İki Türlü Ecel Vardır

kader- hk ayetEcel; ömrün sonu, ölüm için takdir edilen (yazılan) zaman. Dünyâ hayâtının bittiği vakit. Her canlının Allahü teâlâ tarafından takdir olunmuş bir eceli vardır. Herkes, eceli gelince ölür.
A’raf sûresi, 33. âyetinin meâl-i şerîfi şöyledir:
– “Ecelleri geldiği zaman, onu bir saat ileri ve geri alamazlar.”
“İnsan doğmadan önce; ne kadar yaşar, nerede ölür, tövbe ile mi, tövbesiz mi ve hangi hastalıklardan, îmân ile mi, yoksa îmânsız mı gider?” cümlesi ezelde takdir edilmiş, ezelde (sonsuz öncelerde) yazılmıştır. Ecel, İslâm dînin de iki kısım olarak bildirilmiştir.
Bunlardan birine “ecel-i müsemmâ”, diğerine “ecel-i kazâ” denilmiştir.
Ecel-i müsemmâ: Bu ecel, hiç değişmez. Herkesin bir ecel-i müsemmâsı vardır ve ecel hâzır olduğu vakit, bir an gecikmez ve vaktinden önce gelmez. Canlı, takdir edilen o anda ölümü tadar. Bu ecelden kaçmak, kurtulmak mümkün değildir. Bu bakımdan, meselâ harplerden kaçanlar ölümden kaçtıkları için değil, ecelleri henüz gelmediği için kurtulmuşlardır. Aynı şekilde tâun (vebâ) gibi bulaşıcı hastalık bulunan yerlerden uzaklaşanlar da henüz ecelleri gelmediği için yaşamaya devâm ederler. Buralardan kaçmayıp sabredenlerden ölenler ise ecelleri geldiği için ölmüşler, yaşamaya devâm edenler de ecelleri gelmediği için ölmemişlerdir. Afrika’da açlıktan ölenler, ecelleri geldiği için ölmüşlerdir. Trafik kazâları gibi, onların da ölüm sebebi açlık olmuştur. Onlara yardımcı olmak çok iyidir ve sevaptır. İntihâr eden, başkası tarafından öldürülen veya kazâ netîcesinde ölen kimseler için halk arasında “Eceli ile ölmedi!” denilmesi yanlıştır. Çok tehlikeli hallerden sağ sâlim kurtulanların yanında ufacık ve değersiz görünen sebeplerle ölüp gidenler düşünülürse ecel-i müsemmâ’nın anlaşılması kolaylaşabilir. O halde, ecel vakti Allahü teâlânın takdiri iledir. Bu konuda çok meşhur olmuş bir beyt şöyledir: Ecel geldi cihâne Baş ağrısı bahâne
Ecel-i kazâ: Bir sebebe bağlı olarak değiştirilmesi takdir edilmiş eceldir. Bir kimse, Allahü teâlânın beğendiği iyi işi yapar, yâhut sadaka verir, hac ederse, ömrü 60 sene, bunları yapmazsa 40 sene diye takdir edilmesidir. Allahü teâlânın beğendiği iyi işler, kabul olan duâlar, takdir edilen kazânın değişmesine, yâni artmasına sebeb olur.
Bu husus Peygamberimizin(sallallahu aleyhi ve sellem) hadîs-i şerîflerde bildirilmiştir:
“Kader, tedbir ile sakınmakla değişmez. Fakat kabul olan duâ, o belâ gelirken korur.”,
“Kazâ-i muallakı hiçbir şey değiştirmez. Yalnız duâ değiştirir. Yalnız ihsân, iyilik artırır.” ve
“Sadaka ömrü uzatır.” hadîs-i şerîfleri bunun delîlidir.
Dâvûd aleyhisselâmın yanına iki kişi gelip, birbirinden şikâyet etti. Dinleyip, karar verip giderken Azrâil aleyhisselâm gelip;
– “Bu iki kişiden birincisinin eceline bir hafta kaldı. İkincisinin ömrü de, bir hafta önce bitmişti. Fakat, ölmedi.” dedi. Dâvûd aleyhisselâm şaşıp, sebebini sorunca;
– “İkincisinin bir akrabâsı vardı. Buna dargındı. Gidip, onun gönlünü aldı. Bundan dolayı Allahü teâlâ buna yirmi yıl ömür takdir buyurdu.” dedi.
Bir başka misâl de şöyle verilebilir. Birinin 3 gün ömrü kalmışken, akrabâsını Allah rızâsı için ziyâret etmesi ile ömrü 30 sene uzar. 30 yıl ömrü kalmış olanın da akrabâsını terk ettiği için ömrü üç güne iner. Bu değişiklikler Allahü teâlânın ezelî ilmine uygun olarak meydana gelir. Yoksa Allahü teâlânın takdir ettiği (yazdığı) şey asla değişmez. Herhangi bir şekilde öldürülen kimsenin ömrü, o anda, ortadan kesilmiş, yarım kalmış değildir. O anda eceli gelmiştir. Doktor bulmak, ilâç bulmak, organ nakli ve öteki sebepler de Allahü teâlânın takdirine bağlı olup, ecel gelmemiş ise ölünmez ve gelmiş ise kurtulunmaz.
BİR KISSA:
Bir gün Cebrail(a.s.) Peygamberimize(s.a.v.) gelip sahabeden bir gencin bir gün sonra öleceğini haber verir.
O genç ise o gün evlenir ve akşam gerdeğe girmeden önce yeni evliler için yapılan tatlıyı yemek üzereyken kapıya bir fakir gelir. Allah rızası için yiyecek bir şeyler ister. Genç sahabi o tatlıyı o fakire verir.
Ertesi gün sabah namazında O gencin ölü olmadığı görülünce Rasulullah o duruma hayret eder. Rasulullahın hayretini gören Cebrail(a.s.): 
– “Gencin tatlıyı sadaka olarak vermesi gelmekte olan belayı geri çevirdi.” diyerek durumu açıklar.
Gerçekten de sahabe gencin evine giden eshab, onun yastığının altında ölü, siyah bir yılan bulurlar. (Mektubat-ı İmam-ı Rabbani/1.c.217.Mktp)
Rasulullah’ın(s.a.v.):
– “”Müslüman kimsenin sadaka ömrün artmasına gerektirdiği gibi kötü sondan da muhafaza eder.” (Tirmizî)
“Sadaka yetmiş nev’i belayı men’eder. Bunların hafifi cüzzâm ve baras (ala tenlilik) meşhur hastalığıdır.” (C.Sağir)
“Sadaka ömrü uzatır.” (Hadis-i Camius-Sağır) buyurduğu hadisi şerif de bu durumu teyid eder mahiyettedir…
Görüldüğü gibi Muallakta olan kaza, dua ve sadaka ile değiştirilebilirken Mübrem kaza ise hiç bir şekilde değişmediği ayet ve hadislerle sabit olduğu görülmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

30 soru “İki Türlü Ecel Vardır

  1. eceli istemek günah mıdır? çok çaresiz bir durumdayım sabrım tükendi kimsesiz kaldım imanım gün geçtikçe zayıflıyor ve ben sürekli ölmek istiyorum. ibadetlerden iyice uzaklaşmadan daha fazla günaha girmeden bunun için de sürekli dua ediyorum. daha önce bi yerde okumuştum allahım yaşamak benim için hayırlıysa yaşamamı ölmek hayırlıysa ölmemi nasip et diye dua edebilirsiniz diyordu. sürekli insanların bana uzun ömür dilemelerine sinir oluyorum beddua ediyorlar gibi geliyor 😢

    • Ölümü isteyen birisine Peygamberimiz; ” Ölümden ötesi için ne hazırladın? ” diye sorudular.
      Siz de ölümden ötesi için ne hazırladınız ki ölümü bu kadar istiyorsunuz?
      Aklınızı başınıza alınız. Dünyada az bir sıkıntıya dayanamıyoruz kabir de ve ahirette onca sıkıntı ve azaba nasıl dayanacağız?
      Dünyada hiçbir acı ve ızdırap kalıcı değildir. Dünyada hiçbir kimse de dört dörtlük mutlu değildir. herkesin kendine göre bir çok sıkıntısı vardır. Kendinizden daha kötü durumda olan insanlar bakınız ki halinize isyan etmeyesiniz.

  2. Hocam hayırlı günler babam akciger kanseriydi ilk öğrendiğimizde ben ameliyat olmasını istedim fakat kendisi ve annem istemedi çünkü ilk hastaneye götürdüğümde eskiden geçirdiği veremin kalıntısı dendi sonra iki ay öksürüğü geçmedi tekrar hastaneye götürdük bu defa yaklaşık 3 ayda 1.5 cm büyümüş dendi parça alalım dediler babam kabul etmedi hani daha önce birşey yok sonra kanser denince aynı fakülte hastanesiydi belki bu nedenle veya babam çekindiği için kabul etmedi sonra aradan aylar geçti 7 ay babam yavaş yavaş yememeye başladı kilo kaybı oldu sonra yürümekte zorluk çekti hastaneye götürdüm emar çektik fıtık dendi ama babam kalp hastasıydı ameliyat çok rsikli oldugundan yaptıramadım gittikçe kötü oldu ayak güçünü kaybetti belden aşağı kısmı eridi artık yatalak olmuştu dayanılmaz acılar duyururdu bel fıtığından kimse bu kadar çekmez diyordum kullanmadığı ağrı kesiler kalmadı düşünün ki yeşil reçete işe yazılan tüm ağrı kesicileri kullanıyordu ve melhemler hergün zeytin yağı ile masaj yapıyordum kullanmadığım attar malzemeside kalmadı ama fayda vermedi.Böyle olduktan sonra tamamen yememeye içmemeye başladı artık bi su bile içemez hale geldi inan ki su içerken Allahıma dua ediyordum içebilsin diye ama boğuluyordu tekrar hastaneye götürdüm bi hafta fln kaldı serumlarla birazcık yemeye içmeye başladı doktorlar bize babam yazı göremez diyordu ama ben inanmıyordum Rabbimin dediği olur diyordum sonra taburcu olduk eve geldik bi kaç gün geçti babamı kaldırırken kolu kırıldı hastaneye götürdüm kanser kemiğe sıçramış dendi anladım ki babamın fıtık diye çektiği ağrısı da kanser ağrısıymış ameliyata onay vermediler doktorla konuştum böyle mi kalacak diye ben lokal yaparım dedi amca kan sulandırıcı 5 gün kessin ameliyatı yapacağım dedi eve geldik sonra birgün geçti annem bana bi kırık çıkıkcı getir dedi Allah şahit ben razı değildim annemin ısrarıyla getirdim kırık çıkıkcı babamın koluna jetokain diye bir igne yaptı dış çekimlerinde ve çocuk sünnetlerinde kullanılan igne sonra gecesi babam kötü oldu nefes alamıyordu fln sabahı sabah ettik sonra ben babamı hastaneye götürmeye 2 kez niyet ettim çünkü kötüydü baygın dı sürekli daha önce böyle olmamıştı Ama kırık çıkıkcı yerinden oynatmayın dediği için uyusun dedim sonra evden çıktım saatler geçti eve akşama doğru geldim baktım babama nasıl diye gözlerini açtı birşey dedi tuvalet fln çünkü yapıp yapmadığını bilmiyordu sesi de yoktu az çıkıyordu yada hiç baktım altına temizledim.Sonra oturdum bi 10 dakika sonra tekrar babamı kontrol ettim gözünün beyazı yarım bi şekilde daha öncede babamı böyle görmüştüm fazla panik yapmadım hastaneye götürmeye karar verdim ama hemen ambulansı artacağıma kırık çıkıcıyı aradım durumu anlattım dikkat edin kolunu oynatmadan götürebiliyorsan götür dedi ama ben konuşurken annem bağırdı geldim babam gözlerini tam yukarı dikmiş gözlerinin beyazı görünüyor ben başında süreler okudum ambulans 10 dakikaya geldi ve babama kalp masajı yaptılar bilinç kapalı dendi hastaneye götürdüler kalbi durmuş dedi doktor biz çalıştırdık yoğun bakım dolu başka hastaneye göndereceğiz 40 dakka hastane ambulansı bekledik geldi götürdük orda da kalbi durdu dediler tekrar çalıştırdık sonra yoğun bakıma aldılar 10 dakika sonrada hastayı kaybettik dediler.Sayın hocam ilk bize kanser dendiği zamanla babamın vefatının arası 11 ay sürdü şimdi hocam 11 ay önce babam ameliyat olsaydı veya kırık çıkıçıyı getirmeseydim veya o gün 2 kez gündüz hastaneye götürücektim kolu için götüremedim.Götürseydim babam yine o gün o saatte mi vefat edecekti yoksa ben mi sebeb oldum babamın vefatına bu soru benim için çok önemli size durumu olduğu gibi anlattım vicdan azabı çekiyorum aylarca babama baktım son 4 ay ama sonunu getiremedim birde sebeb oldum diye düşünüyorum ve size olayı anlattığım gibi fetva hattına anlattım bi hocam bana masum birinin ölümüne sebeb olduğunu söyledi o günden beri eridim bittim bi evlat hemde babasını çok seven bi evlat babasının ölümüne sebeb olmaya nasıl dayansın.Allah rızası için Rabbim şahidiniz olsun acıda olsa bana gerçeği söyleyiniz sizden rica ediyorum şimdiden çapınız için Rabbim sizden razı olsun

