Evliyanın Ruhlarından Himmet İstemek Caiz midir?

 

DUABismillâhirrâhmânirrahîm
Her hayrın ve şerrin yegane yaratıcısı kendisinden başka İlah olmayan Allahu Tealaya sonsuz hamdü senalar ve O’nun Rasulü Muhammed Mustafa’ya salat ve selamlar olsun.. O Allah ki, O’nun eşi ve benzeri ve dengi yoktur. Herkese kuvvet ve hayat veren sadece O’dur ve dönüşümüz O’nadır.   Cenab-ı Hakk’ın insana emanet olarak verdiği cüzi irade ile kul, iyilikten veya şerden birisini seçmesinin akabinde Allahu Teala o işi yaratır ve o sebeple kul her yaptığından sorumlu tutulur. Enbiya ve evliya ve diğer mahlukat bir işin yapılmasında sacede vesiledir yaratma işi Allah’a aittir. Allah’tan başkası için “falan şunu yarattı” veya “ben bunu yarattım” demek asla caiz değildir..

Dua Nedir? Herhangi bir isteğin veya ihtiyacın yerine getirilmesi için bir yalvarma şeklidir. İnsanlar ve cinler elde edemedikleri şeyler için bir başkasını yardıma çağırma işlemidir. Kafirler elleri ile yaptıkları putlardan medet istedikleri gibi, kendilerinden güçlü olduğunu saydıkları varlıklardan da yardım isterler. Müminler ise sadece “iyyâkena’budu ve iyyâkenesteîn” (yalnız sana kulluk eder ve yalnız senden yardım isteriz) (Fatiha-5) ayetinin manası gereğince ancak Allah’a dua ederler ve hakikatte sadece Ondan yardım beklerler.

SORU 1: Allah’tan başkasına dua etmek şirk midir?

CEVAP: Allah’tan başkasına dua ve ibadet etmek şirktir. Ancak, bir müminin dua ederken; Ya Rabbî Senden, Peygamber efendimizin hurmetine şu duamın kabulünü istiyorum” diye peygamberleri veya evliyayı vesile etmesi evliyaya veya peygamberlere dua ve ibadet etmek değildir.

SORU 2: Himmet nedir? Enbiyaların ve evliyaların ruhlarından himmet istemek, şirk midir?
CEVAP:

Himmet: Kast irade ve kuvvetli istek Allahu tealanın veli kullarından bir zatın gönlünde yalnız bir işin yapılmasını bulundurup başka bir şeyi gönlüne getirmemesi ve Allah’tan dileyerek bu şekilde bir şeyin olmasına vesile olmasıdır. (Dini Terimler Sözlüğü 1. cilt)

Himmet etmek; gönül lisanı ile bir işin yapılmasını Allahu tealadan istemektir. Dilsiz, dudaksız, harfsiz ve kelimesiz olarak Allahu tealaya yalvarmaktır.

Himmet istemek; basiret gözü açık olan velilerden sırr lisanı ile dilsiz, harfsiz ve kelimesiz olarak kendisi için Allah’a dua edilmesini istemektir. Bir kimse kendisi için himmet(dua) edebileceği gibi, bir başkası için de himmet(dua) edebilir. O halde birilerinden dua istemeye şirk yaftası vuran kimse hem ahmaktır hem de katmerli cahildir.

 

U  Y  A  R  I  :

Bir sufi, Peygamberlerin veya Evliyaların ruhlarından dua anlamında olan himmet isteyeceği zaman, şu bilinçte olmalıdır: Himmet isteyen kimse; hem kendisinin, hem kendisine himmet(dua) etmesini istediği kimsenin ve aralarındaki irtibatın ve o duanın kabul edilme işleminin  yaratılışını  Allahu Tealadan bilmeli ve öyle itikat ederek himmet istemelidir..
Muhterem Dilaver Selvi Hoca, ‘Kaynakları İle Tasavvuf’ isimli eserinde Cürcani’nin Tarifat’ını kaynak göstererek himmetten şöyle söz ederler: Tasavvuf erbabına göre himmet, kulun kendisini veya başkasını bir hayra ulaştırmak, bir şerden korumasını veya bir kemali ele geçirmek için bütün manevi gücünü kullanarak kalbiyle Cenab-ı Hakk’a yönelmesidir(dua etmesidir). ” Aslında kuluna destek veren ve problemini çözen Yüce Allah’tır. “Himmet şeyhimdiyen kimse; “ey şeyhim şu isteğimi yaratdemek istemez. Bu ifadeyle;”Ey şeyhim! Şu ihtiyacımı gidermek için Rabbime benim için dua etdemek ister.” (Kaynakları ile Tasavvuf)
Bir sufi, şeyhi hususunda ifrata kaçmadan; “Onlar Allahın dostlarıdır. Allah, onların hurmetine bizleri feyizlendiriyor, onların duaları vesilesi ile başımıza gelmesi muhtemel olan musibetleri kaldırıyor, islah ve irşad olmamıza onları sebep kılmaktadır.” diye itikat ediyorsa, bu asla şirk değildir. Zira Peygamber(aleyhissalatü vesselam) Efendimiz de; “Ben de, dua ederken salih kulları vesile ederek Allahu tealadan  istiyorum.” diye buyurmuşlardır. Nitekim Adem(aleyhisselam), Rabbinden tevbesinin kabulünü Peygamber Efendimizin hürmetine isteyince, Allahu teala onun tevbesini o vesile ile kabul etmiştir.

ALLAH’TAN BAŞKASINDAN YARDIM İSTEMEK ŞİRK MİDİR?

SORU 3: Kur’an-ı Kerim’in Fatiha Suresi 5. ayette geçen:”iyyâkenesteîn” (De ki;)Yalnız senden yardım isteriz.)mealindeki ayeti;”Allah’tan başkasından yardım istemek şirktir” şeklinde yorumlayanlar vardır.  Bunların bu ayete verilen anlam doğru mudur?

CEVAP : O anlam kesinlikle yanlıştır. Eğer ki Yalnız Senden yardım isteriz mealindeki ayete, neo selefi mezhepsizlerinin verdikleri anlam doğru olsaydı, kendileri de müşrik olurlardı. Çünkü onlar da her gün birilerinden  yardım istemektedirler.
Allah’tan başka birinden yardım istemeyen bir Allah’ın kulu var mıdır?
Peygamberler dahi diğer insanlardan yardım istemişlerdir.  Bu sapkınların idrak edemedikleri gerçek, kulların birbirlerine yardım etmesi hususunda  sadece kulların vesile olması hususunu anlayamamalarıdır veya anlamak istememeleridir.. Hakikatte o yardımı yaratan Allahu Tealadır.

Bir kimse ister maneviyatta ve isterse görünen alem de olsun, doğrudan Allah’tan değil de başka her hangi bir kimseden yardım istediğinde, o kimse o yardıma sebep olanları ve o yardımın Allah’ın yaratması ile gerçekleştiği inancı içindeyse, o kimseye şirk yaftası yapan kimse art niyetli bir münafık değilse, ahmağın ta kendisidir.
Eğer ki, bir kimse kendisine yapılan yardımın Allah’ın iradesi, kudreti ve yaratması ile değil de, o yardımın, yardımı istenilen kimsenin öz kudreti ile yapıldığına inanırsa, velev ki o yardım maddi veya manevi alem de yapılsın, böyle inanan kimse şirk içindedir. Zahiri, sebep bilen Peygamberler de insanlardan yardım istemiştir. İşte o husustaki ayetler, mealen:
-”(Yusuf) Onlardan, kurtulacağını sandığı kimseye dedi ki; “Efendinin yanında beni zikret.” Ama şeytan onu efendisine hatırlatmayı unutturdu. (Yusuf böylece) Zindan da bir süre daha kaldı.” (Yusuf Suresi/42)
Bu ayette kast edilen Yusuf’un zahiren de olsa arkadaşından yardım talep etmesidir.
-”Vaktaki İsa onlardan küfrü sezince, “Bana Allah için kim yardım edecek” dedi. (Âl-i İmran-52)
Bu ayette, İsa Peygamberin kafirlere karşı Havarilerden yardım istediği açıkça bildirilmektedir. Birgün Rasul-i Ekrem (s.a.v.) , Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin (radıyallahu anhum) bir yere gittiler. Rasul-i Ekrem:
-”Bana yardım edin” buyurdular. Onlar:
-”Sana nasıl yardım edelim” dediler. Rasul-i Ekrem:
-”Abdest alıp namaz kılarak, sonra da “Ya Rabbi atamız Muhammed’e rahmet eyle” diye dua ederek dedi.
Bunun gibi, yardım istemek hususunda Peygamberimizin hayatında bir çok misaller bulunmaktadır. Başkalarından yardım istemek şirk olsaydı, Allah’ın Rasulü ehl-i beytinden yardım ister miydi? Hâşâ. Ehl-i Sünnetin haricinde olan Mu’tezile Mezhebi ve Vehhabi Mezhebleri anlayışında; Allah’ın bir emri inkar edilmeyip sadece yapılmadığı halde, şirk sayılmaktadır. Bu bir şaşkınlık ve sapıklık anlayışı olduğundan, bizim memleketimizdeki bu şaşkınların uyduları da, bunlardan daha da şaşkındır.

SORU 4: “ (de ki) Yalnız Senden yardım isteriz ”  ayetindeki emri inkar etmeksizin bu emri yapmamak şirk midir?  Zira bir emrin emir olduğuna inanıp da yapmamak küfür değil, sadece günah olmaz mı?

CEVAP : Ehli Sünnet itikadına göre Allahu tealanın bir emrini inandığı halde tembellikten dolayı yapmayan şirke değil, yalnızca günaha girer. Bazı sapık mezheplere göre bir kimse bir farzı inanmadığı için değil de tembelliğinden dolayı yapmadıysa müşrik sayılmaktadır. Bu sebeple “Yalnız Senden yardım isteriz” mealindeki ayete de, Peygamber Efendimizin sünnetine bakarak, eshabın ve müçtehid alimlerin nasıl anlam verdiklerine bakmaksızın kendi kısa akıllarına göre mana vererek sırat-ı müstekîm olan Ehli Sünnet yolundan çıkmışlardır.

SORU 5: Madem ki her şeyi Allah yarattığına göre, neden Allah’tan istenmiyor da, kullar vesile edilerek  isteniliyor?

CEVAP : Sizi de bizi de Allah yarattı. Bu sorunun cevabı şu sorumuzun içindedir:
“Lokantaya gidiyorsunuz masaya yemek geliyor. Bakıyorsunuz masada su yok. Suyu neden doğrudan Allah’tan istemiyorsunuz da garsondan istiyorsunuz.?
Allahu Tealanın İlahi adeti gereği, Cenab-ı Hakk Teala kullara rızıklarını vesilelerle vermektedir. O dileseydi doymamız için ekmeğe gerek kalmazdı. Susadığımız da, suya gerek kalmazdı. Zira ekmeği de, suyu da, susuzluğu da, açlığı da yaratan ve onları gideren de O’dur. Cenab-ı Hakk’ın duaların kabulünde Enbiya ve Evliyayı vesile kılması ise, onlara vermiş olduğu değeri, biz aciz kullarına bildirmek içindir. Tıpkı Adem Peygambere, Muhammed aleyhisselamın Allah katındaki değerini, bildirmesi gibi.
Dua ederken; “Ya Rabbi Senden Rasulün Muhammed aleyhisselam hürmetine istiyorum diye dua etmelidir.

SORU 6: Vesile caiz midir?
CEVAP : Maide suresi 35’te mealen:
– “Ey iman edenler Allah’tan sakının, O’na(rızasına ermek için) vesile arayınız. Ve O’nun yolunda mücadele veriniz. Umulurki kurtuluşa erersiniz.” diye buyurulmaktadır.
Her kula yardım ancak Allah’tandır. Ölü veya diri her kul, yardım hususunda sadece vesiledir. Allah, İlahi adeti gereği yardımlarını, vesilelerle yaratmaktadır.
Ölülerin aciz olduğuna inanıp da, yaşayanların kuvvetinin Allah tarafından verilmediğine itikat eden kimseler de şirke girer. Boğulmakta olan birinin kurtulmasına, birileri sebep oluyorsa, aslında orada kurtarıcı Allahu tealadır, kul ise sebeptir. Zira ölülerin ruhuna da işittirip güç veren, yaşayanlara da güç verip işittiren Allahtır. Allah’ın ölülerin ruhlarına işittirmekten ve yardım hususunda ölülerin ruhlarını yaşayanlara vesile kılmaktan yana aciz olduğunu sanmakta küfürdür. Zira, ölü veya diri herkese kuvvet ve hareket, ancak Allah’tandır. Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh.” 
Allah dilerse, kuru ağaca konuşma, görme ve işitme gücü verir. Ve Allah dilerse, ölüleri dirilerin yardımına vesile kılar. Bunlara inanmayan kimse, Allahu tealanın: “Ve Huve alâ külli şeyin Kadîr” mealinde olan;” Ve O Allah’ın gücü her şeye yeter.” ayetine inanmamış olur ki, bu da açık bir küfürdür.

Allah’tan başkasından yardım istemek konusunda her mü’min şu bilinçte olmalıdır:
Her kim, herhangi bir kuldan, her ne şekilde yardım isterse istesin, yardıma vesile olacak  kimsenin, o yardım hususunda sadece bir vesile olduğunu bilmelidir.

 

SORU 7:  Bir şey nasıl şirk olur?

CEVAP : Şirk; ortak, denk ve eş kabul etmek anlamlarına gelen bir kelimedir. Allahu teala Kur’an-ı Kerim’de, şirkin çok büyük bir zulüm olduğunu ve şirki tövbesiz asla affetmeyeceğini bildirmektedir.  Allahu tealaya şirk koşmak demek; O’nun, yüce Zâtı ve varlığının ve sıfatlarının eşi ve denklerinin olduğuna inanmak demektir. Şirk; mahlukların,  Allahu teala ile birlikte başka ilahlar tarafından yaratılmış  olduğuna inanmaktır.  Kainattaki olayların yaratılışında Allah’a ortaklar tayin etmek, her türlü zarar ve faydanın yaratılışında Allah’a ortaklar, yardımcılar tanımak demektir.

SORU 8: Gıyâba hitaben bir işin yapılmasını istemek dinen doğru mudur?
CEVAP : Bu, Allahu tealanın peygamberler ve evliyayı sebep kılarak yarattığı olağan üstü hallerdendir. Bir gün, Hazreti Ali Medine’den üç aylık uzak bir mesafede düşmanlarla savaş ederken, bir kâfir arkadan yaklaşıp, Ali(radıyallahu anh) hazretlerine  kılıcını arkadan vurmak istediği esnada,  Peygamber(s.a.v.) Efendimiz :
-”Ya Ali! Arkana bak! ” diyerek Hazreti Ali’yi uyardı.
Eshabdan bazıları bu uyarının tarihini yazdılar ve üç ay sonra Medine’ye dönen Hazreti Ali’ye bunu sordular. Hz.Ali:
– ”Evet bundan üç ay önce böyle bir olay vukuu buldu. Ben o gün, Rasulullah’ın: ” Ya Ali! Arkana bak!” dediğini duydum ve geriye baktığımda, bir kafir arkamdan bana kılıcını vurmak üzere olduğunu fark ettim ve onu bertaraf ettim.”dedi.
Bunun benzeri bir durum da, Hazreti Ömer’in(r.a.) halifeliği zamanın da oldu. Hazreti Ömer’in İranlılarla savaşan Kumandan Sariye’ye, çok uzak mesafelerden:”Ya Sariyel-cebel”(Ey Sariye Dağa çekil” diye hitap etmeleri meşhur haberlerdendir.  Bu ve bunun benzeri olaylar, Allah’ın kudreti ile yaratılmaktadır. Yeter ki, bu işlerin Allahu teala tarafından yaratıldığına itikat edilsin ve O’ndan başka güç ve gerçek tasarruf sahibi olmadığına inanılsın.

SORU 9: Kur’an’da Velilik Var mıdır?

CEVAP: Allah Teâlâ böyle kimseler hakkında:
-“Haberiniz olsun ki Allah’ın velî kulları için hiçbir korku yoktur. Onlar mahzun da olacak değillerdir.” (  Yunus, 62  ) buyurmuştur.

SORU 10
: Kur’an’da Evliyanın Kerametine Dair Âyetler Var mıdır?

CEVAP: Bu hususta gerek Esahab-ı Kehf’ ile ilgili ve gerekse Hz. Meryem’le ilgili kerametler mevcut ayetlerde belirtilmiştir.    

Ashâb-ı Kehf kıssasında zikredilen husus :
Allahu Teala buyuruyor ki, mealen:
-“Onlara baksaydın görürdün ki, güneş doğduğu zaman mağaralarının sağ tarafına yönelir, battığı vakit de onların sol yanını kesip giderdi. Kendileri ise oranın geniş bir yerinde idiler. Bu, Allah’ın AYETLERİNDENDİR. Allah kime hidâyet ederse işte o, doğru yola erdirilmiş, küni de şaşırtırsa artık onun için hiçbir zaman irşad edici bir yâr bulamazsın. Sen onları uyanık kimseler sanırsın. Halbuki onlar uyuyanlardandır.  Biz onları gâh sağ yanma, gâh sol yanına çeviriyorduk. Köpekleri de mağaranın giriş yerinde iki kolunu uzatıp yatmakta idi. Üzerlerine tırmanıp da hallerini bir görseydin, mutlaka onlardan yüz çevirir, kaçardın ve her halde için, onlardan korku ile dolardı. Onlar mağaralarda üç yüz sene eğleştiler. Buna dokuz yıl daha kattılar.”(   Kehf, 17, 18, 25 )

Hz. Meryem’in kıssasında kuru hurma ağacının meyve vermesi ile ilgili âyet:

-“…Hurma ağacını kendine doğru silk, üstüne derilmiş taze hurma dökülecektir.” (-Meryem, 25   )
Zekeriyya’nın (a.s.), Hz. Meryem’in yanına girdiğinde, O’nun yanında rızıklar bulduğunu; kendisinden başka kimsenin girmediği bu yerde   bulunan   erzakın nereden   geldiğini   Hz.   Meryem’den   sorduğunda : “Allah’ın indinden” cevabıyla ilgili âyet:
-“…Zekeriyya ne zaman kızın bulunduğu mihraba girdiyse, O’nun yanında bir yiyecek buldu: “Meryem! bu sana nereden geliyor?” dedi. O da : “bu Allah tarafından, şüphe yoktur ki Allah kimi dilerse ona sayısız rızık verir” derdi.” (   Âli İmran, 37  )

Hz. Süleyman’ın veziri Asaf b. Berhiya’nın bir anda Belkıs’ın tahtını Yemen’den Filistin’e getirmesini anlatan kıssa :

-“Nezdinde kitaptan bir ilim bulunan zat: “Ben dedi, onu sana gözün kendine dönmeden (gözünü yumup açmadan) evvel getiririm.”            (  Neml, 40 )

Kerametle İlgili Hadisi Şerifler:

1-Hz. Ebu Bekir’in(r.a.) İslamiyetin bidayetinde Peygamber Efendimizin Peygamberliğini müjdeleyen bir rüya görmesi ve bu rüyayı bir rahibe yorumlatıp rüyanın olduğu gibi çıkması ve pek çok misafirine yemek verdikten sonra, artanların eskisinden fazla olduğu haberi.

2-Hz. Ömer’in (r.a.) Medine’de, minber üzerinde hutbe okurken, İslâm orduları komutanı Sariye’yi, düşman kuvvetlerinin kuşattığını görerek,” Ya Sariyel cebel”diye dağa çekilmesi için seslenişi ve Sariye’nin bu sesi çok uzaklardan işiterek yerine getirmesi hadisesi.

3-Hz. Osman’ın(r.a.) kendisini ziyarete gelenler içinde, birinin gözünde zina eseri bulunduğunu haber vermesi ve hz.Osaman’ın şehid edilmeden bir gün önce Rasulullahı rüyasında görüp orucunu şehid olduktan sonra cennette açacağını eşine anlatması ve aertesi gün anlatıldığı gibi rüyanın vukuu bulması.

4-Hz. Halid bin Velid’in  (r.a.) zehir içtiği halde, hiç tesir etmemesi  Hakim’in bildirdiği sahih hadiste Allah’ın Rasulü (salat ve selam O’na olsun) buyurdular ki (mealen):
-“Âdem aleyhisselam Cennetten çıkarılınca, çok dua etti. Tevbesi kabul olmadı. Nihayet (Ya Rabbi! Oğlum Muhammed hürmeti için, bu babaya merhamet et) deyince, duası kabul oldu ve (Ya Adem! Muhammed aleyhisselamın ismi ile, her ne isteseydin kabul ederdim, Muhammed olmasaydı, seni yaratmazdım) buyruldu.”
Bu hadis-i kudsi, (Mevahib) ve (Envar)ın başında da yazılıdır. Böyle olduğunu, Alusi’nin (Galiyye) kitabı da, 109. sayfasında uzun bildirmektedir. Bu dualarda bulunan (hak) kelimesi, hürmet, kıymet demektir. Sevdiklerine verdiği kıymetli dereceler hatırı için istemektir. Çünkü, hiçbir mahlukun, hiçbir bakımdan, Allahü teâlâda hakkı yoktur.

SORU 11: ”Bir kimse evliyanın ruhları burada hazır ve nazırdır derse, küfre girer.”deniliyor. Halbuki tasavvufçuların arasında “şeyhimizin ruhu hazırdır, nazırdır” sözü meşhurdur. Bunu nasıl izah edersiniz?

CEVAP : Bu ifadeye Evliyanın büyüklerinden Seyyid Abdulhakim Arvasi hazretlerinin şu sözleri ile cevap verelim:
– “Allahu teala hazırdır ve nazırdır demek; O’nun ezeli ve ebedi olarak hazır ve nazır olduğudur. Böyle olduğunu ifade etmek için, Allah her yerde ve her zaman hazırdır derler. Halbuki Allah zamanlı ve mekanlı değildir. Öyle ise bu söz, mecazdır. Yani Allah zamansız ve mekansız ezeli ve ebedi hazır(bulunur) ve nazırdır(görendir) demektir. Aksi durumda Allahu tealayı zamanlı ve mekanlı bilmek olur.        Allahu teala hayy, alîm, kadîr, ve mütekellimdir. Zaman ve mekanlar yokken de öyle idi. Bu sıfatları ezeli ve ebedi olduğu gibi, hazır ve nazır olmasıda ezeli ve ebedi olarak, zamansız ve mekansızdır.  Allahu tealanın sıfatlarının hepsi de böyledir. Hiçbir şey O’nun gibi değildir. O’nun varlığının ve sıfatlarının önleri ve sonları yokluk değildir. Allah hazırdır, bu hazır olmasından önce de, gaib değildi ve bundan sonra da, gaib olmayacaktır. O hep vardır. Hiçbir kimsenin sıfatları O’nun sıfatlarına benzemez.”
Evliyaullah bu hususu şöyle açıklamıştır. Bizler hatırlasak da hatırlamasak da Allah(celle celalüh) ezelden ebede zamandan ve mekandan münezzeh olarak  hazır ve nazırdır yani gören ve bilendir. Veliler ise, hatırlandığında Allah onları gören ve bilen kılar.

 

 


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

92 soru “Evliyanın Ruhlarından Himmet İstemek Caiz midir?

  1. Vahdeti vucud,ve üçler besler kırklar varmı açıklar mısınız.zamanın sahibi ne demektir.

    • Vahdet-i Vücut, keşif ehli evliyanın tüm eşyada ilahi nurların tecelli ettiğini görüp Allah’ı gördüğünü sanmasıdır. Ama bunlar sahv(ayıklık haline) haline geçtikleri vakit bu görüşlerine tövbe ederler. Çünkü Allah hiçbir şeye benzemez.
      Ramuzul-Ehadis’de ki bir hadisi şerif de “Üçler yediler, kırklar, yetmişler, üç yüzler ve yedi yüzler” her devirde olacağı belirtilir.

      • ama hocam sorumlu olmazlar diye biliyorum bilinci açık olanlar böyle derse kafir olurlar değilmi hocam

        • Bilinci açık olanlar öyle derse veya inanırsa veya böylelerini taklit ederlerse küfre girerler.

      • Kainatın yönetimi üçler beşler yediler tarafından yapılmakta deniyor.tasavvuf kaynaklarında,bu doğrumu.kainatı evliyalarmı yönetiyor.

        • Haşa öyle bir şey şirktir. Kainatı Allah yarattı onu ancak Allah yönetir. Ama üçler yediler kırklar vesilesi ile yönetir fakat dilese vesilesiz de yönetir. Onun ol demesi yeterlidir..

  2. Selamün aleyküm benim sorum vefat eden evliyanın diriye faydası olur mu yani dua ederken yarabim onun bereketine kabul olan duası yüzü suyu hürmetine duamizi kabul et demek doğru mu

    • Aleykümselam.
      Allahu Teala ayeti kerime de şehidler için “onlara ölüler demeyin” buyurmaktadır. Oysaki hadisi şeriflerde velilerin şehidlerden üstün olduğu belirtilmektedir. O halde vefat etmiş veliler(evliya), hürmetine duaların kabul olmasını istemek caizdir. Hz. Adem de, Rasulullah henüz ruh halinde iken Hadisi Taberani de, “Ey Rabbim ahir zamanda gelecek olan kulun ve rasulün Muhammed hürmetine tövbemi kabul et” demişti de Allah da onun tövbesini Onun hürmetine kabul etmişti. .

  3. Rabıtanın delilleri vardır ama bu deliller 24 saat rabıtaya delildir. Bunu sabah namazından sonra 10 dk akşamdan sonra 15 dk diye sınırlamanın delili var mıdır? Selamun aleykum

    • Aleykümselam. Rabıta bir ibadet değildir. İbadet olsaydı delil sorabilirdiniz. Ama buna karşın Hz. Ebu Bekir ve Hz İbn-i Abbas’ın rabıta yaptıklarına dair deiller vardır. Ömer Ziyaüddinin Tarikatler ve Fetvalar kitabına bakınız. Üveysi Karani rabıta için başlı başına bir delildir. Çünkü o rabıta yolu ile seyr süluk yapmıştır. Rasulullahı gönül gözü ile görerek aşık olmuştur.

  4. İstediğin bir kişinin rüyasına girmek ve onun rüyasını kontröl etmek mümkün müdür? Ve bu dinen caiz midir? Lütfen bilgilendirir misiniz?
    Çoğu internet sitelerinde başkalarının rüyasına girebilmek ve rüyayı kontröl etmek hakkında yazıyorlar.Hocam bu doğru mudur ve bu dinen caiz mıdır? Lütfen bilgilendirir misiniz?

    • Biz insanlar kendi, rüyamızı kontrol edemezken nasıl oluyor da bir başkasının rüyasını kontrol edebilecekmişiz?
      Bunlar açıkça yalan söyleyerek insanları sömürmeye çalışıyorlar.
      Sonra mümkün değil ama mümkün olsa bile caiz değildir.

  5. Sayın hocam sorulara cevaben bütün yazılarınızı okudum.Sizin bana yardımcı olabileceğinizi düşündüm.Bağzı sorularım var fakat burdan sorup bir yanlışa meal vermek yada kimseyle polimiğe sebep olmak istemiyorum.Henüz namaz kılmaya başladım ve hiçbirşey bilmezken bir şeyhe tabi oldum,daha anlamını bile henüz idrak edebilirken.Büyük bir karmaşaya ve çıkmaza düştüm mail yoluyla sizinle iletişime geçebilirsem çok sevinirim.Şimdiden teşekkür ederim.

  6. GÜNÜMÜZDE EVLİYALAR NEDEN KİMSEYE YARDIM ETMİYOR. HER GÜN BİNLERCE MÜSLÜMAN EZİYET ÇEKEREK ÖLDÜRÜLÜRKEN. İZİNE Mİ AYRILDILAR

    • Evliyalar yardım edemez. Vesile olurlar tabi Allah dilerse. Ama sizin gibi selefiyeci anlayış fukaraları bunu anlayamazsınız. Çünkü sizler “summun bukmun umyun fehum lâ yerciûn” ayetinde belirtilen kimseler gibi hakikatlere sağırsınız, gerçekleri söyleyemez dilsizsiniz, aşikar delilleri göremez körsünüz. Asla inadınızdan dönmezsiniz.
      Diyorsunuz ki, “GÜNÜMÜZDE EVLİYALAR NEDEN KİMSEYE YARDIM ETMİYOR. HER GÜN BİNLERCE MÜSLÜMAN EZİYET ÇEKEREK ÖLDÜRÜLÜRKEN. İZİNE Mİ AYRILDILAR”
      O halde, insanlar her gün ölüyorsa evliyalar da izine ayrıldılarsa, sizler neden hiç ölmeyen her an bizi gören ve işiten, kainatı içindekilerle birlikte ayakta tutan Allah’tan yardım isteyipte ölümlerin durmasına mani olmuyorsunuz?

  7. Sizi takdir ediyorum sitenizde tasavvufu doğru anlattığınız için. Tasavvufsuz yaşam, tuzsuz aş yemek gibidir. Zira benim anlayışı kıt kalbim bu gerçeği çok geç anladı.

  8. Himmet konusunda kafanıza göre yorumlar ve deliller one duruyorsunuz.kafasını cubbeli gibi insanlara teslim etmemiş ümmetin geneli bunları sorguluyor haberiniz olsun

    • Ahmet Güneş misin nesin ? Terbiyesizlik etme, haddini bil.! Hocamız ehl-i sünnet müdafisidir ve Cübbeli Hoca’yı sever. Seni gibi cahilleri de 40 yıl okutur.
      Hem Cübbeli hocayı savunuyorsun hem de Cübbeli Hocayı yerden yere vuran mezhepsiz Neo Selefiyecileri kayırıyorsun. Cahilliğin bu kadarına pes!!!

  9. Allah sizi islah etsin
    Olmuyor iseniz lanet Etsin
    Nasılda insanları xxxxxxsunuz
    Aracılık xxxxx xxxxx beyinsizler

    • Allah seni de ıslah etsin, eğer ıslah olmayacaksan ettiğin la’neti sahibine geri çevirsin.
      Ş İ İ R :
      Anlamazsın sana ne yazsam az,
      Alırsan bunu boş kafana yaz.
      Arap boş konuşanlara der kilâb,
      Nebehal kilâb zehebessihâb

  10. Kardeşim çok hasta bir yere bağlı değilim SIRADAN BİR VATANDAŞIM ama evliyalar içinde Aldülkadir Geylani hazretleri demiş ki ismimi anıp medet ya geylani deseniz beni çağırın isterseniz suyun altında boğuluyor olsanız bile koşar gelir yardım ederim diye sözü var.Kafam karışık nasıl dua etmeliyim lütfen yardımmmmmmmmmm.ŞİRKE DÜŞEMEDEN DUA ÖRNEĞİNİ YAZARSANIZ SEVİNİRİM

    • O tür sözler Abdulkadir Geylani hazretlerine atfedilir ama kaynağı yoktur. Bazı kimseler başkaları tarafından yazılan onun kitaplarına bu ve benzeri sözleri katarak ümmeti Muhammedi çelişkiye düşürmüşlerdir. Allahu Teala “ve iyyâke nesteîn” (Ancak Benden yardım isteyiniz) buyurmaktadır. Abdulkadir Geylani veya başka velileri vesile yapabilirsiniz. Yani şöyle dua ederseniz daha çabuk kabule şayan olur:
      “Ey Rabbim beni ehli sünnet velcemaat yolunda olanlardan eyle son nefeste imanı kâmil üzere vefat etmemi nasip kıl Muhammed aleyhisselam hürmetine bu duamı kabul kıl.” veya “Şeyh Abdulkadir Geylani hazretleri hürmetine bu duamı kabul kıl” v.s. gibi.

  11. S.a hz ibrahim a.s atese atilirken bile Allaha tevekkülu birakmadi .cebraile o benim halimi biliyor demekle yetindi bizde sorunlar karsisinda böyle olabilsek rabbim bize yardimini yetistirmezmi yanlismi dusunuyorum

    • Aleykümselam. Doğru düşünüyorsunuz. Hz. İbrahim o tevekkül ile (HALİLULLAH) Allah’ın dostu vasfını kazandı. Sorunlar karşısında(yüdebbiru’l-abde yükaddiru’r-Rabbe) önce tedbir sonra tevekkül etmiş olsaydık sorunlar yaşamazdık.. Belki bir çoğumuz tedbir alıyoruz ama tevekkülümüz eksik oluyor.

  12. S.a muhterem hocam… Daha önce de sordum cevabınız beni çok tatmin etti, çok şükür huzur buldum Allah sizden razı olsun. Tarikat ile ilgili hatmeler ile ilgili rabıta ile ilgili vird ile ilgili aklımdaki sorulara çok şükür cevap buldum. Şimdi ise sorun şu ki gözler kapalıyken özellikle rabıta süresince farklı Şeyler hissediyorum bunun izahı zor ama bu beni Korkutuyor. Bağırmak istiyorum. Biraz daha devam etsem delireceğim diye korkuyorum. Bu durumda ne yapmak gerekir yanlış olan nedir nasıl devam etmeliyim cevabınızı merakla bekliyorum. Allah a emanet olun…

    • Aleykümselam muhterem Erman.
      Müntesip olduğunuz bir mürşidiniz varsa bu konuları öncelikle ona açmanızı tavsiye ederim. Şayet bağlı olduğun bir mürşid yoksa o zaman size tavsiyelerde bulunuruz inşallah.
      Allah’a emanet olunuz.

      • Hocam mürşidim töbem ile beraber Gavz-ı Sani hazretleri mi oluyor benim ? kendime şeyh kabul ettiğim için … mürşidim bildiğim kadarıyla yok. Açıkçası çok bilgi sahibi Değilim

        • Anlaşıldı sizin mürşidiniz Gavs-ı Sani hazretleridir. Ona bu durumu açıklamanız gerekir.

          • Hocam bu durumu muhtereme açıklamam mümkün değil hem ben açıklayamam hemde görüşmeme izin verilmeyebilir ? Çünkü (Kendisi menzilde oldukça kalabalık oluyor, ) ayrıca muhteremin sağlık sorunları da var bildiğim kadarıyla. … Bu kadar ciddi bir durum mudur Yaşadığım şey?

          • Onun vekilleri vardır. Hal kısmını onlara anlatmalısınız.

        • S.aleykum Kardesim mursid demek seni allah a yaklasiran vesledir maide 35 ayetinde vesileyi arayin baraka 45 hacet namaziyla allahtan sor benim mursidim kim die bunu. sura 13 allah diledini kendine secer kim sectiklerinden allaha. Ulamayi. Dilerse. O hidayete. Erer

          • Aleykümselam Şenol efendi. Biz bunun aksini mi yazdık.? Biz burada mürşitleri ve vesileyi inkar edenlere karşı mücadele verirken siz bizim yazdıklarımızı dahi anlamaktan yoksunsunuz. Bir de kalkıp utanmadan bizi tenkit etmeye kalkıyorsunuz.!

    • Muhterem Erman bu konuyu ilk önce varsa mürşidinize anlatmanız adab gereğidir. Yoksa o zaman size yardımcı olmaya çalışırız inşallah.

  13. Aleykümselam Ali efendi. Sanırım orada bir yanlış anlaşılma olmuştur. Yoksa biz sizin kast ettiğiniz manada vesileyi yok sayan sapkınlardan değiliz. O bölüm daha anlaşılır bir şekilde yazıldı. Okuduğunuzda siz de anlayacaksınız inşallah.
    Vesselam.

  14. Bay selefiyeci.! Senin gibilere cevabım bir Arap atasözüdür: “Nebahal kilâb, zehebessihâb.”

  15. hocam yazdıklarınızın çoğunu ve yorum cevaplarını okudum.Şimdi size soruyorum; Himmet istemek, dua istemek gibi manevi bir yardım istemekmidir? veya maddi yardımda buna dahil midir(gel kurtar der gibi) ?
    Diyorsunuz ki biz yardım isterken onu Allahın iradesinden istiyoruz,velileri vesile ediyoruz. Yani o zaman velilerin iradesi bu yardım işinde varmıdır? Daha doğrusu önce velide yardım etmek istemeli mi yahut o sadece emremi tabi?
    Daha doğrusu hocam şu yetiş şeyh deyince, şeyh mi geliyor kurtarıyor(ALLAHIN İZNİYLE)
    ya da dua mı ediyor sadece

    • Muhterem Bilal kardeşim Allah’ın feyz ve bereketi üzerinize olsun. Himmeti soruyorsunuz.
      Himmet; dilsiz, dudaksız, harfsiz ve sessiz duadır. Kalbin içinde ruh, ruhun içinde sır, sırrın içinde hafi onun da içinde ahfa vardır ki ahfa lisanı ile Allah’a yalvarmadır himmet. Bir anda milyonlar dil ile Allaha yalvarmadır himmet. Bu yardım isteme maddi veya manevi şeyler için olabilir ama manevi şeyler için olması doğru olanıdır.
      Himmet; yaşayan bir velinin ruhunu karşındaymış gibi düşündüğünde Allah vasıtasız olarak onun ruhaniyetini karşında yaratır. Veysel Karani hazretlerinin Peygamber Efendimizi düşündüğü anda Allahu tealanın Onun ruhaniyetini Üveysi karani’nin karşısında yarattığı gibi. Karşı karşıya gelen iki insan olarak onun sana dua etmesini yani himmet etmesini isteme olayına himmet istemek denilir.
      “Yetiş ya şeyhim” demek, “Allah’ım şeyhimin hürmetine beni kurtar” demektir.
      Yani; her durumda Allah’ı her şeyin yaratanı bilmeli, şeyhi vesile bilmelidir. Aksi halde şirk olur.
      En doğru dua şekli şudur: Herhangi bir durumda sıkıştığında şöyle dua edilmeli:
      “Medet Yâ Allâh, bi hürmeti seyyidil murselîn Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) ve bi hürmeti evliyâü kirâm”

  16. Hızır aleyhisselama öylesi bir tasarruf verildiğine dair dini senet var ancak Hızır dahi hiç bir kimseye “ben şu işi yaparım” demiyor, sadece dua ediyor.. Sizin bahsettiğiniz şahıs hakkında hangi ayet veya hadis var? O ölülerle temas kurduğunu söyleyen şahıs bazı cinlerle konuşan birisidir.
    Yanlış yapıyorsunuz Duygu hanım. Allah’tan isteyin ne isteyecekseniz. Ölülerden medet ummayın.
    “Ve mâ teşâûne illâ en yeşâ Allâhu Rabbu’l-âlemîn” (Alemlerin Rabbi Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.) (Fecr Sueresi).
    Allah takdir etmedikçe yaprak bile kımıldayamaz.

  17. Kadiri tarikatindan bir havas ilmiyle ilgilenen bir hoca. Namaz da kildigini soyluyor. Ben ona dedim ki ölmüs evliyaya dua ederken ölmüs evliyadan benim icin allaha dua etmesini isterim dedim.mesela alinin bana asik olmasini istiyorsam ölmus evliyaya ” ey evliya ali bana asik olsun diye allaha dua et derim” dedim. Bu hoca da bana niye ölmüs evliyaya git allaha dua et diyorsun. Oyle deme.sen ölmüs evliyaya şu isimi yap dersen zaten yapar dedi. Sen olmus evliyaya dua et diyorsun. O da gidip dua ediyor . Bu ölmus evliyayi kucumsemektir. Halbuki ölmus evliyaya aliyi bana asik et desen eder zaten dedi. Bunu bana diyen hoca dinden cikmus midir?

    • Onu size diyen hoca müsveddesi dinden çıkmıştır. Ne demek “Allaha dua etme vefat etmiş evliyadan iste o senin işini yapar?” demek. Sizin ifade tarzınız doğrudur onun ki sapkınlıktır.
      Allaha emanet olunuz.

    • Şirkin gizlisi de açığı da kişiyi dinden çıkarır. Küfre ve şirke derhal tevbe edilmesi farzdır.

      • riya küfür mudür hocam ?
        hocam Evliya olmak için ilk yapilacak şey İlmihal okumakmıdır

        • Riya, yani başkalarına gösteriş için ibadet eden müşrik olur. İbadetler ancak Allah rızası için yapılırsa kabul olur.
          Evliya olmak için önce bir ilmihal okuyup ona göre Allah rızası için amel etmek ve güzel ahlak sahibi olmakla olunur.

      • Riya, buyuk gunahtir…gunah insani kafir yapmaz…
        İhlâs, amellerimizi sadece Allah Teâlâ’ya mahsus kılmak ve hiçbir işte O’na ortak koşmamaktır. Bu sebeple sufiler ihlâs konusuna çok ehemmiyet vermişlerdir. İmam Rabbanî de mektubâtında bu konuyu detaylıca işlemiştir. Ona göre şeriat, ilim, amel ve ihlâs şeklinde üç kısım olup, şeriatın en üst mertebesinde ihlâs vardır. İmam Rabbanî’ye göre tasavvufun vazifesi, şeriatın en kâmil şekilde yaşanmasına ve ihlâsın elde edilmesine vesile olmaktır

        • Ey Sufi kardeşim! Büyük bir yanlış içindesin. İbadette riya gizli şirktir. Biz bunu hadisi şeriflere dayanarak ve ehli sünnet ulamasının ittifakla beyanatına göre yazdık. İşte mezkür hadisi şeriflerden birisi:
          “Eş-şirkül-Hafî en-ya’meler-racülü limekânir-racüli(Camiüssağir) B.Hadis.752)
          (Gizli şirk, insanların, halkın övgüsünü, menfaatini, saygısını kazanmak amacıyla yapılan amel ve ibadettir.)
          İmamı Rabbani(k.s.) hazretleri bizim efendimizdir. Onun mektubatlarını defalarca okumuş bir kardeşiniz olarak size tavsiyem ibadette riyadan çok sakınız.
          Siz kendi kendinize riya büyük günahtır diyorsunuz. Halbuki İmamı Rabbani hazretleri riyaya şirk diyor. İşte o mektub:
          “Allahu Tealanın emirlerini yapmış olmak için şunlardan ictinab edilmesi lazım gelir:
          Birincisi: Allahu Tealadan başkasına ibadet etmemektir. Bir kimse başkaları görsün diye ibadet eder veya Allah için ibadet eder amma başkalarının görmesi de hoşuna giderse, veya ibadetinde başkasından bir karşılık mesela, bir aferin sözü beklerse, o kimse şirkten kurtulmuş olamaz. (Mektubat 3.cilt 41.Mektub).

          Konu ile alakalı geniş bilgi için lingimizi tıklayınız:
          http://www.islamdergisi.com/akaid/riya-nedir/

  18. Peki benim bahsettigim sekilde evliyadan bir sey istemeksirk i hafi midir? Kisiyi dinden cikarir mi?

  19. Hocam bir sorum vardi size. Birisi dua ederken evliyaya gidin allaha benim icin dua edin demene gerek yok. Evliyaya su isimi yap dersen yapar zaten dedi bana. mesela bir insan ya geylani hazretleri aliyi bana asik et diye dua etse dinden cikar mi? Geylani haxretlerinin allahin ona verdigi guc ve salahiyetle asik etme isini basarabilecegini dusunerek boyle bir dua etmek kisiyi dinden cikarir mi?

    • Duygu Hanım. Bu tür dua tarzı doğru değildir. Bu tüe şeyler din cahillerinin uyduruğudur hiç bir dini mesnedi yoktur.
      Ancak kalp gözü açık bir kimse o evliyayı gönül gözü ile gördüğünde o evliyaya “Ey Abdulkadir Geylani efendim! Benim şu işimin olması için Allah’a dua et” demesi caizdir. “Bana şunu ver, şu işimi yap” demesi şirktir”.
      Eğer bir kimsenin kalp gözü kaplı ise yani; gözü açıkken o zatlardan birisini göremiyorsa böyle bir himmet istemesi doğru olmaz.
      Şöyle dua etmesi doğru olur 25 kez esteğfirullah dedikten sonra ellerini açar Allah’a hamd ve Rasulüne salavat ettikten sonra:
      “Ey Allah’ım! Şu isteğimi şu duamı kulun Abdulkadir Geylani hürmetine kabul et “demek caiz olur.

  20. Simdi hocam bu mekkeli musrikler, yaratanin Allah oldugunu bilmiyorlar miydi peki? Lokman 25 de zumer 38 de anlayacagimiz uzere yaratanin Allah oldugu biliyorlardi. Ve taptiklari putlarin veli kullari temsil ettiklerine inaniyorlardi. Simdi hocam peygamberimizde ve sahabide ve sonraki tabiinde boyle bir uygulama yokken nasil olurda “yetis ya geylani” yi savunabilirsiniz. Allah direk kendisiyle muhatap olup kendisinden istememizi istemezmi? Yok ondan istemiyormusda Allahtan istiyormus. O zaman Allahi anarak iste. Allah hasa yardimcimi tuttu onlari kendine. Onlar da bizim gibi kullardir. Allah hepimizi islah etsin

    • ŞUNU İYİ BİLİNİZ Kİ, ALLAH’TAN BAŞKA HER ŞEY ALLAH’A MUHTAÇTIR VE BİRER VESİLEDİR. VELEV Kİ BUNLAR MELEK VEYA VEFAT ETMİŞLERİN RUHLARI VEYA YAŞAYAN İNSANLAR VEYA CİNLER CANLI CANSISIZ HER NE VAR İSE… BUNUN AKSİNİ İDDİA EDEN MÜŞRİKTİR.
      Peygamberimizden evvel Mekkeli müşrikler zamanında sarih bir din yoktu ki veli olsun.
      Siz boğulmakta olan birisinin “imdat beni kurtarın” demesini şirk sayabilir misiniz? Veya siz yangında kalsanız itfaiyecilere yerinizi belirtmek için “Ben buradayım beni kurtatın” diye imdat mi istersiniz yoksa böyle yapmak şirk olur diye yanmayı mı tercih edersiniz.?
      Tabi ki canınız tatlı yanmak çok acı “imdaaat beni kurtarınız” diye avaz avaz bağırırsınız. Şimdi sen “Bununla vefat etmiş birinden yardım istemenin ne alakası var? Biri canlı, öbürü ölü.” diyeceksin. O halde sana soruyorum. Allah Kuranda şehitlere “Onlara ölüler demeyiniz “buyurdu. Hadisi şeriflere göre bir velinin derecesi şehitten daha üstündür. Şehid kabrinde diri de veli mi kabrinde ölü mü.?
      Şimdi sen diyebilirsin ki “tamam veli de kabrinde diridir ama o bizi işitmez ama dünyada yaşayan bizi işitir ve görür. Onun için yaşayandan yardım istemek şirk değil fakat, vefat etmiş velinin ruhundan yardım istemek şirktir” diyecek olursan ve zaten öyle de diyorsun, o halde sana soruyorum; “vefat etmiş kimse işitmeye ve yardım etmeye muktedir değil de, dünya da yaşayan mı işitmeye ve yardıma Allah’ın kudreti olmadan muktedir?
      “Dünyada yaşayan Allah’ın kudretine ve yaratmasına ve yaşatmasına muhtaç OLMADAN YARDIM EDEBİLİR” diyen de kafirdir, “Kabir de olanlar da Allah’a muhtaç OLMADAN YARDIM ETMEYE MUKTEDİRDİR.” diyenler de müşriktir.
      Şunu iyi biliniz ki;
      “Herkese her türlü yardım Allah’ın iradesi ve kudretiyle olmaktadır. Vefat edenlerin ruhları da, yaşayanların bizzat kendileri de yardım etmede birer vesiledir.” diye iman edenler gerçek tevhit ehlidir. Akşini iddia edenler de anlayış fukarası münkir ve müfterilerdir.

        • Uğur Eefendi öyle dua etmen doğru olmaz. Kim yanlış yolda ise şöyle dua edelim:
          “Yâ Rabbena! Senin adına yalan uyduranlara hidayet eyle, anlayışsız kalın kafalara da dinde anlayış nasip eyle. Rabbî zidnî ılmê ve fehmê. Âmîn yâ Hâdî, âmîn mucîbeddeavât.”

  21. S.a.. Ben sunu soracagim. Simdi maddi hayatta yardım isterken yardım istedigimiz kisi yanımızda sncak mürsitten yardım isterken o yanimizda degil onu yaptigimiz yardimdan kim haberdar edecek. Allah hazretlerinin onları haberdar edeceginden garantimiz varmı. Himmet istenen kisi bunun farkındamıdir. Hiimmet gavsim derken icinden sunu kastedse ya Rabbi bu kulun hurmetine duami kabul et. Yok direk hakkinda seyhinin dua etmesi icin kalbinden himmet seyhim derse muridin o duasindan seyhin nerden haberi olacak. Cenabi hakkin onlari haberdar edecegine dair kesin bir vaadi varmi.??? Himmet seyhim derken himmet istenilen kimsenin bundan habeti yok. Allah bunu karsi tarafa bildirirmi bildirmezmi??? Ögrenmek icin soruyorum art niyetim yok tessekkurler

    • Aleykümselam Sayın Faruk, bir kimse her şeyden önce şuna inanmalı. Alemde her ne olup bitiyorsa Allah’ın iradesi ve kudretiyle olmaktadır. Bir kimse Allah’tan başkasında kudret olmadığını biliyor, kulların bir işin yapılmasında sadece sebep olduğuna inanıyorsa ve öyle iman ediyorsa, böyle inanan bir kimse ister uzaktakinden, isterse yanındakinden bir şey istesin o kimse Muvahhidtir. Tevhid ehlidir. Böyle inanmayan kimse yanındakinden bir şey istese dahi müşriktir.
      Gelelim konumuza.
      Evliyaullahın beyanına göre gönüllerin iletişimi çağırmayla değil, madde aleminin zıddına düşünmeyledir. Bunun için “gönülden gönüle yol vardır” sözü ruhlar alemi için bir gerçektir. Örneğin; rüya aleminde de iletişim bedenlerle değil ruhlarla oluşmaktadır. Uyuyan bir kimse çok uzaklarda olan birisi ile bir an da buluşmaktadır. Üstelik o kimse bunun için ne dua yapar, ne de bir temennide bulunur. Peki bu nasıl olur.? Allah öyle dilemiştir de öyle olmaktadır. Böyle olduğunu isbat etmeye gerek var mıdır?
      Zira herkes bunu bizzat kendi ruhunda yaşamaktadır. Buna karşın bunun dahi Kur’an’da isbatı vardır. “Her şeyin yaratanı Allah’tır” mealindeki ayet bunun delilidir.

      Madde aleminde tele iletişimin sistemini düğmeye basmakla yaratan Allah, gönülden gönüle iletişimde de gönül bağı olan rabıtayı sadece düşünmek durumunda yaratmaktadır. Sorun sadece rabıtanın sıhhatindedir. Çok sağlıklı bir rabıta olursa Allah perdeyi kaldırır iki tarafta bir birini görür ve işitir. Bir tarafta arıza varsa sadece karşı taraf görüntüyü alır.
      Cep telefonu ile birisi aranırken Allah’a dua mı ediliyor ki; “Allah’ım falan kişiye ulaşmak istiyorum onu bana bağla” mı deniliyor..? Hayır. Ama bu işler Allah tarafından yaratılmaktadır. Bunu teknolojiye bağlayan da müşriktir.

      Namaz kılan her musalli Et-Tahıyyatü’yü okurken “Esselamu aleyke eyyühennebiyyü” diyor. Bunun anlamı: “Ey Allah’ın Rasulü selam sana” demektir. Halbuki tahıyyatte iken karşımızda zahiren kimse yoktur. Burada da biz, hadisi kudside Allah’ın “Ben kulumun zannı üzereyim” buyruğuna dayanarak bu selamın ulaştığına itikat edilir. Duası istenilecek kimsenin durumu da tıpkı tahıyyatta olduğu gibidir. Düşünüldüğü andan itibaren Allah’ın bu isteği kabul ettiği var sayılarak karşı taraftaki zat karşımızdaymış gibi kabul edilir.

      NOT: Şayet, Allah alemi manada böyle bir karşılaşmayı yaratırsa o durumda o zatın ruhaniyetinden sadece dua istenmeli. Başka şey istemek ittifakla uygun değildir.

      • hocam benimde size türbe ziyaretleriyle ilgili sorum olacaktı. türbe ziyaretlerine neden gidilir?evliyaların islam dinindeki rolü hakkında bilgi verebilir misiniz şirk meselesine değinerek?

        • Ayşe Hanım kabir ziyareti Peygamberimizin sünnettir. Ziyaret edilen kabirlere Peygamberimiz(s.a.v.) selam vermemizi ve onların bizi görüp selamlarımızı alabileceklerini haber vermektedir. Selam duadır. Ziyareti yapılan bu kimseler Allah’ın dostları olan veliler ise, onlar selamla birlikte bize dua ederler. Allahu Teala da onların dualarını reddetmez.
          Ayrıca Kabir ziyaretinde Allah’a dua ederken, orada metfun veli hürmetine Allah’ın dualarımızı kabul etmesini istemek çok faydalıdır ve duaların daha çabuk kabul edilmesine sebeptir.
          Kabir duası ne zaman şirk olur?
          Evliyanın kabrini ziyaret eden kişi “Ey Abdulkadir Geylani” veya “Ey Eba Eyüp Sultan hazretleri bana şunu ver. Şu duamı kabul et” falan gibi dua etmek şirktir.
          Evliyalar her mümin gibi birer insandır ve kulluktan sorumlu kimselerdir. Ancak onlar çok samimi kulluk yaptıkları için Allahu Teala onların derecelerini yükseltmiştir. Onlar Allah katında peygamberlerden sonra en değerli kullardır.

  22. Avrupadan Kovulan imamlar-i internette arastiriniz : Muhterem Agabeyim; 2005 senesinde bu fakir acizane – islami sokak hizmeti – diye bir hizmet sekli icad etti. Hazirladigim sitede islami faydali siteleri bir araya getirdim. Kagitlari kart gibi kesip, site adresimin mühürünü bastim. Semtimizde 32 bin tane dagittim. Cocuklarla, genclerle, ebeveynlerle,hatta Danimarkalilarla dahi sohbet ederek bu kagitlari dagittim. insanlarla saatlerce sohbet ediyorum. Yeni nesil, Chp zamaninda evlerde Kur’ani Kerim bulundurmak,18 sene ezan yasagina inanamiyorlar. Muzaffer Alev Kopenhag

    Gercek yakin tarihimiz – diye internette arayiniz! Muhterem Agabeyim, Allah sizden razi olsun. Dertlerimizi tek tek yazmissiniz. Gercek yakin tarihimizi hic bilmiyoruz! Avrupali tarihciler ve devlet adamlari, tarihimizi ve gercek yakin tarihimizi biliyorlar! “Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu” sözü aynı zamanda Kuran’da geçen bir ayettir. Ayet aşağıdaki gibidir;
    “De ki: Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak aklı selim sahipleri öğüt alır.” (Zümer, 39/9). – Avrupadan kovulan imamlar – diye internette arastirmaliyiz.
    Muzaffer Alev Kopenhag

    5816 numarali Dünyada bir esi olmiyan acayip kanun kaldirilmalidir. Mustafa Kemal’in korunmaya ihtiyaci yoktur. Bu siteye – Gercek Mustafa Kemal kimdir – diye internette arayip girdim. Mesela bu fakir, sitelerimden birinde, 20 sene evvel Nokta dergisinde, Mustafa Kemalin italyan bir hanimdan olan oglunun okudugumu yazmistim. Mustafa Kemale cok benziyen bu evladiyla nicin bir Mustafa Kemal Filmi yapmadiklarini sormustum bir yazimda. Aradan seneler gecti, simdi Mustafa Kemalin iki oglu daha ortaya cikti. – Mustafa Kemalin oglu – diye internette arastiriniz, lütfen. – Gercek yakin tarihimiz – diye de bir arastirma yaparsaniz bazi gercekleri ögrenebilirsiniz.
    Muzaffer Alev Kopenhag

    Avrupadan Kovulan imamlar- i i.nette arastiriniz! : Muhterem Agabeyim; 90-100 senedir seytani hilelerle kandirilan zavalli halkimiz, artik perdenin arkasinda ki gizli gücleri görebilmeli. – Gercek Yakin tarihimiz – diye internette arastirma yapabilmeli! Cevrelerinde samimi dindar münevverleri arayip bulmali ve cilginca bosluktaki genclerimizi ve cocuklarimizi imansizliktan kurtarmaya calismali! Bütün okullarimizin spor salonlari herkese acik 5 vakit namaz kilinan, evlere ödünc kitap ve Cd. ler veren kütüphaneli mescitler olmali.
    Muzaffer Alev Kopenhag

    Yurd DISINDA bütün neslimizi kaybettik uyuyoruz : Yüksek teknoloji silahlarina sahip olup, islam alemini 90 senedir sömüren gizli sömürgeciler, kölelerini kaybetmek istemiyorlar! Müslümanlari istedikleri Zaman islam düsmani gavur, istedikleri Zaman uyduruk müslüman yapiyorlar! Müslümanlarin cogunlugu gercek ihlas, ittihad ve samimiyetle cilginca islam icin calismazsa islamiyet dahi yok edilebilir! Avrupadan kovulan imamlar ve Gercek yakin tarihimiz, diye internette arastiriniz! Allah rizasi icin islami hizmet yapiniz!
    Muzaffer Alev Kopenhag

    Her mahalleye birer islami cocuk kütüphanesi acilmali, evlere ödünc kitab, Cd. ve oyuncaklar verilmeli. Bu cocuklara Osmanlica Risale i Nurlari okumayi ve anlamayi ögretmeli…
    Muzaffer Alev Kopenhag

    ikinci sitede Bütün müslümanlara kafir diyen, azgin Vehabiler bu güzel mevzuu da neler yazdi! internette ; Hempher Abdul vehab , diye arastiriniz lütfen! Cocuklarimiz kötü örnek yapiliyorlar!
    Muzaffer Alev Kopenhag

    Avrupa da neslimizi niçin kaybettik! Muzaffer Alev Avrupaya Diyanet İmamları 1984 senesinde gelmeye başladı. İnanınız Diyanet İmamlarının durumu aynı ordumuzda ki subaylarımız gibi. 4 senelerini, simdi 5 senelerini doldurup Türkiye ye mahkemesiz kovulmadan gidebilmek için cahil bırakılan halkımız konuşuyor, alim imam efendiler dinliyorlar hep! Birkaç müslüman çocuğuna, Allah Rızası için birazcık dinimizi öğretmiye teşebbüs eden imam efendiler hemen mahkemesiz Türkiye ye kovuluyorlar. Zavallı imamlar aynı çocuklar gibi korkarak yaşıyorlar. Cami Cemaatlerinin ve idarecilerinin Konsolosluğa şikayetinden korkuyorlar! Yani başlar ayak, ayaklar birer baş olmuş! İmamlar sinsi hilelerle kovulunca, cemaatleri hiç birşey anlamıyorlar. Yeni gelen imam korkusundan namazı kıldırıp hemen evine kaçıyor. Zira halkımız dedikodu hastası olmuş. Aslında herkes herkese düşman ama dışarıya göstermemeye çalışıyorlar. Avrupada ki neslimizi hep kaybettik. Kimsenin umrunda değil. İnternette; – Avrupadan kovulan imamlar – diye arayınız.
    Muzaffer Alev Kopenhag 08 Mart 2013 Cuma 02:47

  23. eger himmet dogruysa o zaman evliya kimi vesile kilmislar?cevabi e-postama gonderirseniz tesekkur ederim

    • Sayın Alperen “Eğer himmet doğruysa o zaman evliyadan kimi vesile kılmışlar?” diye bir soru sormaktasınız ve cevabı e-postanıza istiyorsunuz. Dergimizin ilkeleri gereği E-Postaya cevap yazmıyoruz. Sorunuzun cevabına gelince;

      Hazret-i Ömer, kıtlık olduğu zaman Peygamber efendimizin amcası hazret-i Abbas’ı vesile ederek Allah’tan istedi. Yani onu vesile ederek Allahü teâlâdan yağmur istedi. (Yâ Rabbi! Kıtlık olduğu zaman, Resulullah efendimizle sana tevessül ederdik. Sen bize yağmur verirdin. Şimdi sana, Resulullah efendimizin amcasıyla tevessül ediyoruz. Bize yağmur ihsân et!) diye dua edince, Allahü teâlâ onlara yağmur verdi. (Sahih-i Buhari)

      Allah -celle celâluhu- şöyle buyurur: “Ey iman edenler Allah’tan korkun ve ona vesileler arayın.”

