Peygamber Efendimizin Mezhebi Var mıydı?

Mescid-i NebiSORU: Peygamber Efendimizin mezhebi var mıydı? Bazı kimseler Efendimizin bir mezhebi olmadığını söylüyorlar bu doğru mudur?

CEVAP: Öncelikle şunu belirtelim ki bir kimsenin, Kur’an’ın,
“(Ey Rasulüm) Şüphesiz sen, en doğru sırat (mezhep) üzeresin.” ayetine karşın,
Peygamberin mezhebi yoktur iddiası, küfürdür. Böyle birine tecdîd-i iman ve evli ise nikah tazeletmesi lazımdır.
Mezhep demek, gidilen yol demektir. Dini manada mezhep ise tabi olunan inanç amel ve ahlak demektir. Bu manada Peygamber aleyhissalâtü vesselam Efendimizin bir mezhebi vardı. Kur’an-ı Kerîm Peygamber Efendimizin mezhebini Yasin Suresinde şu ayetle ifade etmiştir:

“İnneke leminelmurselîn” “Alâ sırâtın(m) müstekîm. Mealen:
“(Ey Muhammed) şüphesiz, sen gönderdiğimiz rasullerdensin ve sen en doğru sırât (mezhep) üzerindesin. ” Mezhebin Kur’an’daki karşılığı “sırât”tır. Sıratın anlamı ise yol demektir. “Müstekîm” ise, dosdoğru demektir. Bu iki kelime birleştirilince; “dosdoğru yol” anlamı çıkmaktadır. Bundan da şu ifade  çıkmaktadır;
“(Ey Rasulüm) şüphesiz sen, en doğru mezhep üzerindesin.”

Allahu Teala Kur’an’da  (Âl-i İmran -31) ayette  buyuruyor ki, mealen:
“Ey Rasulüm de ki, Eğer Allah’ı seviyorsanız geliniz bana uyunuz ki, Allah’ta sizi sevsin günahlarınızı bağışlasın. Allah affedicidir, Allah merhametlidir.” Bu ayetlerin manası gereğince Rasulullah’ın mezhebine, yani sırat-ı müstekîme, yani; Ehl-i Sünnet Mezhebine uymak, her müslümana farzdır.

         Kur’an Peygamber (s.a.v.) Efendimize nazil olmuş ve sadece O’na açıklanmıştır.  Eğer ki, Allahu Teala Kur’an’ı bütün kullarının anlayacağı kadar açık kılsaydı Rasulüne; O’nu insanlara açıklamasını emreder miydi? Nitekim ilgili âyette Allahü Teâlâ buyuruyor ki, mealen:
“ İnsanlara açıkla diye Kur’an’ı sana indirdik.” (Nahl 44) Rasulullah’ın dini mevzulardaki sözleri, Kur’an’ın açıklamaları olan hadis-i şeriflerdir. Hz.Ali(r.a.), Peygamber(s.a.v.) Efendimizin hadisi şeriflerini yok sayan Harici sapıklarının küfürlerine fetva vermiştir. Şimdilerde hadisi şerifleri kabul etmeyen bazı sözde din adamları bu kategorinin neresindeler acaba? Bu ve benzeri durumların münkiri olan bu adamlar itirazlarına gösterecekleri bir tek hadisi şerif dahi yoktur. Niye yoktur? Çünkü bu kibirli ve eksik bilgili zevatlar hadisleri inkar ederler de onun için. Allahu Teala bir hususta ihtilafa düşüldüğünde onu Allah ve Rasulüne götürmemizi buyurmaktadırNitekim, Kur’an’da
“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygambere ve sizden olan (!) emir sahiplerine de itaat edin. Eğer bir hususta ihtilafa düşerseniz -Allaha ve Ahirete gerçekten inanıyorsanız- onu Allah ve Rasulüne götürün. Bu hem hayırlı ve hem de netice bakımından daha hayırlıdır.”   (Nisa Suresi 59.)
        Allahu Teala bir hususta ihtilafa düşüldüğünde onu Allah’a ve Rasulüne götürmemizi buyurmaktadır. Pekala, Peygamber(s.a.v.) Efendimiz dünya hayatında olmadığına göre bir meselenin çözümü nasıl Peygamberimize götürülecektir? Bir mesele Kur’an’da açıkça belirtilmemişse, Kur’an’daki; “O meseleyi Peygambere götürünüz ifadesinden maksat, Rasulullahın hadisi şerifleri değil midir? Ehli sünnet uleması çözümü hadisi şeriflerde bulurlarken, neden bu hadis münkirleri kendi kısır akıllarına göre ayetlere anlam verip bilgisizliğin karanlığında hem kendileri, hem beraberlerinde bulunanları bu karanlığa çekmeye çalışmaktadırlar?    Müctehid alimlerde bu sırat-ı  müstekîme en doğru bir halde nasıl tabii olunacağı üzerinde ictihat etmişler ve mü’minleri en doğru yola çağırmışlardır. Bu alimler “benim çağırdığım sırat-ı müstekımın adı hanefi mezhebi olsun, şafi mezhebi olsun” dememişler. O isimleri, o zamanda yaşayan müslümanlar kullanageldikleri için, zamanla o alimlerin çalışmaları isimlerle adlanmışlardır.

