KERBELA OLAYI VE ŞİA’NIN CEHALETİ

Hz. Ali’nin vefatından sonra müminlerin
biatı ile halife seçilen Hazreti Haislam dergisi logo- 1 (2)san (r.a.), kendisine savaş açan Muaviye (r.a.) ile Müslümanlar arasında kan dökülmemesi için halifelik hakkını ona devretti. Bir süre sonra Hz. Hasan (r.a.) karısı tarafından zehirlenerek öldürüldükten sonra Muaviye (r.a.) Şamlılardan oğlu Yezid’e uymalarını istedi ve Şamlılar bunu kabul etti. Hacca geldiğinde aynı şeyi Hicazlılardan da isteyince en başta Hz. Ömer’in oğlu Abdullah (r.a.), Peygamberimizin amcası Abbas’ın oğlu İbni Abbas (r.a.), Ebu Bekir’in oğlu Abdurrahman (r.a.) gibi Medine büyükleri Muaviye’nin (r.a) bu teklifini red ettiler.
Muaviye’nin (r.a) vefatından sonra Şam’da ve diğer yerlerde Yezit zorbalıkla hükümdarlığını kabul ettirdi. Bunun üzerine Yezit Medinedeki valisine haber göndererek Hz. Hüseyin’in de (r.a.) kendisine biat etmesini istedi. Hüseyin bunu duyunca Yezit belasına karşı tedbir için Mekke’ye gitti. Kufeliler ise Hz. Hüseyin’e biat için Kufe’ye gelmesini rica ettiler.

İbni Abbas(r.a.) onların tekliflerini kabul etmemesini rica etti ve dedi ki:
-“ Ey amcamın oğlu. Onlar babanı öldürdüler. Kardeşini aldattılar. Doğrusu sen ailene dön.“
Hz. Hüseyin buna razı olmadı. Bunun üzerine İbni Abbas; “Vah Hüseyin” diye ağladı. Hazreti Ömer’in oğlu İbni Ömer’de (r.a.) Hz. Hüseyin’i bu hususta uyardı: Ne yazık ki Hüseyin onun da uyarısına aldırış etmedi. Nihayet gözlerinden öperek :
-“Ey Hüseyin. Seni düşmanlarının şerrinden, Allah’ın korumasına emanet ediyorum.” dedi.
Kadsiye’ye yaklaşıldığında Yezidin ordusunun geleceğini haber veren kişi Hz. Hüseyin’e bu işten vazgeçip geri dönmesini söylediyse de Müslim Bin Ukeyl’in kardeşleri kardeşlerinin intikamını almadan geri dönmeyeceklerini söylediler. Bunun üzerine Hz. Hüseyin;
-“ Sizden sonra yaşamanın ne manası var?”  diyerek Yezid’in ordusunun üzerine yürüdü.
İbn-i Zeyyad’ın süvarileriyle karşılaştı ve Kerbela’ya döndü. İbni Zeyyad 20 bin askerle ona karşı hazırlandı. İki taraf karşılaşınca Zeyyad Hz. Hüseyin’e Yezid’e biat etmesini istedi. Hz. Hüseyin kabul etmedi ve
– “Bırakın Yezid’e gideyim“ dedi.
İbni Zeyyad kabul etmedi. Akabinde savaş başladı.  Hz. Hüseyin’in taraftarları kaçarak onu savaş meydanında yalnız bırakmaları sebebiyle Hz. Hüseyin şehid edildi. Onu şehid edenler ile onu savaş meydanında bırakıp kaçanlar da lanete mucip oldular. Savaş meydanını bırakıp kaçanlara daha önceden

Yezid’e boyun eğmeyen her erkeği katlettiler. Sadece Hz. Hüseyin’in oğlu Zeynel Abidin’e çocuk ve hasta olduğu için dokunmadılar. Daha sonra İbn-i Zübeyir’i katletmek için Mekke’ye yöneldiler. 64 gün Mekke’yi muhasaraya aldılar yıktılar, hatta Kabe’yi dahi yaktılar.

Bu olaylar miladi 680 yılında vukuu buldu. Buraya kadar her şeyin nasıl olup bittiği malum. O yıllarda Türkler Orta Asya da ikinci Göktürk imparatorluğunu Kutluk Kağan’ın öncülüğünde henüz yeni kurmuşlardı. Bu olup bitenlerden hiç mi hiç haberdar değillerdi. Peki mezhepçi ve ırkçı faşist İranlıların bu meseleyi kaşımalarının sebebi nedir? Bizim ecdadımızın Yezit denilen lanetli adamla ne bir akrabalığı, ne de tarihsel bir bağlantısı vardır. Bizim ecdadımız henüz Kök(asıl) Tanrı inancı ile Orta Asya bozkırlarında bir uçtan bir uca at koştururken bizi yezitlikle suçlayan kara cahil şia zihniyetinin amacı nedir?
Amacı şu olsa gerek: Bu yarayı kaşıyarak Şii mezhepçiliği yaparak İran’ın içindeki 40 milyondan fazla Oğuz Türkünü biraz daha uyutup asimile edebilmektir. Aksi halde İran diye bir devlet söz konusu bile olamayacaktır.

İran ve Irak Şiileri, Hz. Hüseyin Yezitle kerbela da karşı karşıya gelmeden önce de Müslüman idiler. O halde neden Hz. Hüseyin’i Kerbelâda Yezidin ordusu ile baş başa bırakıp kaçtılar.?
Hiç bir kan bağımız olmamasına ve hatta Yezitten farklı inanmamıza karşın, Şiilerin bizi ve atalarımızı Yezit’in işlediği cinayete ortak etmeleri hangi inançla bağdaşır? Oysa, Allah katında hiçbir kimse bir başkasının işlediği suçtan sorumlu olmayacaktır.


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir