Ateistliğe Götüren Nedenler

İnkarcılığın temel sebeplerinden biri kibirdir. Allahu teala,
ilk insan Hz. AdemMaymundan İnsana Evrim Safsatası’i yarattığında tüm meleklere ve iblise Hz. Adem’e secde etmelerini emretti. Ancak kendisini insandan daha üstün, daha kuvvetli ve zeki gören iblis, gururuna yenik düşerek, herşeyin yaratıcısı ve kudret sahibi olan Allahu tealanın emrine itaat etmedi. Bu durum, Kur’an-ı Kerim’de Bakara Suresi 34. ayette şu şekilde mealen geçmektedir:

(Meleklere: “Âdem’e secde edin!” dedik, hemen secde ettiler. Yalnız iblis dayattı, kibrine yediremedi, inkârcılardan oldu.)

Ayetten anlaşıldığı gibi iblis hakikati gördüğü halde kendini beğenmişiliği yüzünden Allah’a karşı gelmiştir. Benzer şekilde ateistler de kendilerini zeki ve akıllı addederek ilahi ayetlere karşı gelmekte ve Hz. Muhammed’i yalanlamaktadırlar. Bunun esas sebebi, kibirli olmaları ve kendilerini bilgili zannetmeleridir. Nitekim ateistler, kendilerini diğer insanlardan daha zeki ve akıllı zannederler. Ufacık beyinleriyle tüm yeryüzündeki ve kainattaki mimariyi şekillendiren, en büyük ilim sahibi Yüce Yaratıcı’nın ilmiyle boy ölçüşme cürretinde bulunurlar. Mümin Suresinin 56. ayetinde Allahu teala, imansızların kendini beğenmişlik duygusuna kapıldıklarını belirtmektedir:

(Allah’ın mesajlarını hiçbir delilleri olmadan sorgulayanlara gelince: onların içinde hiçbir zaman tatmin edemeyecekleri küstahça bir kendini beğenmişlik (duygusun)dan başka bir şey yoktur; öyleyse sen Allah’a sığın; çünkü her şeyi işiten, her şeyi gören yalnız O’dur!)

Ateistler, “kendi kendine yeterlilik” gibi büyük bir yanlışın içine düşerek Kuran’ı inkar etmektedirler. Alak Suresinin 6. ve 7. ayetlerinde, inançsızların birçok nimete rağmen, kendilerinin muhtaç olmadığını zannederek yanlış yola girdiği belirtilmektedir. Şüphesiz inkarcılar bir türlü sıyrılamadıkları kendini beğenmişlik duygusuyla, O’nun kudreti ve ilmi karşısında ne kadar aciz bir varlık olduklarını farketmek istememektedirler. Bu durumun vermiş olduğu psikolojiyle kendileri gibi inanmayan insanlara ve İslam’a saygısız ifadelerle saldırmaktadırlar.

İnançsızlığın diğer bir sebebi de önyargılardır. Ateistler, İslami kitap okumadıkları için dini bilgileri zayıftır. Çoğu zaman dini karalamak amacıyla ayetleri ve hadisleri kendi kafalarına göre yorumlarlar. Hemen hepsinin okuduğu kitaplar, hayvani egolardan esinlenerek kaleme alınmış serbest yaşam tarzlarını mübah gösteren yazılardır. İşte o kitaplarda, her türlü günahın serbest olduğu yasaksız ve özgür bir toplum anlayışını benimseyen kimi batılı filozofların düşünceleri, yaşamı eğlence ve yemekten ibaret olan cahil insan topluluklarının kolayca ateizme geçiş yapmasına neden olmaktadır. Ateizme adım atan bir kimse, dünyevi hayatı, her türlü eğlencenin ve keyfin mübah olduğu uzun bir süreç olarak görür ki, bu, çölde serap görmeye benzer ve sona yaklaşıldığında hayatın bir saniye gibi geçtiği anlaşılır. Muminin Suresinin 112-115. ayetlerinde dünya hayatının yanıltıcılığı ve geçiciliği belirtilmektedir:

([Allah, azaptakilere:] “Yeryüzünde kaç yıl kaldınız?” diye soracak. “Orada bir gün kaldık, yahut bir günden daha az; bunu [zamanı] saymasını bilenlere sor…” diye cevap verecekler. [Bunun üzerine, Allah:] “Orada sadece az bir vakit kaldınız; bunu bir bilseydiniz! Sizi boş ve anlamsız bir oyun için yarattığımızı ve Bize dönmek zorunda olmadığınızı mı sanıyordunuz?”)