    • Mehmet kardeşim, siz elinizden geldiği kadar çaba sarf etmişsiniz. Sizin hiçbir kusurunuz yoktur babanızın vefatında. Size o fetvayı veren hoca müsveddesi kimse Allah ona basiret versin.

      “Eğer Allah insanları zulümleri yüzünden hesaba çekseydi, yeryüzünde kımıldayan tek canlı bırakmazdı. Fakat Allah onları, belli bir vakte kadar erteler. Müddetleri (ecelleri) geldiği zaman, onu ne bir saat erteleyebilirler, ne de öne alabilirler.” (NAHL SURESİ/61)
      Ecel mukadderdir. Vaktinden ne bir an önce gelir, ne de bir an sonraya kalmaz.

  3. Hocam iyi günler. Annem 8 yıldır böbrek hastasıydı. Haftada 3 sefer diyalize girerdi. Hem psikolojik olarak hem beden gücü olarak bu duruma hiç adapte olamadı. Hep bir böbrek bulunup nakil olup bu durumdan kurtulmak isterdi. Böbrek nakli için bazı hastanelere götürüp kayıt yaptırdık.ama organ bağışı pek yaygın olmadığı için çıkma şansının bize çok düşük olduğu söyleniyordu. Diyalize başladığı ilk seneler kendisine bu durumdan ötürü gönüllü olarak bir böbreğimi vermek istedim. Evladımı yarım insan bırakmam diyerek bunu hep reddetti. Ama vefat eden bir yabancının yapacağı bağıştan kendisine nasip olması en büyük isteğiydi. 4 sene önce antalyada nakil şansının daha fazla olduğunu öğrenmiş diyaliz merkezinde. Oraya gidip ordaki bir hastaneye kayıt yaptırmak istediğini söylediler babamında onayıyla. Bende annem babam ablamla beraber gidip oradaki adı geçen hastaneye gittik ankaradan. tahlil ve kayıt işlemlerini yaptırdık geldik. Uzun zaman geçti ses çıkmadı. Bu sırada annem diyalize girmeye devam etti ve çok yıprandı bedenen. Özellikle son 1 yıldır uzun süredir diyalize girmenin bedeninde yarattığı zorlamalar hissediliyordu. Böbrekten umudumuz yoktu ama ne vakit onu bu hastalıktan kurtulmak için ağlayarak dua ettiğini görsem böbreğimin birini samimi olarak vermeyi teklif etmeyi ihmal etmedim. Kabul etmedi evladımdan almam dedi. Bir gün antalyadaki hastaneden babama telefon geldi ve anneme uyan bir böbrek çıktığını bir kaç saat içinde ankaradan buraya gelip gelemiceğimizi sordu. Durumu annem ve babama söledim. Annem büyük bir heyecan ve mutlulukla beni götürürmüsün diye sordu. Ne demek anne tabi ki götürürüm dedim. Gittik orada tahliller yapılıp küçük bir riskle nakil yapılmaya uygun görüldü. Nakil oldu ameliyat iyi geçti ve organ çalışmaya hemen başladı. 1 hafta gayet iyiydi. Hatta yıllardır hiç olmadığı kadar. Sonra yavaş yavaş halsizleşmeye güçsüzleşneye başladı. 