      (Maide 35) Allah’a yakınlık sağlayan ve ihtiyaçların karşılanmasına yarayan her şeye vesile denir. Buradaki püf noktası; vesile olması için kullanılan şeyin vesileyi kabul etmesi umulanın yanında bir değer ve kıymete sahip olmasıdır.

      Ayeti kerimede geçen ‘vesile’ ifadesi, hayatta veya vefat etmiş olan peygamber ve veli kullarla, hem de salih amellerle vesile edilebileceğini ortaya koyan umumi ifadelerle zikredilmiştir. Bu gerçek, birazdan görülecek hadisi şerif ve rivayetlerle açıkça anlaşılacaktır.

      Peygamberimiz -sallallahü aleyhi ve sellem- ile doğmadan önce ve hali hayatlarındayken tevessül edildiği gibi, vefatından sonra ya da kıyamet günü diriltildiğimiz zaman da onunla tevessül etmemiz caizdir. Bu hakikatin kabul edilmesi için, sadece anlatılanlara kulak vermek yeterlidir.

      Bir hadisi şerifte varit olduğuna göre Hz. Âdem, Peygamberimizle tevessül etmiştir. Hakim “Müstedrek” adlı kitabında aktarır: “Ebû Said Amr bin Muhammed bin Mensur el-Adl, Ebû Haşan Muhammed bin İshak bin İbrahim el-Hanzali’den, o, Ebû Haris Abdullah bin Müslim el-Fehri’den, o, İsmail bin Müselleme’den, o, Abdurrahman bin Zeyd bin Eslem’den, o, babasından, babası dedesinden, dedesi de Hz. Ömer -radıyallâhu anhJ dan rivayet etmiştir ki Allah Resulü -sallallahü aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

      “Adem -aleyhisselâm- hata işlediği zaman: “Allah’ım senden Muhammed’in hakkı için bağışlanmamı istiyorum” diye dm etmişti. Allah -celle celâluhu- ona: “ey Âdem! Sen Muhammed’i nereden biliyorsun ben daha onu yaratmadım” diye sorunca O: “Ya rabbi! Sen beni yaratıp ruhundan üfür düğün vakit ben başımı kaldırıp gökyüzüne baktım ve arşın üstünde “la ilahe illallah Muhammedün rasülullah” yazdığını gördüm. Sen birisini, isminin yanında zikrediyorsan o sana mahlûkatın en sevgilisi olmalıdır.” Allah -celle celâluhu-‘da bunun üzerine:”evet ey Âdem doğru söyledin muhakkak ki o, bana insanların en sevgilisidir. Onun hürmetine benden iste bende seni bağışlayayım. Muhammed olmasaydı seni de yaratmazdım.” buyurdu.

  24. İslam Dergisi hocalarımızı, evliyaları ve gerçek tasavvufu savundukları için eleştiren Tasavvuf münkiri ehli dalalet olan mealci mezhepsizler, şunu iyi bilmeliler ki, bu sitede yazılan dini makalelerden bildiğim ve tanıdığım kadarı ile hocalarımız tevhid ilmini çok iyi bilen ve bildikleri gibi de yazıya aktarabilen kimselerdir.
    Site yazarlarının bu siteye yazdığı yazılardan bildiğim ve anladığım kadarı ile gerek akaid ve gerekse tasavvuf konularında birer uzman oldukları eserleriyle aşikârdır. Onları çekemeyen fesatçı bazı nasipsiz kimselerin Hocalarımızı eleştirmelerini yadırgamıyorum. Çünkü onlar sapık mezhepsiz hocaların aldanmış azatlı köleleridir..
    Onlara acıyor ve hidayetleri için dua ediyor ve vicdanlarının sesine kulak vermelerini Rabbimden talep ediyorum.
    Tabi olmayan vicdanları kaldıysa???

    • Sayın Bilal Bey sorularınızı ister şimdi yazdığınız şekilde yazarsınız. Yazınızın başkaları tarafından gözükmesini istemezseniz size verilecek cevap gözükür yazınızı gizleriz. İsminizin gözükmesini istemiyorsanız Rumuz yazarsanız, o rumuzla size cevap yazarız.
      Sağ üst köşede SORU-CEVAP bölümü vardır. Oraya da yazabilirsiniz. Her nereye yazarsanız cevabınızı sağ alt köşedeki SON YORUMLAR bölümünde gözükür.

    • Sayın Turna, Evliyanın her hali ve her sözü hak olmayabilir. Zira, Evliyanın en büyüklerinden İmamı Rabbani hazretleri; “Evliyaullah ilahi sekr halindeyken kendisinden zuhur eden hal ve sözlerden sorumlu değildir ancak; onun sekr halindeyken meydana gelen hal ve sözleri ile amel edenler vebal ve günaha girerler.” diye buyurmaktadır.
      Vesselam.

  25. ;”Ey şeyhim! Şu ihtiyacımı gidermek için Rabbime benim için dua et“demek ister.” (Kaynakları ile Tasavvuf)
    HOCAM BURDA EY ŞEYHİM ŞU İHTİYACIMI GİDERMEK İÇİN DUA ET DEMEMİZ DEMEK O ANDA BU İSTEĞİMİZİN VE BÜTÜN BU ŞEKİLDE İSTEKLERİMİZİN ŞEYHİMİZİN BİLDİĞİNİ BİLMEMİZ NE KADAR DOĞRU,O HALDE TÜM HİMMET İSTEKLERİMİZİ BİLİYOR ANLAMI ÇIKAR VE DAHA İLERİSİNE GÖTÜRMEZMİ ALLAHCC.KORUSUN

    • Mesut kardeşim Mürşit olan zâtın, Allahu Teala senin gönlünden geçenleri ona bildirmedikçe senin gönlündekini bilmesi mümkün değildir. Ancak; sen gönlünden geçirdiğin bir şeyin herhangi bir kimseye Allah’ın ulaştırmasını istediğin de, Allahu Teala da bu isteğini kabul ettiğinde o arzun o kimsenin gönlüne Allah’ın inayeti ile doğar.
      Bu kimse mürşit olsun olmasın fark etmez. Yeter ki, Allah (c.c.) gönlünden geçirdiğin temennini kabul etsin.

  26. Hocam Selamı aleyküm; Bazı tarikatlarda kollarında özelliklede Kadirilerde Himmet isteme mevzusunu, Şeyhi yaşasın veya hayatta olsun Himmet istendiği zaman dua isteme manasında değilde bizzat kendisinin gelerek yardım etmesi şeklinde yorumlanıyor ve şeyhimin bizzat gerek yardım edeceği mantığıyla himmet isteniyor. Yaşanmış bir örnek olurak, Dervişlerden bir tanesi yolculuk esnasında kaza yapacağı esnada Himmet Şeyhim dediğinde tam uçurumdan yuvarlanacakken şeyhinin gelip aracı uçurumun kenarında tuttuğunu söylüyor. Böyle birşey mümkünmüdür. Ben himmet isteme mevzusunu sizin yazdığınız gibi yorumluyor ve böyle inanıyorum.

    • Aleyküm selam sayın Barbaros. Malesef tarikatların bir çoğunda bazı cahiller himmet istemeyi dua almak anlamında değilde yardım almak amacı ile istemektedir. O durum ise kişiyi şirke götürür. Zira, Allah’tan başka yaratıcı ve gerçek kudret sahibi yoktur.
      Dervişler ve sofiler arasında Kur’an ve hadislere dayanmayan bir çok hikayenin aslı esası yoktur. Bunlara itbar etmemek gerekir. Kur’an ve hadislerle çelişen her söz ve durum ya te’vil edilir veya red edilir. Te’vil şu şekilde olabilir misal:
      Beyazid-i Bistami çok dindar bir insan olmasına rağmen, kendisinin bir hâl esnasında ; “Bayrağım Muhammed aleyhisselamın bayrağının üzerindedir.” dediği rivayet edilir. Bu söz elbette yanlış ve küfrü mucibtir. Ancak hal ehli alimler onun bu sözünü te’vil ederek; “O bu sözü manevi zevkin verdiği haz esnasında kendinde olmayarak söylediği için mazur sayılır” demektedirler. Ulemanın ifade ettiği gibi, bir dervişte İlahi nurun verdiği zevk aklı örttüğü zaman mazur sayılmaktadır.
      Tasavvuf yolunda süluk yapmanın amacı, Allah’ın ahlakı ile ahlaklanmak ve ihlaslı bir mü’min olmak iken bu iş bazı cahillerin gayreti ile, amacından saptırılarak şeyhlerin uçması ve çeşitli olağan üstü işleri yapması masallarına odaklanmaktadır. Birileri kendi şeyhinin daha büyük olduğunu anlatmak için böyle hikayeler de uydurabilmektedir. Burada bizim evliyaullahın kerametlerini inkâr ettğimiz anlaşılmasın. Ancak bu mevzularda da her anlatılan hikaye doğru değildir.
      Bunlar şeyhlerinin büyüklüğünü anlatacakları yerde Allah’ın kudretinin büyüklüğünü anlatsalardı daha doğru bir iş yapmış olurlardı.
      Himmet istemek konusunda doğru üzerindesiniz.
      Vesselam.

  27. Sayın Sefer Bey, size kimse alimler hata etmez demedi. Siz ehli sünnetin yanlışları dediniz. Bu söz Kur’an’a ve Rasulullah’a sataşır. Çünkü bizim ehli sünnetten anladığımız Kur’an’ın ve Rasulullahın yolu demektir. Peygamberler hata yapar ama onu Allah düzeltir. Bundan dolayı onların mesajları hatasızdır. Kur’an farklı dillerde olmaz. Farklı dillerde, Kur’an’ın meali ve tefsiri olur ancak. İmamı Azam o hatalı ictihadından daha sonra vazgeçmiştir.

  28. Değerli arkadaşlar yanlış olan ehli sünnet alimlerine tabi olmak değil, tek doğruyu ehlisünnet kabul etmek ve diğerlerini sapık fırka deyip kesip atmaktır. Ehlisünnetinde birbiriyle çelişen içtihatları yokmu mesela maturidi ve eşari neden ayrılıyorlar. Maturidilerin bir çok konuda mutezileye yakın görüşleri yokmu? Aralarındaki görüş ayrılıklarının da büyük çoğunluğu kelami tartışmalardan dolayı çıkmiştır. kader, şefaat,büyük günah işleyenin durumu,kuran mahlukmu,vs. Ulemanın her görüşünü süpürüp atmayalım ama süpürüp almayalımda. Mümeyyiz akıl seçen doğruyu eğrisinden ayıran akıldır. tamam pirincin pilavını yiyelim ama taşınada dikkat edelimki dişimiz kırılmasın değilmi yani? pazardan aldığımız donumuza bile gösterdiğimiz özeni iki cihan seadetine vesile olacak dinimizi anlamak için göstermeyelimmi? bu kadar önemli bir mesele için kılı kırk yarmayıpda ne yapalım.BEN İMANIMI SOKAKTA BULMADIM.

    • Evet Tek doğru ehli sünnettir. Zira: Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) efendimizin İbn-i Mace, Tirmizi ve Ebu Davut gibi sahih hadis kitablarında, şu mealde bir hadis-i şerifleri bulunmaktadır:
      “Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır, biri müstesna geri kalanları cehennemlik olacaklardır.” Bunu duyan Eshab-ı Kiram (Allah Onlardan Razı olsun) sorarlar: “Ey Allah’ın Rasulü bunlardan, kurtulacak olanlar hangisidir?” Peygamberimiz (s.a.v.)onlara: “Benim ve eshabımın yolunda gidenlerdir.” diye cevap vererek, ehli sünnet yolunda bulunanlara kurtuluş müjdesi vermiştir.
      Bu ise ehli sünnetin ta kendisidir. Zira, ehli sünnet alimleri ictihatlarını Kur’an Sünnet İcmai ümmet üzereyani eshabın icması üzerine yapmışlardır. Sizinkiler ise, Kur’an’a kendi akıl ve mantıklarına göre mana verip, bir çok hadisleri inkar ederek kimileri hadisi şerifleri yok saymış, kimileri işlerine gelmeyen hadisleri, hadis kabul etmemişlerdir. Tıpkı bugün ki, hadis münkirleri gibi. Halbuki zaman ve iman olarak eshaba daha yakın olan tabiinlerin alimleri bu konuda en titiz çalışmalarını yapmışlardır. Bizler onlara itimat edeceğimiz yerde, o zamanın sapıklarından olan hariciler, mürcie vs. gibi sapıkların kaynaklarına itibar edersek nasıl doğruyu bulabiliriz?
      Ehli sünnet alimleri arasında çelişki yoktur. İctihat farkı vardır. Akaid de, 12’yi geçmez. İctihat farkı ile, akla dayanarak varılan çelişkiyi birbirne karıştırmayın. Zira ictihat Kur’an’a ve hadisler ve eshabın icmasına daynır. Çelişki ise akla ve kuru mantığa dayanır. Vahye uymayan akıl ise, ışıksız odada iğne arayan göz gibidir. Sapı samanla karıştırmayalım lütfen. İmanınız konusundaki sözünüz doğrudur. Ama doğruyu mealcilerin yanında değil sünni alimlerin rahlesinde arayın.

    • sefer arkadaşım aslında seni farklı düşündüren küçük bir algılama belki ahiret yurdunda çok büyük yaralar verebileceğini düşünmenizi isterim, herkes sevdikleriyle topluluklarıyla beraber haşr olacaklar hadisi şerifi hatırlatıp kimlerle beraber olmamızı istemek kendi irademizde,ben akedemik ilmi yazılar yazmam haddim değil sadece onu hocam ve hocam gibi zatlar yapıyor zaten ben sadece senin gibi İMANIMI muhafaza etmek hiç şirke bulaşmamak için çalışan soran öğrenmeye çalışan birisiyim,dışarda duyduğum anlayamadığım takıldığım meseleleri sorar aslını anlamaya çalışırım,şu alimler şu mehzepler neden böyle neden ayrı gibi düşünme,aslında ehli sünnet alimleri ve mezheplerini şöyle anla Peygamberimiz s.a.v. sahabem yıldızlar gibidir hangisine tutunursanız kurtuluşa erersiniz hadisi şerifi düşünen bir topluluk için ibret değilmi,sen Allahcc.için birine sarıldımı bunda sakınca ne olabilir,diyebilirmiyiz ki o sahabe kuran ve sünnete aykırı davranış yaptı haşa onlar bilerek isteyerek yanlış yapamazlar ama hataları olabilir ama o hatalar inan araştır bak farzlarda vaciplerde,sünnetlerde değildir inan,tabiat(bölgesel) ve sosyolajik farklılıkları bazı topluluklara ağır gelebileceğinden sahabelerin sosyal ictihatlarını kavrayamadıklarından böyle olmaması lazım gibi eleştriler başlar ki buda kişileri kolaycılığa götürü nefsimiz zaten istemezken ibadetleri neresinden kırpalım azaltalım bunuda kurana uydurarak vicdanımızı rahatlatmaya çalışırız aslında sorun burda,yaptığımız hataları aslında vicdanlarımız biliyor ama onu tatmin için kurana uydurmaya çalışmak gibi gafletteyiz maalesef,benim bir mezhebe göre amel etmemde ne sakınca var,sende aynı amelleri yapıyosun bende yoksa farzları namazları başkamı kılınıyor yok haşa,ozaman neden bu müslümanın müslümana eziyeti,aslında amel edenlerin çoğunda sıkıntı yok sıkıntı amel etmeyenlerin bu işe karışması maksatlı olarak,adam diyoki mezhep falan yok tek yol ehli sünnet kuran diyen kişi sözde evet haklı gibi görünüyor ama burda çok ince alimleri reddiye var çünkü neden bir namazı kılarken illaki bir mezhebe göre kılacaz,ama bu mezhebi red edenlerin maksadı hiç namaz kılınmamasını sağlamak için kafa kirletmek mezhep alimlerini karalayarak kabul etmeyerek amaçlarına ulaşacaklarını sanıyolar bu planlarında gidiyolar ama Allahcc.ında planı var onu unutuyorlar,ne olacak ona güvenme buna güvenme öyle amel etme diye diye sanki müslümanın vazifeleri çok karmaşık mış gibi hissettirmek güveni azaltmak gayeleri,şimdi sen namazını kılıyosan ibadetlerini yapıyosan bırak başkalarını eleştirmeyi kendi nefsini eleştir,alet olma mezhepi red edenlere,seni onlar kurtarmıycak senin ihlaslı amellerin kurtaracak bırakta bir mezhebe göre amel edenleride kendi ihlaslı amelleri kurtaracak,ozaman sen ve senin gibi düşünenlerin çabası ne olaki…kimse kimseye hidayet edemiyeceğine göre bu çabalarla akıllar karıştırılmasına müsade etme,bir mezhebe göre amel eden mesela ben yarin huzuru mahşerde Allahcc.sorduğunda neye göre amel ettin diye bende yarabbi senin sevdiğin ve seni ve resulunu seven imam ebu hanife nin ictihatlarına göre amel ettim ama diğer imamlarınıda seni sevenlerinide hep sevdim,diyecem,bir kusur varsa o imamla bende ceza cekecez çünkü ben onu sevenlerin içindeyim,mükafattata böyle onlarla birlikteyim,peki bu mezhepleri kabul etmeyenler kimlerle beraber nasıl cevap verecek,mahşerde herkes sevdikleri topluluklarla grup grup sürülecek diyor o gün ne zor gün aman yarabbi,inşallah ben o amellerine uyduğum alimlerlerin tırnaklarının dibindede olmaya razı olarak beraber oluruz inşallah.AKLIMIZI ALLAHCC.I TANAMAYA KULLANAN KULLARDAN OLURUZ İNŞALLAH…

      • EĞERKİ ALLAHCC.HERKESİN AKLINA ALGISINA GÖRE AMEL ETMESİNİ DİLESEYDİ SADECE KURANI GÖNDERİR PEYGAMBERİMİZE OKADAR ÇİLE ÇEKTİRMEZ ÖRNEK GÖSTERMEZDİ BİZE,PEYGAMBERİMİZDE İSLAMI YAYMAK İÇİN SADECE KURANI (AYETLERİ) GÖNDERİR NASIL ANLADIYSANIZ ÖYLE AMEL EDİN DERDİ,AMA ÖYLE YAPMADI SAHABELERİ O BÖLGELERDE YAŞATTI Kİ ÖRNEK OLUNSUN DİYE,ŞİMDİ BİZİM ELİMİZDE HEM KURANI KERİM VAR HEMDE YAŞAMIŞ VE YAŞAYAN ALİMLER,İKİSİNİ AYIRIRSAN BİR YER EKSİK KALACAK DAİMA…

    • SEFER KÜÇÜK, PEYGAMBERİMİZ “ÜMMETİM 73 FIRKAYA AYRILACAK 72 Sİ NARA 1 KURTULUŞA ERECEK O KURTULAN EHLİ SÜNNETİMİ SARILANLAR OLACAK” HADİSİ BUNA EN GÜZEL CEVAP TABİ İNANAN İÇİN,EVET EHLİ SÜNNET YOLUNDAN BAŞKA YOL SAPIKLIKTIR,VİCDANIN BUNU KABUL EDİYOR ASLINDA AMA HALA AKIL İNADIN NEFSİNLE ARKADAŞ OLDUĞUNDAN HEP ARAYIŞ İÇİNE İTİYOR SENİ

  29. Sayın Sefer Bey,isminiz gibi sizi sefere çıkarttım herhalde yanlış anlamanızdan,ikna edemediniz dediğiniz sözünüzü sanıyorum benim hocamla düşüncelerimi pekiştirmek ve öğrenmek maksadıyla, yazılarımdan sizi yanlış algılattığımı sanıyorum. Dikkat ederseniz, ben hocamla tartışmadım, ben sadece bu konu üzerindeki benim inancımı aktardım. Çünkü, neden? Bu konuyu daha iyi kavrayabilmek, eksiklerimi görebilmek amacımdan,tartışma kelimesi kişilerin üstünlük kurma gayrtine götürürkü bu da, kişiyi mahveder, Benim bir tarzım var, ben konulardaki yaşantımı, algılarımı, anlatır veya yazarım. Fikir alışverişi (ticaret)yaparım, Bu talebe hoca ilişkisinden kaynaklandığı için ben öğrenmek maksadıyla ısrarla hocamı sıkıştırırım ki, ondan, daha derin, daha fazla bilgi edinebilmek içindir, Bazen de kızdırırım hocamı ki, bana kızdığı zamanlardaki sözleri ve yazıları, inanın ayetlerle, dualarla olduğu için, içim rahatlar. Bu, benim hocama biraz da, belki yanlış yapıyorum ama, şımardığımdandır, Şunu asla unutma Sefer kardeş, her nerdeysen, ya öğrenmek, ya öğretmek veya her ikisini dinlemek için bulun, Kişi bilmediğinin düşmanıdır. Sanırım yanlış yazdınız. “Ehli sünnetin bile yanlışlarına din gibi sarılmak” kelimesini yazmışsınız, çok yanlış. Süizanda bulundunuz. Öyle bir algıyı nerden çıkarttınız? Ehli sünnetin yanlışı olmaz, ama ehli sünneti yaşamaya gayret eden kişilerin yanlışlıkları, ehli sünnete leke bile getirmez ki, diyelim ki, sen müslüman olarak zulum yaptın bu demek değilki, tüm müslümanlar veya müslümanlık inancı bunu böyle emrediyor, Sen yanlış yaptıysan, bu seni bağlar, Çevremizdeki gruplardan da yanlışlıklar gördüyseniz, bu onların yanlışlıklarıdır. Asıl demek değilki, insan başsız olmadığı gibi, her topluluğunda mutlaka başı reisi vardır. Bu reise tabi olmak, peşinden gitmek, kişilerin iradesindedir. Bakarsın baş, ehli sünnete Kur’an’a uygunsa, onunla beraber çalışılrsın islama hizmet için, Yoksa, kendine uygun mutlaka bir topluluk bulacaksın. Şimdi sen de mutlaka bir topluma uydun ve bir fikir başın mutlaka vardır, Biz dimizi alimlerden öğreniriz. Benim ilk alimim babamdı, babamın alimide müftü Arif Kılıç’tı. Onun alimide İmam-ı Rabbaniler, İmam-ı Geylanilerdi. Onların alimleride tabiinler, onların alimleri de, sahabeler, sahabelerin alimleride yüce Peygamberimizdir, Şimdi, ben bana en yakın alime uymayayım mı? Ona uymak demek, Resule uymak demek değilmi? Resule uymak, onun yolunda gidenlerle, o yola gitmek değilmi ki, şimdi Kur’an’da alimlerin peşinden gidin demiyor mu? Düşünceniz umarım kırılmıştır, umarım birbirini seven anlayan, Rabbimin rızasına uygun kişilerden oluruz inşallah.

    • Muhterem kardeşim Mesut Bey. Allahu teala dünya ve ahiret, gönlünüzü hoş etsin. İnanın, sizin böyle haddini aşanlar için cevabi bir yazı yazmanızı gönlümden geçirmiştim. Rabbim bunu size ma’lum etti ki, bu cevabi yazınızı yazmanız, çok yerinde olmuştur. Teşekkürlerimi sunarım. Allahu teala seni, Kıyamet günü Ehl-i Sünnetin lideri, Peygamberimiz Muhammed Mustafa’nın şefaatine nail eylesin bizimle birlikte. Gerçi bu adamlar şefaati inkar etselerde; Allah(c.c.) Nurunu tamamlayacaktır. ” Allah’ım Sen Kıyamette Peygamberimiz Muhammed’i,(s.a.v) va’dettiğin makam-ı mahmude(tüm müslümanlara şefaat etmek makamına) erdir. “İnneke Lâ tuhliful-mîâd”(Şüphesiz sen Va’dinden dönmezssin.)” Vesselam.

  30. Sefer beye cevaben:
    Kuran-ı Kerim’de Ali İmran suresi 32. ayette “Allah’a ve Resulüne itaat edin”
    Bu ayet bile tek başına sünnete uyulması gerektiğinin apaçık bir delilidir. Kaldı ki Hz. Muhammed (s.a.s)’e itaat edilmesini emreden çok sayıda ayet yer almaktadır.

    Diğer bir ayet:
    “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e ve sizden olan ulü’l-emre de itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz -Allah’a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız- onu Allah’a ve Resûl’e götürün. Bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.” (Nisa, 4/59)

    Kuran’da Hz. Muhammed’in sünnetine, hadislerine uymamız emredilmektedir. Onun sünnetini takip etmek, yine onun yolundan giden alimlerin ışığında aydınlanmakla mümkündür. Nitekim “Alimler Peygamberlerin varisleridir” hadisi şerifi de Ehli Sünnet alimlerinin yolundan gitmemiz gerektiğine bir delildir. Bu hadis Asim b. Reca b. Hayve’den, Velid b. Cemil’den, Kesir b. Kays’tan ve Ebu’d Derda’dan rivayet edilmiştir. En sahih hadislerdendir.

    Ebu’d-Derdâ’dan:
    Rasûlullah’in (Sallahü aleyhi ve sellem) söyle dediğini işittim: “Âlimin üstünlüğü, ayın diğer yıldızlara üstünlüğü gibidir. Âlimler Peygamberlerin varisleridir. Peygamberler ne dinar bıraktılar ve ne de dirhem. Geride bıraktıkları sadece ilimdir. Kim de bu ilimden istifade ederse, çok şanslı demektir.”

    Enes b. Malik’ten:
    Hz. Peygamber (Sallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
    “Yeryüzündeki alimler, gökyüzünde (parlayan) yıldızlara benzer ki karada ve denizde kaybolduğunda ise yıldızlar rehberler/kılavuzlar bile yollarını kaybeder.”

    Ubade b. eS-Samıt’ten:
    Rasûlullah (Sallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Büyüklerimize hürmet, küçüklerimize merhamet etmeyen ve âlimlerimizin konumunu kabul etmeyen kişi, benim ümmetimden değildir.”

    Son olarak bir diğer hadis:
    “Sünnetimden yüz çeviren benim yolumu takip etmiş değildir.”

    Ayet ve hadislerden onlarca örnek vermek mümkün…

    O halde Ehli sünnet alimlerinin yolundan gitmeye neden karşı geliyorsunuz?
    Yoksa siz hadiste (âlimlerimizin konumunu kabul etmeyen kişi, benim ümmetimden değildir) denildiği üzere Muhammed ümmetinden değil misiniz?

    Bin yıl boyunca silsileler boyu İslam’ı tebliğ etmiş ehli sünnet alimlerine baş kaldırmış bir adamın yolundan gitmekle hataya düştüğünüzün farkında mısınız?
    Nitekim savunduğunuz fikirler Hz. Muhammed’den bin yıl sonra yaşamış sünnetten uzak bir adamınkiyle birebir örtüşüyor.
    Bence alimleri karalamaktansa biraz kendinizi ve düşüncelerinizi sorgulayın…

    • Sayın M.Nurullah Osmanoğlu, Sefer Küçük’e atfen, çok yerinde ve isabetli cevabi yazınızdan dolayı, size teşekkürlerimi arz eder, Allahu teala kaleminizin gücüne güç katsın derim.

  31. Bay Sefer efendi, hem; “Siz yazdıklarınızı keşke Kur’an’a arz edebilseydiniz sahih sünnete arz edebilse idiniz.”diyorsunuz, sonrada kendinizle çelişkiye düşüyorsunuz. Sizin vasfınız ne oluyorki Ehli sünnet ulemasını yargılamaya kalkıyorsunuz? Siz daha bizim yazdıklarımızı anlamaktan yoksunken birde kalkmışsınız ehli sünnetin yanlışlarından sözediyorsunuz. Ehli sünnet demek; Kur’an ve Peygamberimizin Kur’an-ı yaşaması demektir. Siz daha “İyyâkenesteîn” ayetini doğru yazmaktan aciz bir kimsesiniz. Vehhabilik batağına batmış, yolunuzu şaşırtmış, bir de kalkmış ehli sünneti aşağılıyorsunuz. Allahu Teala size hidayet versin. Bizim yazılarımızı da, okumak zorunda değilsiniz. Bizim maksadımız Allah rızası için, samimi ve ihlaslı kimselerin, bilmedikleri konularda, kendilerine yardımcı olmaktır.
    Bizim yazdığımız tüm dini içerikli yazılarımız, Kur’an ve sünnete uygundur ama, sizde bunu görecek ne göz vardır, ne de anlayış. Çok görmüyoruz, bu da basiret meselesidir, tıpkı sizin ehli sünnet münkiri, basiretsiz üstatlarınız gibi.
    Siz, bir de Kur’an’ı okuyup anladığınızı söylüyorsunuz, fakat ne yazıkki, bir kimseye hidayetin Allah’tan olduğunu dahi, bilmiyorsunuz. Zira, falan şahsı ikna edemediğimi vurgulayarak, şahsımı aşağılamaya çalışıyorsunuz. Size yakışan da budur. Peygamber(s.a.v.) Efendimizin, Ebu Leheb ve Ebu Cehil için ne kadar çaba sarfettiğni bilmiyor musunuz? Ama gel gör ki hidayet Allah’tandır, a hemşehrim. Daha önceleri, bir yerlere katıldığını ima ediyorsun. Ama oralardan hiç bir şey alamadığın gayet bariz belli oluyor. Bildiğini sanan bilmeyenlerdensin ve hakikati anlamaktan yana da, çok uzaksın.
    “Hiç bir sapık zümre yoktur ki, kendi dalaletini Kur’an’dan bir ayete dayandırmasın.” İmam-ı Rabbani Mücedid-i Elf-i Sani (Allah O’nun ruhunu kudsi eylesin)

  32. Hocam, yazdığınız manevi yardım isteme konusunda çok ince bir çizgi var. İtiraz eden kimselerin sanırım orada kafaları basmıyor veya art niyetli oldukları için kargaşa çıkarmak niyetindeler. Saygılarımla.

    • Aziz kardeşim bu konular çok hassas ve nazik meseleler. Bunları yazarken ehl-i sünnet alimlerinin çizgisinden ayrılmamak için kılı kırk yarıyorum. Bu mevzular herkesin kolaylıkla anlıyacağı bir mesele değil elbette. Bir konuyu iyi anlayabilmek için, onun alt yapısının olması gereklidir. Onun içindir ki, İslamiyeti anlama da alt yapıyı oluşturan akaid bilgileri eksik veya yanlış olan günümüzün entel, dantel yazarları İslamiyeti reformize etmeye çalışarak, dinimizi bozmaya çalışıyorlar. Ehl-i sünnet alimlerinin rotasından ayrılan sapıtır. Sapı samandan ayıramayacak kadar şaşkın hale düşer.
      Yine tekrarlıyorum ; ehl-i sünnet demek; en başta Peygamber Efendimizin ve eshab-ı kiramın ve onların yolunda olan sünni alimlerin, Kur’an-ı anladıkları gibi anlamak ve yaşamaktır. Günümüzdeki mezhepsiz vehhabi ve reformcu entel yazarların, tabiin devrindeki sapık mezheblerin görüşlerini, doğru bir fikir ve yorummuş gibi, onları destekleyen basın ve yayınlar da, propaganda etmelerinin altında yahudi siyonizmi yatmaktadır. Hz.Ali’nin katili Haricilerin, Münafık İbn-i Selullerin, sapık İbn-i Teymiyelerin görüşleri yatmaktadır. Anlaşılmayan konuları size, defalarca açıklayabilirim. Bundan dolayı kalbim ve vicdanım çok rahattır. Aldığım ta’lim ve terbiye gereği, yazdığım her konuyu ehl-i sünnet alimlerinin çizgisi doğrultusunda yazmaya çalışıyorum. Eksiklerim için Allahu tealanın af mağfiretne sığınıyorum. Vesselam.

      • selamunaleykum hocam,

        bir arkadasim bana Evliyalar himmet isteyene ya dua ederler veya Allahin izni ile fiili dua ederler. Yani mesela Allahin izni ile batan gemiyi Evliyanin ruhaniyeti gemiyi Allahin yaratmasiyla tutar.Dogrumudur?

        Saygilarimla

        • Aleyküm selam sayın A. Klstut. Allahu teala bir kimseye bir şeyi vermeyi murat etmişse önce onun kalbine o isteği düşürür. Sonra onun sebeplerini yaratır. Himmet istemekte, evliyada hepsi vesiledir. Ancak Allah c.c. bir kimseye bir şeyi vermemeyi dilemişse, ona hiçbir şey fayda vermez.
          Himmet ; “Benim için Rabbimden şu isteğimin olmasını iste” demektir. Ayrıca Allahu teala kuluna yardım ettiğinde vesileler yaratır. Bu vesileler şu veya bu evliya şeklinde gösterilir. Aslında o yardımı yaratan Allah’tır vesile olan Allah’ın dilediği kimsedir… Bu durumda olan kul, o yardımı Allah’tan bilmezde o veliden bilirse, şirke düşebilir.
          Vesselam.

  33. Rabbimiz Allah, Peygamberimiz hazreti Muhammed Mustafa’dır. (s.a.v.)Maksadımız Allah’ın rızası için gerçek anlamda tevhidi elde etmek yolu olan tasavvufu doğru olarak anlatmaktır.
    Kur’an’ın ayetlerine yanlış anlam vererek kendilerini müslim sanan kâfirler, tevhid ehlini şirkle itham etmektedirler. Onlar gerçekten şirkin ne olduğunu bilselerdi günde 70 kez imanlarını yenilerlerdi. Zira şirk, karanlık gecede, kara karıncadan daha siyah, akrepten daha öldürücü, kurttan daha sinsidir. Ama en büyük perde, insanın kendisidir Rabbine. Eğer dikkat edilmezse, insanın kendisinden daha büyük bir şirk yoktur alemde. Bundan avam insanlar bihaberdir. Nasıl olur bu dersen? İnsanın; “ben varım, ben biliyorum, ben görüyorum, benim kuvvetim…ve sair ” gibi varlık iddiasıyla söylediği sözleri.. bunlar şirkin ta kendisidir. Bu sözleri sarf ederken, bütün bunların, Allahın inayeti ile olduğunun bilincinde olanlar müstesnadır.
    İnsanın kendisi dışındaki şirke gelince; yediğinde kendisini doyuranı ekmekten ve sair şeylerden biliyor, onu sebep bilmiyorsa, hanımı ile cima yaptığında onun vesilesi ile aldığı zevki, o esnada Allah’ın yarattığından gafilse, içdiklerinden aldığı lezzetide, meşrubatı da, kendisini de, o anda Allahu tealnın yaratmasından gafilse, işte bunlar şirk-i hafi denilen gizli şirk türünden şeylerdir. Bunların hepsi evliyaullah’ın, ilham ile Allah’tan öğrendikleri bilgilerdir ki, bunların bir çoğunu kitablar vesilesi ile öğrenmezler.
    İmam-ı Rabbani hazretleri :” Allahu teala bu alemi, his ve hayal mertebesinde yarattı” diye haber vermektedir. Bunun anlamı çok büyüktür. Ciltler dolusu kitab eder yazılsa. Ama bunu sana özet olarak bildirelim biiznillah:”Gerçek varlık Allahu tealadır. Alemler ise, hakikatte olmayıp, görünüş ve dokunuş mertebesinde var sayılan, Allahu tealanın isimlerinin tecellilerinin zılleridir…
    ŞUNU UNUTMA: GERÇEK MUVAHHİD, TEVHİD EHLİ, ENBİYALAR VE EVLİYALARDIR. LÂ İLÂHE KILCI İLE HERŞEYİ SİLERLER, İLLALLÂH İLE SADECE O’NUN EZELÎ VE EBEDÎ VARLIĞI BÂKÎ KALIR KALBLERİNDE. EVET SEN, VE BEN, HEPİMİZ GÖLGE VARLIKLARIZ HAKİKATTE.
    Gecenin bu saatinde böyle güzel şeyler yazmama vesile olduğunuz için, Allahu teala sizi ve bizi, razı kıldığı ve RAZI OLDUĞU kullarından eylesin. Vesselam.