Ateistlerin inkarda ısrar etmelerinin diğer bir sebebi de bilgisizliktir. Ateistler, dini konularda bilgi sahibi olmadıkları gibi ayet ve hadisleri farklı yorumlayarak Müslümanların kafasında soru işareti bırakmaya çalışmaktadırlar. Çoğu ateist, çocukluk yıllarında dini bir eğitim almadığı için kendi yaşam tarzlarını benimsemiştir ve bundan kurtulmaları pek muhtemel görünmemektedir. Ancak önyargılarından kurtulup doğru kaynaklardan dini bilgi edinirlerse, o zaman doğru yolu bulmaları büyük bir ihtimaldir. Bu nedenle her Müslümanın çocuğunu iyi bir dini eğitimle yetiştirmesi şarttır. Yalnız bu eğitim şekli dinimizi sevdirmeye yönelik olmalı ve çocuğun inancımızı benimsemesi için seviyesine uygun dini kitaplar okutturulmalıdır. Dini bilgisi yeterli diyebileceğimiz ve İslam’a uygun yaşayan Müslüman, ateistlerle daha iyi mücadele edecektir. Müslüman genç, hem dini bilgileri hem de akli ilimleri öğrenerek her alanda ateistlerle fikri olarak mücadele etmelidir!

Ateistlerin diğer bir özelliği kendi menfaatlerini gözeterek İslam’a karşı takındıkları tavırlardır. Dünya sevigisi, mal, mülk, zenginlik ve şöhret hırsıyla dinin emirlerine karşı gelirler. Bu uğurda yalan söylemek, iftira atmak, karalamak, hakaret etmek, tuzak kurmak ve alay etmek onların en kötü hasletleri arasında yer almaktadır. Bu durum Nahl Suresi 62. ayette belirtilmektedir:

(Onlar hoşlanmadıkları şeyi (önce) Allah’a yakıştırırlar; sonra da kalkıp bunu dile getirirken, sanki en güzel, en erdemli olan neyse onu hak etmişler gibi, gerçek dışı, yalan açıklamalarda bulunurlar. Aslında, onlar sadece ateşi hak etmektedirler ve şüphesiz kendileri [Allah’ın rahmetinden] uzak tutulacaklar!)

Yazımı sonlandırmadan önce açıkça ifade etmek isterim ki, nefsinin isteklerine boyun eğen, kendini diğer insanlardan daha akıllı zanneden, bilmişlik taslayan cahillerin Allah’ın büyüklüğünü ve gücünü kavramaları mümkün değildir. Hak yolu anlamaları için kibirlenmeyi bırakıp ruhlarını necis düşüncelerden sıyırmaları şart!

Abdurrahman Canbay


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

8 soru “Ateistliğe Götüren Nedenler

  1. Esselamü Aleyküm
    Yüce Zülcelâl-i vel-İkrâm ın rahmeti bereketi ve mağfireti hepimizin üzerine olsun inşallah yazıma başlamadan önce cahilliğimden ve hadsizliğimden dolayı Yüce Allah tan bağışlanma ümit ediyorum
    Elhamdülillah müslümanım dünya üzerindeki en büyük ve tek nimete sahibim annem yeterli olmasa da ALLAH a olan saygı ve bilinç içerisinde büyüttü beni müslümanlık konusunda çok eksik kalmışız ama her zaman Peygamberimizin güzel ahlak bilinci aşılandı ve her şeyde dua etme bilinciyle büyüdüm çok şükür annem aza kanaat eden çok şükreden bir kadın bende onun sayesinde şükrederdim tabi sonra fark ettim ki ben haram olan bir işi dahi yapsam onun haram olduğunu bilmediğim için ona da şükrederdim meğerse bana sunduğu güzellikler konusunda aslında ALLAH ın hoşnut olmayacağı şeylere şükrediyormuşum çok şükür CENAB I ALLAH lütfetti müslümanlığımı öğrenmeye başladım ama öğrenmeye başladıktan sonra o kadar çok şey beni üzülerek söylüyorum dinden soğuttu ki ibadet ederken bile saçma sapan şeyler düşünmeye başladım ve sırf ALLAH tan korktuğum için karşı gelmemek adına ibadet etmeye devam ettim ve çok daha aklımda belki de kalbimde onayladı küfür sözlere düştüm hiçbir zaman dillendirmedim pişman oldum hala da devam ediyor bu durum çok şükür eskisi kadar kötü olmasada sürekli tövbe halindeyim ama Yaradan içimi biliyor affeylesin çok kötü süreçler geçirdim imanım adına çok zor aşamalardı ama hiçbir zaman bu din böyleymiş meğerse mantığım almıyor aklım almıyor inanmak istemiyorum bu dinden çıkmak istiyorum diye düşünmedim şükürler olsun ki o kadarını yapmadım ama ikna olamıyorum KURAN I KERİM de çok değilde hadisler konusunda çok hayrete düşüyorum mantıklı bulamıyorum bununla birlikte şunu kabul ediyorum DİN benim ikna olmamla aklıma ve mantığıma uymasıyla olacak yada kulun seveceği emir ve yasakları içermek zorunda değil şükür ki kendimi buna ikna edebildim emirleri ALLAH koyar bize de eğer ki iman ediyorsak sorgusuz sualsiz itaat etmek düşer ama kafamda sürekli sorular aklımda sürekli küfürler sorgulamalar araştırmalar ibadetleri bırakmıyorum ALLAH ın emri olduğu için yapmaya çalışıyorum ama bir şeyler hep eksik ve kafamın içinde uyanır uyanmaz başlayıp yatana kadar devam eden hadsizliklerle küfürlerle terbiyesizliklerle ve imanım var mı yok mu düşüncesiyle yaşamam çok zor ve artık hep diyorum ki eskiden dinimi daha çok severdim ama o zamanda bu kadar çok bilmiyordum ve uygulamıyordum öğrendikçe daha çok sevmem gerek bence neden bende tam aksi bir soğukluk durumu oldu ve bazen de diyorum ki yoksa ben ALLAH ın beni hidayete ulaştırmasıyla ALLAH muhafaza imanımı mı kaybedecektim benim imtihanım da bu mu yoksa bu iman davasında muvaffak olamayacak mıyım RABBİM benim imanımı kaybedeceğimi bilerek mi yani benim kaderimde bu olduğu için mi beni hidayete eriştirdi ALLAH KORUSUN çünkü hidayetten sonra fiilen olmasa da aklen RABB’e karşı gelmeye başladım içten içe kendimce hiçbir şeyden emin değilim ne imanımdan, ne düşüncelerimden , ne vesvese mi kendi düşüncelerim mi ,isteyerek mi yapıyorum kendisi mi oluyor,aklımdan geçen şeyleri gerçekten onaylıyor muyum ,onaylıyorsam bunu isteyerek mi yapıyorum yoksa nefsimin ve ilim eksikliğimin ALLAH ın zatını bilmememin esiri olduğum için mi bu soruların hiçbirinin cevabı yok bende tek bildiğim ne olursa olsun ALLAH a karşı gelmek istemeyip haddimi bilmek istediğim ALLAH’a sığınıyorum

    • Aleykümselam ve rahmetullah Burcu hanım. Önceki imanınız taklidi imandır. Çalışmadan mücadele vermeden vehbi olarak verilen bir imandır. O sebepledir ki emek vermeden elde edilen şeyin değeri yeteri kadar bilinemez. Daha sonra bir şeyler öğrendiğinizi sandığınız zaman ise şeytan devreye girmiş ve sizi vesvese ile saptırmak istemektedir. Şunu biliniz ki Allah, kaderde bir kulunu iman veya inkara, günah veya sevaba mecbur etmez. Herkes özgür seçimi ile ya kafir olur veya mümin. Ya günah işler veya sevap. Ancak günah ve sevabın iman ve küfrün yaratanı Allah’tır. Kul ise, seçiminden dolayı sorumludur.
      içinize gelen isyanlar veya olumlu düşünceler ise Allahın sizi imtihan etmesidir. Kötü düşünceye şeytan sebep olur iyiye ise melek sebep olur. Siz bu düşünceleri aklen beğenmediğiniz ve dilinizle veya kalbinizle söylemediğiniz sürece küfre girmiş olmazsınız.
      Sakın gençliğinize ve şu halde mevcut sağlığınıza asla güvenip isyan yolunu seçerek namazı terk edip günaha ve inkara düşmeyiniz. Zira insan ölür ölmez ya cennet bahçelerindedir veya cehennem çukuruna girer.
      Ayet ve Hadisleri anlamak uzmanlık işidir. Arapça öğrenip beş on kitap okumakla Ayet ve Hadislerin bazılarını anlamak mümkün değildir. Nasuh ve mensuh ayet ve hadisler vardır. Mecazi olanlar, mütaşabih ve hükmi olanlar vardır.

      • Cevabınız için teşekkür ederim her şeye kısa sürede geri dönüş yapıyorsunuz ALLAH razı olsun nefsim kendini bir şey zannetmesin ama Allah’a isyan edip namazı terk etmekle elime bir şey geçmeyecek biliyorum doğru olan yol burası farkındayım Allah bir şekilde beni bu yola sokmuşken nefsani duygularla dönmekten Allah muhafaza eylesin kendime güvendiğim için değil de böyle olması gerektiğini bildiğim için isyan yolunu düşünemiyorum zaten ve şuna inanıyorum şuan bu kadar şeye rağmen hala inanıyorsam ALLAH beni tutuyor benim düşmemem için beni hala tutuyor düştüğümde kaldırıyor insan kendisi seçer demişsiniz ama ben öyle düşünüyorum ki ALLAH beni tutmasa bana yardım etmese ben inanamam yoldan çıkarım düşüncelerimin kölesi olurum kendimden iman ettiğimi değil de ALLAH’ın yardımıyla ettiğimi düşünüyorum yanlış mı düşünüyorum ?

        • Burcu hanım hidayet Allah’tandır. O hidayete erdirmese kimse Hakkı bulamaz. Ancak siz robot değilsiniz. Allah hidayeti seçim konusunda kimseyi zorlamıyor. Öyle olsa hiç kafir kalmazdı. Kul mümin olmayı sevdikten sonra Allah ona yolunu açıyor ve onu hidayete erdiriyor. Ne siz ne biz kendiliğimizden Hakkı bulmuş değiliz. Sadece Hakkı istedikten sonra bizi Hakka erdiren Allah’tır. Ama nefis ve şeytanla sadakatimiz denenmektedir.

  2. Bizler Allah’tan bir şey dilerken dunyevi şeyler istiyoruz. İşe girmek, evlenmek, iyileşmek, birinin bizi sevmesi için ya da barışmak için vs… gibi.Bunları istemek dunyevileşmek ve duada Allahrızasını gozetmeden dunyalık şeyler istemek ve dolayısıyla nahoş mu oluyor? Sadece allah rızası için ve ahiretimiz için mi dilekte bulunup dua etmeliyiz anlıyamadım? Örneğin terfi etmemize Allah yardımcı olsun diye belli bir esma zikrediyoruz ya da Fetıh suresi okuyoruz bu nıyetler? Dunyevi bir şey istediğimiz için kotu mu yapıyoruz? Yapmamalı mıyız? Anlıyamadım. bilgilendirebilir misiniz?

    • Merhaba sayın Özgen Hanım.
      Kur’anda geçen ve beş vakit namazın son oturuşunda okunan bir dua şöyledir:
      “Rabbena âtinâ fiddünya haseneh, ve fil âhirati haseneh.” (EY Rabbimiz bize dünyada iyilikler ver ve yine bize ahiratte de iyilikler ver.)
      Görüldüğü gibi dünyalık için dua etmek caizdir. Ancak sadece dünyalık istemek caiz değildir.