15 gün sonra yürüyemez hale gelecek kadar takatsizleşti. Böbrek çok iyi çalışıyordu ama doktorların bile anlayamadığı biçimde başka birşeyler ters gidiyordu. Ameliyattan sonra 35 gün geçti ve taburcu olamadan vefat etti. Bu hususta sormak istediğim bir kaç sorum var. Annemin yıllarca diyalize girerek psikolojik ve beden olarak giderek yıprandığı ve diyalizi güçlükle kaldırmaya başladığı bu dönemde apansız meydana gelen bu gelişme acıyla birlikte kendimi bazı noktalarda sorgulamaya sevketti. Böyle neticeleneceğini bilmeden onu kalan ömründe diyalizden kurtararak daha sağlıklı bir hayata döndürme düşüncesiyle ve yıllardır kendi duasını gerçekleştirmek üzere umutla yola çıktık. Şayet böle bir sonu bir şekilde kestirebilme yetisini gösterebilseydim yada üşengeçlik gösterip çeşitli bahaneler öne sürerek bir şekilde götürmemiş olsaydık ölüm aynı vakitte farklı şekilde burada da kendisini bulur muydu. Sıkıntılı da olsa giderek yıpransada bir şekilde yürüyor iyi kötü yaşıyordu. Bir diğer sorumda şu. Hem annem hem babam yaşlı ve hasta olduğu için ve tek bekar evlatları ben olduğum için yanlarında kalıp onlara göz kulak olmak için evlenmedim. Annem evlenmemi ara ara sölerdi başkasıyla dertleştiğinde bizim için evlenmiyor evlense keşke derdi. Şayet evlenseydim zaman mekan ve sorumluluk yönünden bu kadar serbest olamayacağım ve bu kadar rahat onlara adayamayacağım için kendimi hiç düşünmedim. Hastaneye götürürdüm onları ihtiyaç halinde yemek yapardım ya da iş çıkışı dışardan hazır yemek yaptırır getirirdim yerdik. Hafta sonları onları alır gezdirirdim bunalmasınlar diye dolaştırırdım bir şekilde onlarla kalmak beni daha huzurlu hissettirirdi. Bu fedakarlık düşüncesiyle aldığım karar ve uygulamalar istemeden annemin uhtesi oldu mürüvetimi görmedi. Tüm bu yaşananlar bende tahammülü zor bir iç sıkıntısı yarattı. Suçluluk ve mesuliyet duygusu taşıyorum. 33 yaşındayım ve babam dışında hayattan bir beklentim kalmadı. Kendim için Allahtan gelecek doğal bir ölüm arzusu taşıyorum. Bana tüm bu yaşananlar mukabilinde hangi noktalarda kusurlu olduğumu sölermisiniz?

    • Mesut bey. Öncelikle başınız sağ olsun Allah sizlere hayırlı ömürler bahşetsin. Her canlı mutlaka ölümü tadacaktır. Annenizin çektiği sıkıntılar günahlarının affına ve cennetteki derecesinin yükselmesine vesile olmuştur umarım.
      Siz hayırlı bir evlat olarak annenize olan görevlerinizi elinizden geldiği kadar yapmışsınız. Ama sizin dahi elinizde olmayan ecel annenizi sizden geçici bir süre ayırmıştır. Çünkü hepimiz o aleme bir gün gidiciyiz. Bu dünya, yolculuk esnasında uğradığımız bir istasyon mesabesindedir. Siz yaşama sebebi olan böbreği buldunuz ama ecelin önüne geçmeniz mümkün olmadı. Allahu Teala buyuruyor ki :
      – “Allah’ın izni olmadıkça hiçbir kimseye ölmek yoktur. (Ölüm) belirli bir süreye göre yazılmıştır. Kim dünya menfaatini dilerse, kendisine ondan veririz. Kim de ahiret sevabını isterse ona da ondan veririz. Biz şükredenleri mükafatlandıracağız. (KURAN 3.Sure ayet:145)
      Ölüm istemeniz ise son derece yanlıştır. Yine Kuran’ın ifadesine göre ecelin belli bir saati vardır. O ne bir an öne ne de geriye kalır.
      Annenizin de arzusu olan evlenme işini bir an önce yapıp hayırlı evlatlar yetiştirmeye bakınız. Siz anne duası almış hayırlı bir evlatsınız. Size ölüm istemek yakışmaz.

  4. babam alzheimer hastasisydi 7 yildan beri bu hastaliga tutulmadan önce namazini kilar kuran okurdu dinine düskündü.Akcigerde intap oldu hastanede vefat etti.kelimei sehadet getiremedi.kabir suallerine cvp verebilmismidir.

    • Başınız sağ olsun Allah sizlere uzun ömürler versin Gülcan hanım.
      O durumda olan hastalar sağlıklı zamanlarında nasıl inanmışlarsa onlara öyle muamele edilecektir. Müsterih olunuz.

  5. Selamın aleykum hocam. Cok perısan bı psıkolojıdeyım. Babamın beynınde tumor vardı cok gezerdı bır aksam gıtme dedık ama cabuk gelırım dedı bızde tamam dedık aradık falan derken ulasamadık o aksam dusmus yogunbakıma kaldırdık ıkı hafta sonra oldu. Akrabalar sız ettınız boyle olmazdı evde olurdu falan dedıler ben olum olayından cok bu muameleden dolayı sıkıntıya gırdım. Gercekten boyle davranmasak evde mı olurdu bız ne dusunmelıyız dogrusu nedır benı aydınlatın Allah ıcın

    • Aleykümselam Nazen hanım. Ölüm Allahın emridir. Onu ne bir adım öne ne de geriye almamız mümkün değildir. İşte bir ayet meali :
      “Allah’ın izni olmadıkça hiçbir kimseye ölüm yoktur. Ölüm belirli bir süreye göre yazılmıştır.”
      Âl-i Imran 145

    • İnsanın eceli gelmeden insan ölmez. Ancak yahşi işler yapmak ömrün uzamasına vesiledir.

  6. Selamun aleyküm hocam,
    allah sevdiği kulunu yanına erken alırmış sözü doğrumudur ? (tabiki süphesiz herşeyin en iyisi Allahü teâlâ bilir)

    • Aleykümselam.
      O söz uydurma bir sözdür. Nuh Peygamber 1000 yıl yaşadı. O, Alahın sevdiği kullardan birisiydi.

  7. Selamun aleyküm hocam
    Esim vefat etti.23 yillik evliydim ölmeden once kavga ettik bende dayanamadim evlilik hayatimda ilk defa annemin evine gittim. Bana cok yalvardi eve gel diye düzeleceğini soyledi ama inanmadim daha öncede çok söz vermişti yine beni kandırıyor diye düşündüm ve esim intihar etti. Bana cok yalvarmisti gel diye eger ona son bi kez inanıp gelseydim su an yasiyor olurmuydu. Hocam onun ömrünü uzatabilirmiydim.Gidisini kabul edemiyorum. Ecel yazildiysa ben gelseydim bu sekilde degilde baska sekildemi vefat ederdi. Nolur yardimci olun hocam

    • Aleykümselam Hacer hanım.
      Eşiniz intiharından kendisi sorumludur. Çünkü siz ona fiziksel bir baskı uygulamamışsınız. Velev ki siz eve dönseydiniz bile eşiniz yine de intihar edecekti veya başka bir sebeple ölecekti. Sizin eve dönmeniz onun ömrünü uzatamazdı.
      Bundan sonra Allah için ne yapacağınıza bakıp kalan ömrünüzü böyle kahredici şeyleri düşünerek kendinizi helak etmeyiniz.
      Selam ve dua ile baki olunuz.

  8. selam aleyküm hocam hayırlı ramazanlar sorum şu
    Babam 5 ay önce vafat etti babamın karaciğer rahatsızlığı vardı ve 6 ayda kontrol olması gerekiyordu ama babam kendini sağlıklı hissettiği için kontrollere gitmedi ve bu ihmal 3 sene devam etti taki rahatsızlana kadar doktora gittiğimizde artık çok geçti karaciğer rahatsızlığı kansere ve siroza çevirmişti ve babam 15 gün içinde hakkın rahmetine kavuştu.
    Hocam babam kontrollere gitseydi ve erken teşhisten tedavi olsaydı yine vefat ettiği tarihte vefat edermiydi çok pişmanlık ve keşkeler var hayatımızda allah rızası için cevap yazarsanız sevinirim allaha emanet olun hocam.

    • Aleykümselam Yavuz.
      Eceli mübrem ve eceli muallak vardır.
      Eceli mübrem bir an ne ileri, ne de geri alınabilir.
      Eceli muallak ise şarta bağlıdır. Tedavisini zamanında yaptırırsa hasenat yaparsa vs. gibi sebeplerden dolayı Allah onun ömrünü uzatırdı. Babanız tedavi olsaydı umulur ki daha fazla yaşardı.

  9. Slmelamunaleykun Hocam,benim sorum?
    Bir insan (elinde bir bicakla yada bir silahla ve buna benzer şeyler) karşındakì başka birini öldürürse,o vuran onun ecelinin sebebimi ?ya o vurulan ölmezse onun eceli gelmemişse, ama allah müdale etmiyor?ama allah diyorki Ben zulmedici değilim!ve ben bir topluluk değişmedi sürece ben onlari deyiştirmem!allah herkeze kendi iradesini verdi!ama bu durumla bu ayetleri bağliyamiyorum???bana geri dönerseniz cok sevinirim allaha emanet olun

    • Aleykümselam Ece hanım.
      Bir kimse birini öldürürse onun katili olur. Onu öldürmeseydi o kimse yaşar mıydı? O kimse bu kez başka bir sebepten dolayı yine yaşamaz ölürdü. Katil kişi Allah’ın yarattığı bir canın ölmesine sebep olduğu için suçludur ve ceza alması gerekir. Bu imtihan dünyasında bunlar hiç olmasaydı denilirse, o vakit imtihan olmazdı.
      Niçin imtihan?
      İyi ve kötünün belirlenmesi için. Allah kimin iyi ve kötü olacağını bilmiyor muydu? denilirse, elbette biliyordu ama bizim de bilmemizi istedi. Allah, katili katil olmadan cehenneme atsaydı o “Rabbim beni deneseydin ben iyi kullardan olurdum” bahanesini yapmaması için sınav yapmaktadır.

  10. hocam ben ecel konusunu çok araştırdım.bu konuda kesin net bir kanıya varamadım daha doğrusu büyük zatlara icazet alan kişilerede sordum kesin konuşan kimse yok . ama kesin olan herkesin ortak noktası teslimiyet yüce allah a. çok zordayım kardeşimin vefatını kabullenemiyorum gelecek diye bekliyorum bana yardımcı olurmusunuz hocam

  11. Kardeşim 2 ay önce trafik kazasında vefat etti 30 yaşında idi bayramdan sonra düğün yapıp annem kardeşim ve eşi umreye gidecektiler ecel konusunda büyük zatlara baya sordum onlar ecel Tektir diyor sizde 2 dir diyorsunuz

    • Eceli muallak ve eceli mübrem vardır. Bunu ben söylemiyorum Büyük alim ve evliyaların büyüklerinden İmamı Rabbani hazretleri beyan buyurdular. O da sahabenin başına gelen bir olayı misal vererek ifade etmektedir. Eğer ecel tek olsaydı “sıla-i rahim(akrabaları sık ziyaret) ömrü uzatır ” hadisinin ne anlamı olurdu?

      • kardeşim toplumda sevilen bir genç idi ailemizde en çok akraba ziyareti yapan biriydi ve hatta her bayramda akrabalarımdan olan yetim bir aile fertlerinin bayramlıklarını alırdı her bayram gönüllerini hoşnut ederdi. ama şaçmasapan bir trafik kazasında vefat etti dua konusuna gelirken annem ve babam hac vazifesini yapmış her seferinde bol bol dua ederdi bizlere herkurban bayramında kurban keser fakir fukaraya dağıtırdık.kardeşim çevresindeki muhtaç kişilere herzaman hayır hasenatını verirdi gönlü zengin ve merhamet sahibi idi

        • Daha önce bir yazı daha yazmıştınız cevabınızı sanırım okumadınız. Yine bir benzerini daha yazmışsınız.
          Kardeşim Allah kardeşinize rahmet etsin. Siz de Allah’ın takdirine rıza gösteriniz. Sanki bu yazınız da bir isyan kokusu alır gibiyim. İnşaallah ben yanılmış olurum. Dünya da iyilik edenlerden bir tek sizin kardeşiniz vefat etmedi. En üstün insan Peygamberimiz dahi vakti saati gelince o dahi vefat etti.
          Kardeşinizin kazası kaza-i mübrem cinsinden olduğu için onun ölümü ne bir saat ileri alınır ne de bir saat geri bırakılabilir.
          Ölmek yok olmak değildir. Bilemezsiniz belki de kardeşiniz şu anda cennette bambaşka bir yaşam içindedir ve dünyaya asla geri dönmek istemez. Hatta “keşke daha önce vefat etseymişim” diyenlerdendir. Çünkü cennete girenler öyle derler.

          • çok sükür isyanda değilim veren de allah alan da allah hepimiz onun kullarıyız benim söylemek istediğim şey ecel tektir.ama siz iki diyorsunuz

          • Nihat kardeşim isyanda olmadığınıza ve şükürde olduğunuza çok memnun oldum. Ben yine sözümün arkasındayım. Ecel ikidir. Ayet ve hadisle sabittir.. Siz ister inanın ister inanmayın siz bilirsiniz.
            Size bu hususta bir kıssa nakledeyim:
            Bir gün Cebrail(a.s.) Peygamberimize(s.a.v.) gelip sahabeden bir gencin bir gün sonra öleceğini haber verir.
            O genç ise o gün evlenir ve akşam gerdeğe girmeden önce yeni evliler için yapılan tatlıyı yemek üzereyken kapıya bir fakir gelir. Allah rızası için yiyecek bir şeyler ister. Genç sahabi o tatlıyı o fakire verir. Ertesi gün sabah namazında O gencin ölü olmadığı görülünce Rasulullah o duruma hayret eder. Rasulullahın hayretini gören Cebrail(a.s.):
            – “Gencin tatlıyı sadaka olarak vermesi gelmekte olan belayı geri çevirdi.” diyerek durumu açıklar.
            Gerçekten de sahabe gencin evine giden eshab, onun yastığının altında ölü, siyah bir yılan bulurlar.
            Rasulullah’ın(s.a.v.):
            – ““Sadaka ömrü uzatır.”(Hadis-i Camius-Sağır) buyurduğu hadisi şerif de bu durumu teyid eder mahiyettedir…
            Görüldüğü gibi Muallakta olan kaza, dua ve sadaka ile değiştirilebilirken Mübrem kaza ise hiç bir şekilde değişmediği ayet ve hadislerle sabit olduğu görülmektedir.

          • Hocam sadaka omru uzatir diyorsunuz benim bildigim omur uzatmak degilde omru bereketlendirir.omru uzatscaksa herkes malini mulkunu sadaka diye fakir fukarays dagitir.ondan sonra komse calismaz fakir olur yan gel yat sadaka geliyor zaten diye budefada dunyanin duzeni bozulur.ecel jonusunu iyice bir arastirin hocam ecel birdir

          • “Sadaka ömrü uzatır” sözü bir hadisi şeriftir. Sizin sandığınız gibi benim sözüm değil Peygamber(s.a.v.) efendimizin sözüdür. Hadisi şerif demek, Peygamber sözü demektir. Bunu kulağınızın arkasına yazınız. Herhalde bizi eleştirdiğiniz gibi Peygamber efendimizi de eleştirmeye kalkmazsınız. Zinhar öyle bir şey yapmayınız. Aksi halde küfre girersiniz.
            Değerli kardeşim, eleştiri yaparken eleştirdiğiniz eseri daha dikkatli okumanızı ve kelimelerinizi daha dikkatli seçmenizi tavsiye ederim. Bereket kelimesi; Arapça kökenli bir kelimedir. Berake mazi kök fiilinden türetilerek çoğul eki almış ve berekât olmuştur. Türkçeye yanlış tercüme yapılarak bereket denilmiştir ki, artırmak anlamındadır. O halde artırmakla, uzatmak eş anlamlı bir kelime olduğu için ifade etme babından her ikisi arasında bir fark yoktur.
            O halde tereciye tere satmayınız ve bizim de vaktimizi boşa harcatmayınız…