       Ehli sünnetin anlamı ise, Peygamber(s.a.v.) Efendimizin yolu demektir. Zira sünnetin anlamı da yol demektir. Ehli Sünnet mezhebinde olan Müslümanlar bugün, Kur’an’da adı “sırât-ı müstekîm” olarak geçen ehli sünnet yolunda dört isim adı altında amel etmektedirler. Mezhep imamları Müslümanları bölmemişler bilakis, inançta tek hak mezhep olan Ehl-i Sünnet Yolunda birleştirmişlerdir. Amelde bazı farklılıklar ise, Rasûlullah’ın zaman zaman yaptığı amel boyutundaki farklılıklardır. Mezhep imamlarının kendilerinin uydurdukları hiç bir amel ve itikat yoktur. Bu mezheplerde Kur’an ve sünnete dayanmayan hiçbir mesele yoktur.
       Bir kimsenin “Peygamber Efendimizin bir mezhebi yoktur.” demesi, ya cehaletinden veya art niyetindendir.
Tek delil Kur’an değildir. Âlimler için delil dörttür: Bunlar, Kitap, Sünnet, İcma ve Kıyas-ı fukaha’dır. Birini inkâr eden mezhepsiz olur. Ehl-i sünnet âlimleri, dört mezhepten başkasıyla amel etmenin caiz olmadığını ittifakla bildirmişler ve bunda icma hâsıl olmuştur. (El-Mesail-ül-müntehabatü fir-risaleti vel vesileti)

       Vesselam.


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

7 soru “Peygamber Efendimizin Mezhebi Var mıydı?

  1. hak din İslam ; peygamberi Hz. Muhammed Mustafa s.a.v. Allah 1 ise ve buna istinaden peygamberimizin yolu yani mezhebi bunlar ise neden 4 mezhep vardır ben bu konuda şu şekilde düşünmekteyim mezheplerle İslam birliğini İslam kardeşliğini parçalamak birbirimize düşman olmak mı amaç yol bir Allah 1 farzlar bir Allahtan sünnetler peygamberden anlam veremiyorum bir açılama yaparmısınız bilen varsa

    • Hak din elbette İslam’dır. Peygamberimiz de Hz. Muhammed Mustafa’dır. Tek hak mezhep de ehli sünnet
      ve’l-cemaattir. Dört mezhebe gelince onlar arasında amelde küçük farklılıklar vardır. O da zenginliktir. Hiçbir imam kendinden bir şeyler uydurup şunu şöyle veya böyle yapınız dememiştir. Her bir mezhep imamı bir ayete veya bir hadisi şerife dayanmıştır. Onun için bu dört mezhebe dil uzatan Kuran ve Sünnete dil uzatmış olur ve dinden çıkar.
      Peygamberimiz(s.a.v.), onlara ayrılık diye bakmamış bilakis “ümmetimin alimleri arasındaki farklılıklar rahmettir ” diye buyurmuştur.
      Bu arada yazımızı da dikkatle okursanız yanlış düşündüğünüzün farkına varırsınız.

    • Alevilik demek Hazreti Ali’yi sevmek ve Hazreti Ali’nin yolundan gitmektir. Hazreti Ali’nin yolu Rasulullah’ın yoludur. Yani; Hz. Ali’nin yolu, Kuran ve sünnet yoludur. Dört mezhebe göre Hazreti Ali’yi sevmek farzdır. Zira Peygamberimiz(salat vesselam ona olsun) “Ali’yi sevmek imandandır” buyurdular.
      Dört mezhebin baş imamı yani; hocalarının hocası İmamı Azamdır. İmamı Azam’ın hocası ve üvey babası ise, Hazreti Alinin(r.a.) torunu İmam Caferi Sadık’tır(k.s.). Bu da demek oluyor ki, dört mezhep gerçek Aleviliktir.
      Yoksa bazı cahillerin anladığı gibi Alevilik, Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer’e sövüp semah dönmek değildir.

  2. Allahcc.razı olsun, Peygamberimiz zaten bir mezhepti ve biz o mezhebi öğrenip o mezhepte kalırız son nefesimizde inşallah Hocam.