Gerçek Tasavvuf ve Sahte Mutasavvıflar

İmamı Rabbani Hazretleri
Eshabı Kiram’dan sonramürşidi kamil
gelmiş geçmiş en büyük alim ve velilerdendir.
Onu tanıyıp da onu sevmeyenler ancak münafıklar ve ehli küfür olan zümredir..
Kişinin aynası yaptığı işler ve bıraktığı eserlerdir. Bir çok ayeti kerimenin ve hadisi şeriflerin tefsiri mahiyeti konumundaki Mektubat-ı Rabbani isimli eseri bir şah eser olup, Kur’an ve Hadisi şeriflerden sonra bir benzeri yazılmamış bir irfan ilmi hazinesidir.
286.  mektup, gerçek ve sahte mutasavvıfları anlamamız da net bir ifade içermektedir. Büyük veli ve İkinci binin Müceddidi İmamı Rabbani Hazretleri şöyle buyurmaktadır:
“Ehli sünnet vel-cema’at alimlerinin bildirdikleri manalara uymayan her şey akla, fikre, hayale iyi gelse de, tasavvuf yolunda keşif ve ilham ile anlaşılsa da, hiç kıymet vermemelidir. Ehli sünnete uymayan bilgilerden ve ilhamlardan ve keşiflerden(gönül gözü ile görülenler), Allahu Teala’ya sığınmak lazımdır. Mesela bazı ayet ve hadislerden (Tevhid-i Vücudi ) anlaşılmaktadır. Bazılarından da ihata(kuşatma), sereyan (yayılma), kurb (yakınlık), ve ma’ıyyet (beraberlik) manaları çıkmaktadır. Fakat ehli sünnet uleması bu ayet ve hadis-i şeriflerden böyle anlamlar anlamadı. Yani Allahu tealanın bu alem içinde olmasını, mahlukları kapladığını bunlarla birleşik olduğunu, kendisinin yakın olduğunu beraber olduğunu anlamadılar. Böyle anlayışın yanlış olduğunu söylediler. Şu halde tasavvuf yolunda ilerleyen birine böyle bilgiler hasıl olursa, her varlığı bir varlık olarak görürse(VAHDET-İ VÜCÛD) veya,  her şeyi bir varlığın kapladığını,  Allah’ın(c.c.) zatının mahluklara yakın olduğunu anlarsa, bu bilgi ve keşfin yanlış ve tehlikeli olduğunu anlamalıdır. Böyle bilgi ve keşiflerden Allah’a sığınmalı ve çok dua etmelidir.”
” İyi biliniz ki tasavvuf yolunun  sonuna varanlara hasıl olan itikat,  Ehli sünnet ulemasının bildirdiklerine tam uymaktadır. Bu doğru bilgilere Ehli sünnet uleması,  Kur’an ve hadis-i şeriflerden ve Eshab-ı Kiramdan alarak,  tasavvuf büyükleri ise keşif ve ilhamlar ile ulaşmışlardır…”  (286. Mektup)
193. mektubta şöyle beyan ediyor: “ Kıyamette cehennem azabından kurtuluş Ehli Sünnet İnancına bağlıdır.”
Buradan anlaşılan odur ki, Sadatlar hiç bir şeyhin Kur’an ve Sünnete uymayan keşif ve kerametine değer vermemişlerdir.. O halde bazı cahiller, şeyhlerini gözlerinde büyüterek şeyhlerinin manevi sarhoşluk içinde söylemiş oldukları Kur’an ve Sünnete uymayan keşif ve sözlerini ölçü almamalıdır. Zaten gerçek bir mürşid Kur’an ve Sünnete uymayan kendi hal ve keşiflerine her daim pişman olup tövbe eder.


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir