Rüya İle Amel Edilmez

Felsefecilerin hiç birisinin imanı şüpheden kurtulmuş değildir. Çünkü felsefe aklı, İslam ise Vahyi ölçü alır. Vahiy yanılmaz ama akıl her zaman yanılabilir. Sonra her insanın aklı bir değildir. Birinin sarı değine diğeri beyaz der.
Akıl maneviyatta göz ise, vahiy onun ışığıdır. Akıl ancak, maneviyat konusun da vahye tabi olmakla tamamlanır.

Gelelim maddenin varlığına. Pozitif ilmin gözlem ve yasalarına göre madde, eşittir enerjidir. Yani madde, enerjinin yoğunlaşmış halidir.
Her şeye hakim olan Allahu Teala enerjiyi “kün”(ol) emri ile yarattıktan sonra maddeyi oluşturan en küçük parçacıklar olan fotonlar halinde paketlemiştir. Onları belli sayılarda bir araya getirerek nötron, proton, elektron ismi verilen parçacıklar haline koyup onlardan da atomları var etmiştir. Atomlardan da molekülleri var ederek su hava toprak gibi maddeleri yaratmıştır.
Allahu zül-Celal, atomun çekirdeği olan nötron ve protonun çevresinde elektronları 1 saniyede 50 bin tur attırarak atomları oluşturmaktadır.
Allah, atomların çevrelerinde “ol” emri ile dönderdiği elktron sayısına göre 104 elementi var etmektedir. Buna göre Rabbül-âlemîn evreni her saniye El-Kayyûm ismi şerifiyle yok olmaktan korumaktadır. Şayet Rabimiz Kayyûm isim-i şerifinin tecellisini çekmiş olsa kâinat anında yok olur…
Rabbimiz bu konuya Kur’an’da işaret vererek; “Ve lâ yeûdühû hıfzuhümâ” Bak:(Bekara Suresi), (Âlemleri yok olmaktan korumak Allah’a asla bir ağırlık vermez) buyurmuştur.

Acı ve tatları tadan, gören, işiten, bilen, irade edip seçebilen bedenimiz değil ruhumuzdur. Âlemleri yaratan Rabbimiz bedenlerimizi yarattığı gibi ruhumuzun acı veya tatları tatmasını, görme, işitme, irade ve de bilincimizin algılarını her an yaratmaktadır. Ayet meali: “O Allah her an yeni bir tecellidedir(yaratmadadır). Bak: (Vakıa Suresi).
Rabbimiz ruhumuzun acı veya tatları algılamasını, bilincimizi, görmemizi ve işitmemizi bedenimizin organları aracılığı ile yaratır. Rüyada ise bunları vasıtasız yaratır ve tattırır. Bedenimizin bir organına zarar gelse ruh ile tat veya acı veya bilincimiz arasına perde girer. Örnek; tam veya kısmi felçli kimselerdir.

Rüya ile madde alemini karşılaştırırsak rüya alemi, içinde maddenin bulunmadığı sadece maddenin ve mananın görüntülerinin olduğu bir alemdir. İnsan uyduğunda ruhu alemi misale geçer. Yani ruh, manalar alemine alınır. Allahu Zül-Celal orada acı veya zevk duymamızı vasıtasız yaratır. Yani bedene gereksinim kılmaz.
Madde alemi bir rüya alemi değil, imtihan alemidir. Rüyada yaptıklarımızdan sorumlu değiliz ama uyanıkken yaptıklarımızdan sorumluyuz. Çünkü dünya aleminde işler vasıtalarla yaratılır. Günaha veya sevaba irademiz aracı olduğu için ahirette yaptıklarımızdan sorumluyuz.
Birisi Hz. Ömer’e gelir, “Ey müminlerin Emiri! Bana zina cezası uygula” der.
Hz. Ömer: “Niçin?” der.
Adam: “Ben rüyamda anam ile zina ettim” der.
Hz. Ömer: “Git gölgene 100 sopa vur “ der.
Adam: “Ey Müminlerin Emiri! Benimle alay mı ediyorsun? Niçin bana vurmuyorsunuz da gölgeme yüz sopa vurmamı söylüyorsunuz?” der.
Hz. Ömer: “Ey adam! Rüya bir gölge gibidir. Rüyada yaptığınızdan sorumlu değilsiniz” der.
Bekir Canbay  30.11.2017


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir