması) derecelerine ulaştırmaktır.
Kadiri Tarikatının ve diğer nefs yolu tarikatlarının en bariz özellikleri ise, riyazat ve mücahede yapıp yani, nefsin istediklerini yapmamak, istemediklerini yaparak nefsi tezkiye ve ruhu tasfiye edip Fena ve Beka mertebelerine ulaştırmaktır.

NOT: Her iki yolda da Kur’an ve Sünnete ittiba şarttır. Aksi halde sofi ve derviş şeytanın oyuncağı olur.

TARİKAT HAKKINDA EVLİYAULLAHIN GÖRÜŞLERİ:

Selefi Salihinden ve Büyük Sufi Şeyhlerinden Ve Şafii Alimlerimden Abdurrahman-ı Sülemi ( Kuddise Sirruhu ) Hazretleri şöyle buyurmuştur (Ölümü: Hicri Takvim; 412 / Miladi Takvim; 1021 ):
“ Zahire uymayan her tarikat bizim için de batıl tarikattir. ”
” Zahiri Hükümleri İyi Bilmeyen Kimse, Batıni Hallerini Güzelleştiremez. Halleri İlmeTers Düşen Birisine, Sufi Denilemez. ” [ 1. ]

Selefden Ve Büyük Sufi Şeyhlerinden Olan Ebu Said El-Harraz ( Hicri Takvim; 277 / Miladi Takvim; 890 ) ( Kuddise Sirruhu ) Hazretleri Buyuruyor Ki;

” Zahiri İlme Ters Düşen Her Batıni Hal Ve İli, Batıldır. ” [ 2. ]

Selef Alimlerimizden Olan Ebu Hafs Haddâd ( Hicri Takvim; 270 / Miladi Takvim; 883 ( Kuddise Sirruhu ) Buyuruyor Ki;

” Biz İşlerini, Sözlerini Ve Hallerini Kitap Ve Sünnet Terazisinde Ölçmeyeni ALLAH-U TEALA ( Celle Celaluhu ) Hazretleri Adamı Saymayız. ! ” [ 3. ]

Maliki Mezhebinin Kurucusu Selef Alimlerimizden Olan İmam-ı Malik ( Hicri Takvim; 179 / Miladi Takvim; 795 ( Kuddise Sirruhu ) Hazretleri Buyuruyor Ki;

” Tasavvuf Bilmeyen Fakih Fasık, Tasavvuf Bilip De Fıkıh Bilmeyen Zındık olur. Bu İkisini Birleştiren İse Hakikate Ulaşır. ” [ 4. ]

Selef Alimlerimizden Olan Ruveym ( Hicri Takvim; 330 / Miladi Takvim; 940 ) ( Kuddise Sirruhu ) Hazretleri Buyuruyor Ki;

” Sufiler, Aralarında Hakkı İhmal Ve İptal Edenlere Buğzettikleri Sürece, Hayırda Kalmaya Devam Edeceklerdir. Ama Herkes Birbirinin ( Yanlış ) Halinden Hoşnud Olursa, Helak Olurlar. ” [ 5. ]

Nakşibendi Şeyhlerinden Olan Şeyh Fethullah-i Verkanisi ( Hicri Takvim; 1317 / Miladi Takvim; 1899 ) ( Kuddise Sirruhu ) Hazretleri Buyuruyor Ki;

” Şeriata Zıt İnanç, Cezbe, Hal Ve Keşfin Doğru Olduğuna 1.000 Bin Melek Gelip Şahidlik Etse Bile Kıyas Yapma Ve Keşfi Tevil Etme Yorumlamaya Yeltenmemek Gerekir. Şeriata Ters Haller Uzaklaştırıcıdır Ve İlahi Huzurdan Kovulmaya Neden Olur. ” [ 6. ]

Ali Eş-Şazeli ( Kuddise Sirruhu ) Hazretleri Buyuruyor Ki;

” Elde Ettiğin Bir Keşif Hali Ki Kitap Ve Sünnetle Çelişti, Derhal O Keşfi Bırak ! Kitaba Ve Sünnete Sarıl. Keşfin İlhamın Ve Müşahedenin Durumu Odur Ki Ancak Kuran-ı Kerim Ve Hadis-i Şerif-in Tasdikinden Geçtikten Sonra Amel Edilir. ” [ 7. ]

SORULAR:
1) Şifa Allahtandır ilaçlar, doktorlar müminlerin ve şeyhlerin duaları sebeptir.
“Benim şeyhim hastalığıma şifa verdi” demek ise şirktir. Doğrusu şöyle olmalı: “Allah şeyhimin duası vesilesi ile hastalığıma şifa verdi ” demek gerekir.
2) “Gavsımız rızkımızı verendir” demek şirktir. “Çalışıp çabalamamız, gavsların evliyaların duaları, iyilerin iyilikleri rızkımıza sebeptir” demek lazım.
3) “Şeyhimiz kendisine bağlanana ahirette kesin şefaat edecektir” sözü şirktir. Doğrusu “Şeyhim, sıratı müstekim yolundadır sen de kuran ve sünnet yoluna göre iman edip amel edersen Rabbim de orada şeyhime şefaat etme yetkisi verirse inşaallah şeyhim sana da şefaat eder” demek gerekir.
4) “Kıyamet günü şeyhim Allahın karşısına dikilecek” demek cahilane bir sözdür. Çünkü Allahı insanlara benzetip O’na mekan isnat edilmiş olunur. Doğrusu, “Şeyhim Kıyamet günü Allahın huzuruna çıktığında kendisi ve talebeleri için Allahın affını taleb edeceğini umarım” demektir.
5) “Başım sıkışınca vefat eden şeyhimin kabrine gidiyorum medet şeyhim diyorum ve bana yardım ediyor” desem her gün 40 defa söylediğim İYYAKENESTAİN sözüne aykırı hareket etmiş olur muyum?
Evet, aykırı inanmış ve hareket etmiş olursun. İsteme şekliniz yanlıştır. Başın sıkıştığında Alahtan isteyeceksin. Lakin enbiya ve evliyayı vesile etmek caizdir. Yani; “Ya Rabbena dualarımı Peygamberler ve evliyalar hürmetine kabul et ” demek caizdir. Zira Hz. Adem de benzer şekilde dua etmiştir. Kaynak: (Hadis-i Taberani)

KAYNAKLAR;

1. ABDURRAHMAN-I SÜLEMİ, MENACİHU’L-ARİFİN, SAYFA; 11 ]

2. ABDURRAHMAN-I SÜLEMİ, TABAKAT, SAYFA; 231 / İMAM-I KUŞEYRİ, ER-RİSALE, CİLD; 1, SAYFA; 140 / İMAM-I SÜHREVERDİ, GERÇEK TASAVVUF, SAYFA; 63

3. CAMİ, NEFAHAYU’L-UNS, SAYFA; 185

4. FIKH-I MALİKİ ŞERHİ, CİLD; 2, SAYFA;195, ABDÜ’L-BAKİ EZ ZERKANİ VE ALİYYÜ’L-KARİ, CİLD; 1, SAYFA; 33

5. İMAM-I SÜHREVERDİ, GERÇEK TASAVVUF, SAYFA; 143

6. ŞEYH FETULLLAH-İ VERKANİSİ, ADAB-I FETULLAH, SAYFA; 76

7. SEFER EL-MUHİBBİEL-CERRAHİ, TASAVVUF TERİMİNLERİ, İSTANBUL, KIRK KANDİL YAYINLARI, 1998, SAYFA; 225


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

4 soru “Tarikat Nedir ?

  1. Benim şeyhim hastalığıma şifa verdi, benim gavsim yeryüzündeki rızıkların dağıtıcısıdır, şeyhimiz kendisine bağlananlara ahirette kesin şefaat edecektir, ALLAH ın karşısına dikilecek bunlar benim müridim şefaat ettim diyecek desem müşrik olur muyum? Ayrıca, başım sıkışınca vefat eden şeyhimin kabrine gidiyorum medet şeyhim diyorum ve bana yardım ediyor desem her gün 40 defa söylediğim İYYAKENESTAİN sözüne aykırı hareket etmiş olur muyum?

    • 1) Şifa Allahtandır ilaçlar, doktorlar müminlerin ve şeyhlerin duaları sebeptir. “Benim şeyhim hastalığıma şifa verdi” demek ise şirktir. Doğrusu: “Allah şeyhimin duası vesilesi ile hastalığıma şifa verdi ” demek lazımdır.
      2) “Gavsım rızkımızı verendir” demek şirktir. “Çalışıp çabalamamız, gavsların evliyaların duaları, iyilerin iyilikleri rızkımıza sebeptir” demek lazım.
      3) “Şeyhimiz kendisine bağlanana ahirette kesin şefaat edecektir” sözü şirktir. Doğrusu “Şeyhim, sıratı müstekim yolundadır sen de kuran ve sünnet yoluna göre iman eder amel edersen Rabbim de orada şeyhime şefaat etme yetkisi verirse inşaallah şeyhim sana da şefaat eder” demek gerektir.
      4) “Kıyamet günü şeyhim Allahın karşısına dikilecek” demek küfürdür. Çünkü Allahı insanlara benzetip O’na mekan isnat edilmiş olunur. Doğrusu, “Şeyhim Kıyamet günü Allahın huzuruna çıktığında kendisi ve talabeleri için Allahın affını taleb edeceğini umarım” demektir.
      5) “Başım sıkışınca vefat eden şeyhimin kabrine gidiyorum medet şeyhim diyorum ve bana yardım ediyor” desem her gün 40 defa söylediğim İYYAKENESTAİN sözüne aykırı hareket etmiş olur muyum?
      Evet, aykırı inanmış ve hareket etmiş olursun. İsteme şekliniz yanlıştır. Başın sıkıştığında Alahtan isteyeceksin. Lakin enbiya ve evliyayı vesile etmek caizdir. Yani; “Ya Rabbena dualarımı Peygamberler ve evliyalar hürmetine kabul et ” demek caizdir. Zira Hz. Adem de benzer şekilde dua etmiştir. Kaynak: (Hadis-i Taberani)