Reformistlerin Savunucusu Nureddin Yildiz

SapıklarSosyal medyada meşhur olmuş N. Yildiz isimli hocanın reformistlere karşı sempatisi ve Hz. Ebu Bekir(r.a.) hakkında basitleştirici sözler sarf ettiği gün ışığı gibi aşikardır.
Malum hoca hakkında bazı soru ve cevaplar:

Hocaya sormuşlar:
“Hocam, arkadaşıma sizi dinlemesini önerdim. Sizi araştırmış ve “O zaman Hz. Ebubekir (r.a.) olmak kolay; gelsin de şimdi olsun” diyor hocan, niye böyle diyor diye bana sordu. Ben de sohbetin tamamını dinle, kesiyorlar, sonra sanki hocam sadece o kısmı demiş gibi tepki koyuyorlar ona dedim. Hocam size sert, falan da diyorlar çok üzülüyorum. Ne yapayım böyle durumlarda?”

Hocanın cevabı:
“Selamünaleyküm. Siz beni savunmayın, dininizi savunun, dininize hizmet edin. Nureddin hoca fani biridir, masum değildir; hata da eder, ayağı da kayar maazallah. O sözün ne anlama geldiğini herkes biliyor ama bilmek istemeyene ne diyebiliriz? ‘Ebu Bekir radıyllahu anh, yaşadığı zamanın imtihanı ile imtihan edildi ve kazandı. O zaman için yaratılmış Ebu Bekir bugün imtihanı kazanamayabilir. Bu da şu demektir: Ebu Bekir olayını bir roman gibi okuma yerine, bize ders gibi görmeye mecburuz. Onun fedekârlıklarını okuyup, bugün bizden bekleneni yerine getirmeliyiz.’ Bu anlatılmak isteniyor, bu kadar. Allah yardımcımız olsun.”
İZAHAT:
Ne demek, “O zaman için yaratılmış.” ve “Ebu Bekir bugün imtihanı kazanamayabilir.” Bu büyük sahabeye karşı çok ağır bir hakaret değilse nedir? O zaman da mümin olan bu zamanda mümin olamaz mı? O zaman da her şeyini feda eden bu zamanda edemez mi? Bu felsefe, sığ aklın semeresi olan ilmin, güneş gibi hakikati gölgelemesinden başka nedir? Oysa ki Allah Adl-i Mutlaktır. O zamanın imtihanı ile bu zamanın imtihanı görünüşte farklı olsa da hakikatte aynıdır. Bunun aksini iddia etmek -haşa- Allahu tealanın Âdil olmadığına inanmak değil midir?

Hocaya sormuşlar:
“Hocam bir yakınım Seyyid Kutup diye bir müfessirin kitaplarını okuyor. Bu adam hakkında hoş olmayan şeyler okudum, iyi midir kötü müdür pek bilemiyorum. Çocuklarını okula göndermiyor ve Türkiye’nin yönetim ve eğitimini beğenmiyorlar, oy kullanmıyorlar. Bugün eşi ve çocuklarıyla Fas’a gittiğini duydum. Çocuklarını İslami eğitimle yetiştirebilmek için gitmek istiyormuş. Ben anlam veremedim; burada ülkemizde de yetiştirebilirdi. Ancak görmek istemiyor sanırım buradaki eğitim veren yerleri. Bahsettiğim müfessir hakkındaki görüşlerinizi merak ediyorum.”

Hocanın cevabı:
“Selamünaleyküm. Bu kardeşimizin düşünceleri ve yaptıkları hakkında yorum yapmamız gerekmez. Onu kendi takdirine bırakmalıyız.
Seyyid Kutup rahmetullahi aleyh, müfessir değildir. Kur’an’a hizmet etmek için gayret eden bir Müslüman’dır. Kitapları okunabilir. İstifade edebilen için güzel kitaplardır. Hayatını inşaallah şehitlikle bitirmiş olduğunu görüyoruz. Onunla sizin zikrettiğiniz kişi arasında bağ olması gerekmiyor. Kutub’un fikirlerinin bir bölümünden etkilenmiş olabilir. Onunla Kutub’u aynı kefeye koymak doğru olmaz.”

İZAHAT:
Seyit Kutup Mason Abduhun talabelerinden ve hayranlarındandır. Bu adam buna rağmen Seyit Kutub’a nasıl iyimser bakabilir.?

Hocaya Sormuşlar: 
“Bir İslam hukukçusu olarak Muhammed Hamidullah’ın eserleri okunabilir mi?”

Hocanın cevabı:
“Selamünaleyküm. Muhammed Hamidullah ise ilim adamları için iyi bir kaynaktır. Halk düzeyinde ağır bir isim olabilir. Allah rahmet etsin.”

İZAHAT:
Hamidullah ilim adamları için iyi bir kaynakmış. Bu nasıl kaynak? İşte malum hocanın övdüğü Hamidullah’ın sapkınlıkları:

Üstad Necip Fazıl Kısakürek Türkiyenin Manzarası isimli eserinde özetle diyor ki:
Dalalet kumkuması Hamidullah (İslâm Peygamberi) isimli kitabında:
1- Azılı İslam düşmanı müsteşrik Dr. Duzi ağzıyla konuşan,
2- Resulullah’a, Hristiyanlardan din bilgisi almış olmayı yakıştıran (s. 21),
3- (Sütkardeşi Şeyma’nın omuzunu, hayat boyu iz kalacak şekilde ısırdı) diye yazabilen (s. 40),
4- (Nübüvvetten önce, Peygamber puta koyun kurban etti) diyebilen (s. 47),
5- Vahyi, (Onların ifadesine göre) diyerek şüpheli gösteren (s. 66),
6- Buda’yı Peygamber sayan (s. 69),
7- Şakk-ül-kamer mucizesini bıyık altından alaya alan (s. 82),
8- Miracı, ruhî bir hâl sayan, Mirac’ı Allah’a mekân tayin etmiş olmak gibi gösteren (s. 92),
9- İslam’dan önce Kudüs’te mescid bulunmadığını iddia edip, Mescid-i Aksa’yı dolayısıyla Kur’anı bile yalanlamaya kadar giden (s.93),
10- Eserini, Fransızlardan gördüğü misafirperverliğe mukabele için yani kiliseyi memnun edebilmek için yazdığını itiraf eden… (Önsöz)
Evet, bütün bunları eyleyen, dinden, imandan yoksun bir bedbahtın, âlim ve mütefekkir diye piyasaya sürülmesinden büyük felaket düşünülemez. Din simsarları böyle kitapları basa dursun…(Türkiye’nin Manzarası)

Soru:
“Selamünaleyküm. günümüzde sürekli tartışılan bizimde nereden bakacağımızı bilemediğimiz bazı şahıslar var. Cemalettin Efgani, Fazlurrahman, Abduh gibi. Tasavvuf ekolü kafir yerine koyarken, istikametine güvendiğimiz bazı hocalarımız da övgü ile söz edebiliyor. Biz nerde durmalıyız ve geniş bilgi alabileceğimiz sağlam kaynaklar var mı? Allah razı olsun.”

Hocanın cevabı:
“Selamünaleyküm.
Bize doğrudan yararı bulunmayan tartışmalara girmemiz makul değildir. Aklımızı, vakit ve enerjimizi dikkatli kullanmalıyız. Sözünü ettiğiniz isimlerin her birinin artıları muhakkak vardır. Ama Ümmet nazarında sorunlara da neden olmuşlardır ki onlar hakkında kesin konuşanlar bulunmaktadır. Ben, kâfir kelimesini uluorta kullananların rahat bir iş yapmadıklarını düşünüyorum. Yanlışları konuşulmalı ama hüküm Allah’a bırakılmalıdır. En iyisi kendi akıbetimizle ilgilenmektir.”

Soru:
“Muhammed Abduh İslam için mi çalışmıştır yoksa İslam’ı bozmaya mı çalışmıştır?”

Hocanın cevabı:
“Muhammed Abduh hakkında mason olmasından, kasıtlı çalıştığına kadar pek çok iddiada bulunulmuştur. Yaşadığı hayatında da bu iddiaları doğrulamaya yarayacak izler vardır. Bunun yanında ilim dünyası için önemli isimlerle bir arada olması da söz konusudur. Karışık ve çözümsüz bir bilgi ile çevrelenmiştir adı.
Kanaatimiz şudur:
Mü’min olduğu hakkında tartışma abestir.
İlim adamlığı konusunda önemli bir yeri vardır.
Fikir adamlığı ve ileri görüşlülüğü ise tartışılabilir.
Şu anda onun izini sürmeyi gerektirecek bir ihtiyaç da yoktur.
Öyle veya böyle Rabbinin huzuruna varmıştır. Hatalarından ötürü Allah’tan mağfiret buyurmasını dileriz.”

İZAHAT: Malum zat, Hamidullah, Efgani ve Abduh’tan etkilenen reformist yazarlardandır. Bu hocanın onlara karşı sempatisinin olduğu burada da su götürmez bir şekilde zuhur etmiştir.
Abduh ise sicilli masondur. Bir masona nasıl mümin diyebilir bu zevat?

NOT: Reformist, selefiyeci ve diyalogcu alimleri yazı ile veya sözleri ile öven hocalar da onlar gibi ehli sünnet dışı kimselerdir. Onların kitaplarını okumak, sohbetlerini dinlemek manevi zehirdir.

Nakleden ve Açıklama Yapan: Abdullah Bekir İslam Dergisi yazarı

Soru ve cevapların yayınlayan: İsmail6ok


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir