Hatme-i Hacegan’ın İslam’da Yeri Var mıdır?

486802_543229495727582_1471617945_nSORU: Hatme-i Hâcegânın sünnette yeri olmadığı söylenmektedir. Bu iddianın doğruluğu nedir?

CEVAP: Hatme-i Haceganın sünnetteki delili:
Hatme-i Hâcegân-ı Nakşibendiyye Tarikatında toplu zikre verilen addır. Asr-ı saadette bizzat Hz. Peygamberin toplu zikir yaptırdığını gösteren rivayetler vardır. Ahmet bin Hanbel, Şeddat bin Evs’ten(r.a.) sahih bir hadis-i şerif kaydı ile şöyle rivayet eder:
“Biz Rasulullah’ın (s.a.v) huzurunda idik, O:
-“Aranızda hıristiyan, yahudi ya da şeriatın esrarına vakıf olmayan yabancı birisi var mı?” deyince , biz de:
-“Yoktur ey Allahın elçisi” dedik.
Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.) Efendimiz kapının kapatılmasını emretti ve :
-“Ellerinizi kaldırın ve Lâ ilahe illallah deyin.” buyurdular.
Bunun üzerine ellerimizi kaldırdık ve “Lâ ilâhe illallah” dedik. Sonra Hz. Peygamber Efendimiz:
-“Allah’a hamdolsun. Ya Rabbi, Sen Beni bu kelime ile gönderdin, Bana bunu emrettin ve onda bana cenneti vaad ettin. Sen vaadinden dönmezsin.” dedi. Sonra da şöyle buyurdu:
-“Sevinmez misiniz? Allah sizin hepinizi affetti.”
buyurdular.  (Hadis-i Müsned, IV, 124)

Bu hadisi şerifte buyurulduğu gibi insanların tevhit veya başka İlahî isimlerle zikretmek üzere bir araya gelmeleri sünnette aykırı değildir. Peygamber Efendimizin; “İçinizde yabancı var mı?” buyurması ise, zikir halkasının içinde bulunanların aralarında yapacakları işi yadırgayacak bir kimsenin bulunup bulunmadığının kontrolü içindir. Bu da Hatme-i Hacegana ehil olmayan yabancıların içeri alınmamasının delilidir.

Toplu zikrin asr-ı saadetteki bir başka örneği ise, Ebû Saîd el-Hudrî’den gelen bir başka rivayette ifade edilmektedir. Bu rivayete göre Allah’ın Rasûlü bir gün halka şeklini almış bulunan bir sahabe topluluğunun yanına yaklaşır. Onlara niçin böyle oturduklarını sorduğunda onlar: “Kendilerine başta İslam olmak üzere pek çok nimetler veren Allah’ı zikretmek için bir araya geldiklerini anlatırlar. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz tekrar:
-“Siz gerçekten sadece Allah’ ı zikretmek için mi toplandınız?” diye ısrarla sorduğunda Sahabîler:
-“Vallahi sadece bu maksatla bir araya geldik.” diye yemin ettiler.
Bunun üzerine Hz. Peygamber:
-“Israrla sormam sizi itham ettiğim için değildi. Cebrail bana: “Allah’ın sizlerle meleklerine karşı iftihar ettiğini haber verince ben de sizin tam olarak ne ile meşgul olduğunuzu anlamak istedim.” buyurdular.
(bk. Müslim, Zikir, hadis: 2701)
HATME-İ HACEGÂNIN FAZİLETİ
1. Hatmeye 25 Estağfirullah çekerek başlamak Kur’an’ı Kerim’de geçen 25 peygambere tekabül ediyor. Onun için 25 Estağfirullah çekiyoruz.
2. Başlarken 7 Fatiha okumanın sebebi: Fatiha anahtardır. Her bir Fatiha 7 kat semanın kapılarını bir bir açar. En son katta kabul dergâhı vardır. Orada yapılan amel zikir her bir kapıdan bir bir geçerek kabule mazhar olur.
3. Salavat-ı şerife başta 100 sonda 100 olmak üzere 200 adettir. Rasulullah Efendimiz (S.A.V.) buyuruyor ki: Bana günde 200 adet salavat-ı şerife getirene şefaatim vacip olur. Hatmeye giren herkes bu şefaate mazhar olur.
4. 1000 ihlas okumanın sebebi: Bir ihlas okuma Kur’an’ın üçte birine, 2 ihlas üçte ikisine, 3 ihlas ise tamamına denktir. 1000 ihlas okumak da 333 hatim sevabı kazandırır.
5. Elemneşrahleke suresini okumak: Bir insan günah işlediğinde, şeytan-ı lain o insanın kalbine 79 düğüm atar. Her bir İnşirah suresi o düğümleri tek tek çözer. O gün şeytan lain hatme yapanın kalbine giremez, kalpler temizlenir.
6. Ya Baki Entel Baki demenin sebebi: Allah dostları Bekabillah makamındadır. Sofilerin de o makama ulaşmaları için Allah (C.C.)’nün Baki ismini zikrettiriyorlar.
7. Sonunda okunan 7 Fatiha’nın sebebi: 7 kat siccine kilit olur, kilitler. Yani yerin dibinde yapılan ameller siccine gitmesin diye.
Gavsul Azam Abdulhakim Hz. (k.s.) buyuruyor ki: Rasulullah (SAV) bana dese ki sofilere hangi ameli tavsiye edersin? Ben de derim ki HATME-İ HACEGÂNI tavsiye ederim.
Allah (c.c.) yapılan bütün amellerimizi kabul etsin. (Amin)

