Mektubatı Rabbani 3. cilt 3. Mektup

Denilse ki Meşayih-i Kiram (Şeyh Efendilerin kaddesallahü esrarehüm) hazeratının sözlerinden olan; “maksudun (hedeflediğin) ne ise, ma’budun (ibadet ettiğin) odur” tabirinin manası nedir; hamledilebileceği/yorulacağı doğru açıklaması nedir?

Şöyle cevab verilir; Kişinin maksudu, o kişi tarafından kendisine teveccüh edilen/yönelinen şeydir. Bu şahıs diri olduğu müddetçe onu elde etmekten geri kalmaz ve bu hususta gevşeklik de göstermez. Onu elde etmek hususunda kendisine isabet eden bütün kırıklıklara ve zilletlere katlanır. O uğurdaki sıkıntılar kendisine kolay gelir ve maksudunu ele geçirmeyi terk etmez. Bu ise ibadetin ifade ettiği manadır. Çünkü ibadetin ifade ettiği, Rabbinin celle celalühu huzurunda zelil, hor, hakir ve gönlü kırık olduğunu isbattır. O halde bir şeyin maksud olması onun ma’bud olmasını lazım getirir/gerektirir. Dolayısıyla, Hak sübhanehü’den başkasının ma’bud olmasını kaldırmak ancak Hak Teala celle celalühu’dan başka maksudun kalmaması anında gerçekleşir.

O’ndan başka muradın bulunmaması anında mevzu bahis olur. Bu büyük nimeti elde edebilmek için manevi bir yürüyüşle Mevla celle celalühu’ya doğru yürüyen kimseye münasib olan; Kelime-i Tayyibe’yi ( لا اله الا الله La İlahe İllallah’ı); “Allah celle celalühu’dan başka hiçbir maksudum/ yöneldiğim yoktur” manasıyla düşünmesidir. Ve bu Kelime-i Tayyibe’yi, Mevla celle celalühu’dan başkasının maksud olmasından bir isim veya resim kalmayıncaya ve ondan başka hiçbir muradı bulunmayıncaya kadar tekrar etmesi lazımdır. Ta ki neticede, Allah celle celalühudan başkasının ma’bud olmadığını söylediğinde doğru sözlü olsun. Birden çok ilahın bulunmadığını ifade ettiğinde haklı olsun.

Bu minval/şekil üzere birden çok ilahın bulunmamasının hakikatine erişmek ve Mevla celle celalühu’dan başka maksudların kaldırılmasından, O’ndan başka ma’budun bulunmadığı manasına ulaşmak, ehl-i hal katında, kamil olan imanın şartıdır. O kamil iman da veliliğe bağlıdır. Velilik ise nefs-i emmarenin heva ve arzularından ibaret olan, nefsani/içerdeki ilahların yok edilmesine bağlıdır. Nefis emmarelikten kurtulup mutmeinne olamadığı müddetçe, bu mananın geçekleşmesi düşünülemez. Nefsin itmi’nanı ise ancak (Allah’ın Razı olduğu şeylerde) tam fani (yok olan) ve (sonra da onlarda) tam baki olduktan sonra tasavvur edilebilir. (Dönüşü olmayan fena ve beka)

Bu tabirin (maksudun ne ise, ma’budun odur) ; zayıflık üzere yaratılan kullardan, çetinliği kaldırmayı bildiren ve kolaylığı ve de yumuşaklığı haber veren Şeriat-ı ğarranın zahirine göre manası şudur; Bir kimse maksudunu elde etmek hususunda, başını İslam yularından çıkarırsa (böyle bir hale düşmekten Allah celle celalühuya sığınırız), maksudunun meydana gelmesi için Şeriat-ı Ğarranın belirlemiş olduğu sınırları aşarsa, onun maksudu, ilahı/ibadet ettiği şey olur. Eğer kişinin hedeflediği şey böyle olmazsa; onu elde etmek veya onun meydana gelmesi hususunda Din-i Mübin-i İslam’ın yasakladığı şeyler işlenmiyorsa, o kasd edilen şey, Şeriatça yasaklanmış olmaz. Bu tür hedeflenen bir şey, sanki o kimsenin, mekasıdından (kasd ettiği şeylerden) değildir. Ve bu taleb ettiği, sanki onun istediği şeylerden değildir. Bilakis/aksine, bu şekilde, İslam’ın sınırlarını kollayan kimsenin kasd ettiği, hakikatte, Hak sübhanehü olur. Taleb ettiği de, Allah Teala ve celle celalühu hazretlerinin, Şeriatındaki emir ve nehiyleri olur.

Elde etmeye çalıştığı şey için ise, tabiatına yerleştirilmiş olan meyletmekten başka bir maksud olma manası kalmaz. Bu bile, Şeriatın hükümlerince mağlub edilmiştir: Mevla celle celalühu’dan başkasının maksud olmasını söküp atmak, imanın olgunluğuna (kamilliğine) delalet eden, Şeriatın hakikatinde elde edilmek istenilen bir hedeftir. Çünkü Hak sübhanehü’den başkasının maksud olmasına izin verilecek olsa, bu, nefsani heveslerin karşı koymasının galebesinin yardımıyla ve nefsin hevasının istilasının imdad etmesiyle olabilir. Bunun da ötesinde, Hak Teâlâ hazretlerinin razı olduğu şeylerin aleyhine elde edilmesi tercih edilebilir. Neticede sonsuz zarara sebeb olabilir.

O halde, kamil imanda, Mevla celle celalühu’dan başkasının maksud olmasını kaldırmak mutlaka lazımdır. Ta ki bu iman yok olmak ve kendisinden dönülmesinden emin olunup korunmuş olsun…

Ya Rabbi nurumuzu tamamla ve günahlarımızı mağfiret eyle. Muhakkak ki gücün her şeye yeter… (Amin!)

La İlahe İllallah’ın Anlamı – İmam Rabbani Hz.leri
Mektubat-ı Rabbani’den, Üçüncü Cild, Üçüncü Mektub-i Şerif
Tercüme: Muhammed YELKENCİ

İ Z A H A T :

“Bir kimse, maksudunun meydana gelmesi için Şeriatın belirlemiş olduğu sınırları aşarsa, onun maksudu, ilahı/ibadet ettiği şey olur.” sözünün açıklaması şudur:
Günah işleyerek hedefine ulaşmaya çalışan Allah’a ve Rasullerine ve Kitaplarına iman eden bir kimse, Ehli Sünnet Akaidine göre kafir olmaz günahkar olur ancak, kâmil Müslüman olamaz demektir.
(İslam Dergisi)


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir