İki Türlü Ecel Vardır

kader- hk ayetEcel; ömrün sonu, ölüm için takdir edilen (yazılan) zamandır, dünyâ hayâtının bittiği vakittir. Her canlının Allahü teâlâ tarafından takdir olunmuş bir eceli vardır.
A’raf sûresi, 34. âyetinin meâl-i şerîfi şöyledir:

KUR’AN-I KERİM, ELMALILI TÜRKÇE MEALİ: A’RAF SURESİ

– Her ümmetin bir eceli vardır. O ecel geldiğinde, ne bir ân erteleyebilirler, ne de öne alabilirler. ( A’râf/34 )

Hadisi şerif de ise ecel hakkında şöyle buyrulmaktadır:
– “Sadaka, Müslüman kimsenin ömrünün artmasını gerektirdiği gibi, kötü sondan da muhafaza eder.” (Hadis-i Tirmizî)

 

Görünüş de yukarıdaki ayetle hadisi-i şerif çelişir gibi sanılmaktadır. Aslında öyle değildir.
Bu ayeti bazıları yanlış anlayıp çelişkiye düşüyorlar. Onlara göre sadaka ömrü uzatmazmış, ayetle hadis çelişiyormuş. Aslında çelişen karışık akıllardır.
Âyeti kerimede “O ecel geldiğinde, ne bir ân erteleyebilirler, ne de öne alabilirler.” buyrularak insanların ömrünün uzatılıp kısaltılmasının sadece Allah’a mahsus olduğu mesajı verilmekte olup, Allahu tealanın ömürleri uzatıp kısaltamayacağı anlamında değildir.. Zira O Allah, her şeye gücü yetendir. Allah dilerse ömrü uzatır da kısaltır da. Ayeti kerime de  bu husus vurgulanmaktadır. Mezkür hadisi şerifte de bu husus sadaka verilerek, iyilikler artırılarak Allahu Tealanın ömürleri uzatabileceği ifade edilmektedir.
Şunu bilmek gerekir ki ayetlerle hadisler asla çelişmez çelişir görünseler de.
Rabbim bize lutüf ve kereminden ilim irfan ver. Bizi her dem sırat-ı mustekîm üzere kıl.

“İnsan doğmadan önce; ne kadar yaşar, nerede ölür, tövbe ile mi, tövbesiz mi ve hangi hastalıklardan, îmân ile mi, yoksa îmânsız mı gider?” cümlesi ezelde takdir edilmiş, ezelde (sonsuz öncelerde) yazılmıştır. Ecel, İslâm dînin de iki kısım olarak bildirilmiştir.
Bunlardan birine “ecel-i müsemmâ”, diğerine “ecel-i kazâ” denilmiştir.
Ecel-i müsemmâ: Bu ecel, hiç değişmez. Herkesin bir ecel-i müsemmâsı vardır ve ecel hâzır olduğu vakit, bir an gecikmez ve vaktinden önce gelmez. Canlı, takdir edilen o anda ölümü tadar. Bu ecelden kaçmak, kurtulmak mümkün değildir. Bu bakımdan, meselâ harplerden kaçanlar ölümden kaçtıkları için değil, ecelleri henüz gelmediği için kurtulmuşlardır. Aynı şekilde tâun (vebâ) gibi bulaşıcı hastalık bulunan yerlerden uzaklaşanlar da henüz ecelleri gelmediği için yaşamaya devâm ederler. Buralardan kaçmayıp sabredenlerden ölenler ise ecelleri geldiği için ölmüşler, yaşamaya devâm edenler de ecelleri gelmediği için ölmemişlerdir. Afrika’da açlıktan ölenler, ecelleri geldiği için ölmüşlerdir. Trafik kazâları gibi, onların da ölüm sebebi açlık olmuştur. Onlara yardımcı olmak çok iyidir ve sevaptır. İntihâr eden, başkası tarafından öldürülen veya kazâ netîcesinde ölen kimseler için halk arasında “Eceli ile ölmedi!” denilmesi yanlıştır. Çok tehlikeli hallerden sağ sâlim kurtulanların yanında ufacık ve değersiz görünen sebeplerle ölüp gidenler düşünülürse ecel-i müsemmâ’nın anlaşılması kolaylaşabilir. O halde, ecel vakti Allahü teâlânın takdiri iledir. Bu konuda çok meşhur olmuş bir beyt şöyledir: Ecel geldi cihâne Baş ağrısı bahâne
Ecel-i kazâ: Bir sebebe bağlı olarak değiştirilmesi takdir edilmiş eceldir. Bir kimse, Allahü teâlânın beğendiği iyi işi yapar, yâhut sadaka verir, hac ederse, ömrü 60 sene, bunları yapmazsa 40 sene diye takdir edilmesidir. Allahü teâlânın beğendiği iyi işler, kabul olan duâlar, takdir edilen kazânın değişmesine, yâni artmasına sebeb olur.
Bu husus Peygamberimizin(sallallahu aleyhi ve sellem) hadîs-i şerîflerde bildirilmiştir:
“Kader, tedbir ile sakınmakla değişmez. Fakat kabul olan duâ, o belâ gelirken korur.”,
“Kazâ-i muallakı hiçbir şey değiştirmez. Yalnız duâ değiştirir. Yalnız ihsân, iyilik artırır.” ve
“Sadaka ömrü uzatır.” hadîs-i şerîfleri bunun delîlidir.
Dâvûd aleyhisselâmın yanına iki kişi gelip, birbirinden şikâyet etti. Dinleyip, karar verip giderken Azrâil aleyhisselâm gelip;
– “Bu iki kişiden birincisinin eceline bir hafta kaldı. İkincisinin ömrü de, bir hafta önce bitmişti. Fakat, ölmedi.” dedi. Dâvûd aleyhisselâm şaşıp, sebebini sorunca;
– “İkincisinin bir akrabâsı vardı. Buna dargındı. Gidip, onun gönlünü aldı. Bundan dolayı Allahü teâlâ buna yirmi yıl ömür takdir buyurdu.” dedi.
Bir başka misâl de şöyle verilebilir. Birinin 3 gün ömrü kalmışken, akrabâsını Allah rızâsı için ziyâret etmesi ile ömrü 30 sene uzar. 30 yıl ömrü kalmış olanın da akrabâsını terk ettiği için ömrü üç güne iner. Bu değişiklikler Allahü teâlânın ezelî ilmine uygun olarak meydana gelir. Yoksa Allahü teâlânın takdir ettiği (yazdığı) şey asla değişmez. Herhangi bir şekilde öldürülen kimsenin ömrü, o anda, ortadan kesilmiş, yarım kalmış değildir. O anda eceli gelmiştir. Doktor bulmak, ilâç bulmak, organ nakli ve öteki sebepler de Allahü teâlânın takdirine bağlı olup, ecel gelmemiş ise ölünmez ve gelmiş ise kurtulunmaz.
BİR KISSA:
Bir gün Cebrail(a.s.) Peygamberimize(s.a.v.) gelip sahabeden bir gencin bir gün sonra öleceğini haber verir.
O genç ise o gün evlenir ve akşam gerdeğe girmeden önce yeni evliler için yapılan tatlıyı yemek üzereyken kapıya bir fakir gelir. Allah rızası için yiyecek bir şeyler ister. Genç sahabi o tatlıyı o fakire verir.
Ertesi gün sabah namazında O gencin ölü olmadığı görülünce Rasulullah o duruma hayret eder. Rasulullahın hayretini gören Cebrail(a.s.): 
– “Gencin tatlıyı sadaka olarak vermesi gelmekte olan belayı geri çevirdi.” diyerek durumu açıklar.
Gerçekten de sahabe gencin evine giden eshab, onun yastığının altında ölü, siyah bir yılan bulurlar. (Mektubat-ı İmam-ı Rabbani/1.c.217.Mktp)
Rasulullah’ın(s.a.v.):
– “Müslüman kimsenin sadaka ömrünün artmasını gerektirdiği gibi kötü sondan da muhafaza eder.” (Hadis-i Tirmizî)
“Sadaka yetmiş nev’i belayı men’eder. Bunların hafifi cüzzâm ve baras (ala tenlilik) meşhur hastalığıdır.” (Hadi-i Camiüs-Sağîr)
“Sadaka ömrü uzatır.” (Hadis-i Camiüs-Sağîr) buyurduğu hadisi şerif de bu durumu teyid eder mahiyettedir…
Görüldüğü gibi Muallakta olan kaza, dua ve sadaka ile değiştirilebilirken Mübrem kaza ise hiç bir şekilde değişmediği ayet ve hadislerle sabit olduğu görülmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

120 soru “İki Türlü Ecel Vardır

  1. hocam kafayı yemek üzereyim hep rüyamda görüyorum hep güleç yüzlü isin asli size basindan beri sormak istediklerim var hakkınızı helal edin…..isyan etmedim degil rabbim af etsin ama acı içimin yanması gecmiyor nasıl olacak çocukları nasıl buyutucem korku endise yanlızlık esim trafik kazasi gecirdi 17 gun yogun bakimda uyutuldu 18 gün sabaha kadar namaz kıldım dua ettim hep sabah namazindan sonra eşim herzaman oyledir ütülü pantolunu beyaz gomlegi yeni boyanmis ayakkabisi ruyamda geldi boynuma sarildi bende hastanedeki perisan halimle ben boyleyim sen oylesin yasiyormussun birakmam seni dedim boynuna sarıldım iki yanagimdan öptü bende onu sarildim uyandım ve öğün vefat etti ben razıydım rabbimde razi olsun ondan cennetinde yer versin nur yuzlume suan okadar ufak tefek seyler icin tartisdiklarima yanıyorum icim kavruluyor hep ruyama giriyor bugun bile yasiyor gibi hep gulumsuyor hep utulu kiyafetleri boyanmis yuzu evlendigimiz gun gibi tras olmus gordum hocam biliyorum ruya tabir etmiyorsunuz ama anlatmak istedim nazar göz degdi bize diyorum esim kaza atlattiginda kurban kesseydik boyle olmazdı diyorum bi diger sorumda emniyet kemeri takili olsaydi olmazdi diyorum emniyet kemeri takmazdi sevmezdi bu sefer kendime kızıyorum neden emniyet kemeri takmasi konusunda yeterince ikaz etmedim diyorum kendimi suclamaktan öleceğim hocam berbat bombos oylesine zaman geciroyorum namazda kilmak duada etmek gelmiyor icimden bitkinim karanlik dünyamı aydinlatir insallah soyleyeceginiz kelimelere o kadar ihtiyacim varki etrafimdaki insanlar koye gondermeseydin gece gece cikti tasinacagiz diyede hizli hizli geldi denizin dibindeyim yuzmeyide bıraktım ?????

    • İrem hanım elimizden bir şey gelmez. Size tavsiyem bir psikiyatr uzmanına tedavi olunuz. Zira durumunuz hiç iyi değil.

  2. hocam eşimi kaybedeli 4 ay oldu ben hala onun yokluguna alisamadim trafik kazası olmazdan 1 bucuk ay evvel yine trafik kazasi atlatmisti bu bir isaretmiydi kurban kesseydik bbi cok soru geliyor aklıma herkes tarafindan imrenecek bi evlilige sahiptik nazarami geldik yoksa kiskanan coktu büyü falanmi yapildi ne bileyim daha bi cok soru var gitmeseydi o gün gece gece çıkmasaydı yola hocam cevaplarsaniz sevirim iki kizim var onlara dahi bakmak gelmiyir hayatin tadi tuzu kalmadi niye beni buldu cezami bazen elimizdekinin kiymetini olmayinca anliyoruz suan halime anlatacak kelimeler dahi yok kanatsız kuş gibiyim bu olay ev tasiyacaktik esim koydeki annemlere fazla olan eşyaları goturmek icin yola cikmisti ev olayi ben israr ettim geniş olsun cocuklara bi oda olsun dedim keske ev tutmasaydik ???

    • İrem hanım başınız sağ olsun eşinize Allah rahmet dilerim.
      Allahu Teala buyurdu ki: “Küllü nefsin zâikatü’l-mevt” Yani: “Her nefis ölümü tadacaktır.”
      O halde bu dünyaya sonsuz yaşamaya gelmedik imtihan olmaya geldik. Sizin eşiniz de her fani gibi eceli geldiği için ahirete göçmüş, trafik kazası da bahane olmuştur.
      Şair derki.
      “Ölüm kötü olsaydı eğer,
      Ölür müydü hiç Peygamber.
      Budur perde arkasından haber.”
      “niye beni buldu ceza mı?” demeniz Allaha isyandır. Allah “kim benim kazama razı olmazsa benim mülkümden çıksın kendine başka bir Rab arasın” buyurmaktadır.
      Allahın mülkünden başka mülk, Allahtan başka da ilah olmadığına göre Onun kazasına razı olmamız lazım. Size öncelikle tövbe etmenizi öneririm.

  3. Hocam iyi geceler bugün oğlumun 40 dı. Arkadaşı oğlumu rüyasında görmüş çok temiz kıyafetlerle guluyomuş çok mutluymuş. Arkadaşı oğlumu görünce dayanamayıp Ağlamış sen neden öldün demiş oğlum kaşlarını catarak sınırlı bi şekilde bana nasıl öldüğümü sormayın demiş. Hocam?

    • İyi sabahlar Melike hanım. Daha önce de yazmıştık oğlunuzun iyi ahvaline bir işarettir. Ölümü sanıldığı gibi bir intihar değil akıl sağlığının bozulması ile gayri ihtiyari bir intihar olayı olduğuna delalet eder ya da birileri öldürüp intihar süsü de vermiş olabilir. Otopsi yapıldı ise bilinir.

      • Hocam iyi akşamlar halası rahmetli oğlumu rüyasında görmüş belden aşağısı mezarı içindeymiş üst tarafı Çıplakmış halası na bişeyler söylüyormuş hocam