Vesselam.

Etiketler (Konular): ,


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

15 soru “Hatme-i Hacegan’ın İslam’da Yeri Var mıdır?

  1. Rasulullah Sav. vefat ettikten sonra sahabeden ra hangisi gavs idi.o donemde hangi tarikat vardı.

    • Rasulullah s.a.v. vefat ettikten sonra Hz. Ebu Bekir’den hazreti Ali’ye kadar zahiri halifelik ve manevi halifelik(gavslık) birlikte götürüldü. Hz Ebu Bekir Rasulullahtan sonra GasülAzam idi. Ondan sonra sırası ile dört halifeye geçti. Daha sonra yol ikiye ayrıldı. Zahiri hilafet emevilere geçti manevi hilafet on iki imalarda kaldı.
      Hz. Ebu Bekir döneminde Sıddıkiye yolu vardı. Bu yol Bayezidi Bistamiye kadar bu isimle anıldı. Daha sonra Tayfuriye olarak değişti. Daha sonra gucdüvaniye, hacegan ve Nakşibendi olarak devam etti. İkinci yol ise Peygamberimizin Hz Ali’ye kurdurduğu Kerrariye yolu idi. Daha sonra Cüneydiye yolu oldu. Daha sonra Kadiriye olarak devam etti. Diğer yollar(tarikatler) bu ikisinin dallarıdır.

  2. İlimin nafileden ustun olduğunu alimler ittifak etmişler.din işleride dünyalık toplama saltanat babadan oğula hoding kurmada varmı.sav hayatına uygun mu.bu işler.

    • Allahu Teala “Allah’tan ancak hakkıyla alimler korkar”, “Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu? “buyurdu. Rasulullah, “Utlubül ilme velevbissîn” buyurdu. Yani “İlim Çin’de de olsa onu bulunuz.” İlme karşı çıkan ahmaktır. İlmimiz olmasaydı yüz binlerce soruya nasıl cevap verebilirdik burada.?
      Dünyalık toplamakla neyi kast ediyorsunuz anlamış değilim. Bizler kimseye parayla fetva vermedik. Hatta müstehcen resim ve videolar koyabilirler veya faiz reklamı yaparlar diye yurt dışından dahi istek gelmesine rağmen reklam dahi almıyoruz.
      Dünyalık toplamakla itham ettiğiniz kimdir?
      Bizim holdingimiz de yok çiftliklerimiz de yok. Ama helalden zengin olanlara da sözümüz yok fesatlık da etmeyiz.

  3. Allah cc ı zikret diyor.silsileyi nasıl zikrettiklerini yucelttikleri hatme duasının tercumesinde mevcut.
    Suneni darimi kaynak.

    • Siz Abdullah bin Mesut’un (r.a.) çakıl taslarıyla halka kurmuş kişilerden yüz cevirmiş olduğunu söylüyorsunuz.
      Biz ise size Peygamber (s.a.v.) Efendimizin şöyle buyurduğunu naklediyoruz:
      -“Siz gerçekten sadece Allah’ı zikretmek için mi toplandınız(halka oldunuz).?” diye ısrarla sorunca Sahabîler:
      -“Vallahi sadece bu maksatla bir araya geldik.” diye yemin ettiler.
      Bunun üzerine Hz. Peygamber:
      -“Israrla sormam sizi itham ettiğim için değildi. Cebrail bana: “Allah’ın sizlerle meleklerine karşı iftihar ettiğini haber verince ben de sizin tam olarak ne ile meşgul olduğunuzu anlamak istedim.” buyurdular.
      (bk. Hadis-i Müslim, Zikir, hadis: 2701)
      Siz Nisa hanım. Peygamber olmayan bir kimsenin bazı kişilere karşı olan tavrını Peygamberimizin sözüne mi tercih ediyorsunuz.???
      Hatme duasına gelince, onu bizzat Türkçeye ben tercüme ettim. Rasulullah(aleyhis-salatü vesselam), eshabını nasıl övmüşse, evliyaullahı da hatme duasında sonra gelen veliler övmüştür. Bunda yanlış bir şey olsaydı Kur’an Rasulullahı, Rasululah da eshabını övmezdi. Hatta Rasulullah ahir zamanda gelecek olan ümmetini övmezdi.
      Siz mezhepsiz sapkın vahabi selefiyecilerin ağzı ile konuşuyorsunuz.
      Size tövbe etmenizi tekrar ehli sünnete dönmenizi tavsiye ederim.

    • Hadis diyorsunuz ama kaynak veremiyorsunuz. Lakin ben size kaynak vereyim şu yazıyı dikkatlice okuyun.

      HATME-İ HACEGAN:

      SORU: Hatmi Haceganın sünnette yeri olmadığı söylenmektedir. Bu iddianın doğruluğu nedir?
      CEVAP: Hatme-i Haceganın sünnetteki delili:

      Hatm-i hâcegân Nakşbendiyye tarikatında toplu zikre verilen addır. Asr-ı saadette bizzat Hz. Peygamberin toplu zikir yaptırdığını gösteren rivayetler vardır. Ahmet bin Hanbel, Şeddat bin Evs’ten(r.a.) sahih bir hadis-i şerif kaydı ile şöyle rivayet eder: “Biz Rasulullah’ın (s.a.v) huzurunda idik, O:
      -“Aranızda hırıstiyan, yahudi ya da şeriatın esrarına vakıf olmayan yabancı birisi varmı?” deyince , biz de:
      -“Yoktur ey Allahın elçisi” dedik. Bunun üzerine efendimiz kapının kapatılmasını emretti ve :
      -“Ellerinizi kaldırın ve Lâ ilahe illallah deyin.” buyurdular.
      Bunun üzerine ellerimizi kaldırdık ve “Lâ ilâhe illallah” dedik.
      Sonra Hz. Peygamber Efendimiz:
      -“Allah’a hamdolsun. Ya Rabbi, Sen Beni bu kelime ile gönderdin, Bana bunu emrettin ve onda bana cenneti vaad ettin. Sen vaadinden dönmezsin.” dedi.
      Sonra da şöyle buyurdu:
      -“Sevinmez misiniz? Allah sizin hepinizi affetti.” buyurdular. (Müsned, IV, 124)

      Bu hadisi şerifte buyurulduğu gibi insanların tevhid ile veya başka ilahî isimlerle zikretmek üzere bir araya gelmeleri sünnetteki uygulamaya uygundur. Peygamber Efendimizin; “İçinizde yabancı var mı?” buyurması, aralarında yapacakları işi yadırgayacak bir kimsenin bulunup bulunmadığının kontrolü içindir. Bu da Hatme-i Hacegana ehil olmayan yabancıların içeri alınmamasının delilidir.
      Toplu zikrin asr-ı saadetteki bir başka örneği Ebû Saîd el-Hudrî’den gelen bir rivayette anlatılmaktadır. Bu rivayete göre Allah’ın Rasûlü bir gün halka teşkil etmiş bulunan bir sahabe topluluğunun yanına yaklaştı. Onlara niçin böyle oturduklarını sorduğunda onlar: “Kendilerine başta İslam olmak üzere pek çok nimetler veren Allah’ı zikretmek için bir araya geldiklerini anlattılar.
      Peygamber (s.a.v.) Efendimiz tekrar:
      -“Siz gerçekten sadece Allah’ ı zikretmek için mi toplandınız?” diye ısrarla sorunca Sahabîler:
      -“Vallahi sadece bu maksatla bir araya geldik.” diye yemin ettiler.
      Bunun üzerine Hz. Peygamber:
      -“Israrla sormam sizi itham ettiğim için değildi. Cebrail bana: “Allah’ın sizlerle meleklerine karşı iftihar ettiğini haber verince ben de sizin tam olarak ne ile meşgul olduğunuzu anlamak istedim.” buyurdular.
      (bk. Müslim, Zikir, hadis: 2701)

      Allah’ı Zikir:
      Şeyhlerin taliblere zikir telkin etmesi Kur’an, Sünnet ve İcma ile sabittir. İşte delili: Kur’an’da zikir, mealen:
      -“Ne ticaret ne de alışveriş onları Allah’ı zikirden, namaz kılmaktan, zekat vermekten alıkor.” (Nur s.ayet 37) Hadis-i şeriflerde zikir; İmam-ı Ahmed İbn-i Hanbel hz.leri meşhur Müsned’inde (Rasulullahın hadislerini ihtiva eden sahih bir hadis kaynağıdır.) şu rivayete yer verir:
      -”Rasulullah(s.a.v.) eshabına hem tek olarak, hemde toplu olarak zikir taliminde bulunmuştur. Hz. Ali’den sahih bir senedle şöyle nakledilir:
      -“Hz.Ali(r.a.) kulları Allah’a en kestirmeden götüren yolu peygamber(s.a.v.) efendimize sorunca, O şöyle cevap verdi:” Ey Ali yalnızken ve tenhada iken, Allah’ı zikret“ diye buyurdu.
      Herkese hidayet Allahu Tealadandır.

  4. Abdullah bin mesut r.a. Çakıl taslarıyla halka kurmuş kişilerden yüz cevirmiş. daha sonra bunların hepsini nehrevan savaşında haricilerin safında savaştıkları hadisi şerifi ne ne diyorsun hoca.
    Şeyh nedir ne yapar bunu açıklayabilir misin.?

  5. selamun aleyküm. Benim hatme i hacegan ile ilgili aklıma takılan bir konu var lütfen yardımcı olunuz. Hatme duasının sonunda geçen “sahibişşeriati vettarikatin nakşibendiyye” kısmını anlayamadım. Şeriatın sahibi sadece Allah c.c değil mi? Lütfen beni aydınlatınız.

    Bunu daha önce biri şöyle açıklamıştı : Orada şeriatın sahibi, şeriatı koruyan, korumaya çalışan yani sahip çıkan anlamında demişti.

    • Aleykümselam sofi Ahmet.
      “sahibiş-şeriati vet-tarikatin-nakşibendiyye” Sözünün anlamı, “Şeriati yaşayan ve onu korumaya çalışan, Nakşibendi tarikati” demektir.
      Allah celle celalühü her şeyin gerçek sahibidir elbette. İnsanlara mecazen falan yerin sahibi denilir ki bu caizdir.
      Nitekim Allah celle celalüh Sad Suresi 12. ayette,
      ” Onlardan önce Nuh kavmi, Âd kavmi ve saltanat sahibi Firavun da yalanlamışlardı.” buyurmaktadır. Orada Allah firavuna saltanat sahibi demektedir. Aslında saltanatın gerçek sahibi kendisidir buna rağmen mecazen Firavun’a saltana sahibi demektedir…

  6. Selamün aleyküm. Kardeşler İmam Birgivi bu konuda şunları söylüyor; Cehri vacib zikir:
    Cehri vacib olan zikir ömürde bir kere yapılır. Bu da Kelime-i Şehadet getirmektir. Zira Kelime-i Şehadet’te cehir yapmak, yani onu açıktan, herkesin duyabileceği şekilde yapmak vacibtir. Çevresindekiler duysun da onun İslam’a girdiğine şahit olsun ve dolayısıyla onun boynundan kılıcın kalkmasına, malından da cizye vergisinin alınmamasına sebebiyyet versin…
    Birden fazla cehir yapmak vacib olan zikirler:
    İki bayram hutbeleri, farz namazların arkasından yapılan tekbir teşrikleri, hacda yapılan telbiyeler ve her hafta okunan cuma hutbeleri.
    Cehrin sünnet olduğu zikirler:
    Cehrin sünnet olduğu zikirler ise, ezan okumak, kamet getirmek, imamın tekbirleri, yani intikal tekbirleri ve bu tekbirleri müezzinleri veya birinin gerek duyulduğunda tekrar etmeleri.
    Bunların dışında kalan zikirler:
    Yukarıda zikri geçen tekbirlerin dışında kalan tekbirlere gelince, erkeklerde olsun, kadınlarda olsun, bütün bu kabil zikirlerde gizlilik esastır. İster namazların arkasında yapılan zikirlerde olsun ve isterse herhangi bir vakitte yapılan zikirlerde olsun gizlice yapılması uygundur. Zikirlerin açıktan yapılmaları veya gizli, yani alçak sesle yapılmaları hususunda kesin deliller vardır. Bu cümleden olarak:
    ,,Rabb’ini içinden yalvararak, korkarak ve yüksek olmayan (hafif) bir sesle sabah ve akşam zikret, gafillerden olma!” (Araf, 205)

    ,,İçinizden yalvararak gizlice dua ediniz!..” (Araf, 55) (http://www.hicretonline.com/tasavvuf/Zikri%20cehri%20hakkinda.htm)
    Ben de bu şekilde inanıyorum. vesselam.

    • Aleykümselam Ahmet kardeşim. Bizim sizin yazdıklarınıza karşı bir itirazımız söz konusu değil. Ancak sizin eksik bildiğiniz şeyler de vardır. Turuk-u aliye iki koldan yayılmıştır. Biri Hz. Ebu Bekir(hafi) diğeri Hz. Ali vasıtasıyla cehri zikirdir.. Ben şahsen hafi zikri tercih etmeme rağmen cehri zikir ile seyrü süluk edenleri de asla dışlamam. Çünkü o yolda da binlerce veli yetişmiştir.