Kur’an’da Beş Vakit Namaz ve Namazın Şekilleri

SORU: Sayın Hocam, reformist bir ilahiyatçı Prof. Kur’an’da beş vakit namazın olmadığını, üç vakit olduğunu ve namazların bu üç vakitte cem yapılabileceğini iddia etmektedir. Bu iddiaları cevaplandırır mısınız? 
Sayın Hocam, bir başka soru, bir dinde reformcu; “Namaz duadır. namazın şekilleri Kur’an’da belirtilmemiştir. Namazdaki şekiller sonradan uydurulmuştur”demektedir. Bunun böyle olmadığını nasıl öğrenebiliriz?

CEVAP: Birinci sorunun cevabı, namazları cem yapmak üç vakitte değil aşağıda açıklanan iki vakitte cem yapılabilir. İlgili şahıs, Ehl-i Sünnet dışında yapmış olduğu açıklamalarla kendi sapık yoluna göre fetvada bulunuyor olabilir. Ehli Sünnetin dışına çıkmış bu şahsın namazları cem etmek hakkındaki sorusuna cevaben: 
      Dört ehli sünnet mezhebine göre ( Hanefi, Şafi, Maliki, Hanbeli) bir kimse, sabah namazını öğle ile, öğleyi sabah ile, yatsıyı sabahla, sabahı yatsı namazı ile cem edemez.
      Namazları cem etmek; cem öğle vaktinde yapılırsa, önce öğle kılınır, sonra ikindi. Şayet cem ikindi vaktinde yapılırsa, yine önce öğle kılınır, sonra ikindi. Cem, akşam vaktinde yapılırsa önce akşam, ardından yatsı, şayet cem yatsı vaktinde yapılırsa, yine önce akşam, sonra yatsı kılınır.
  
      Namazları cem etmek: 

      Şafi Mezhebi’nde; yolculukta ve yağmurda caizdir. 
      Hanbeli Mezhebi’nde; yolculukta, hastalıkta, mal ve can tehlikesi olduğu durumlarda caizdir.
      Maliki Mezhebi’nde; yolculukta, yağmurda çamurda, hastalıkta caizdir.
      Hanefi Mezhebi’nde; sadece Hacıların Müzdelifede ve Arafatta cem etmeleri caizdir. Hanefi Mezhebinde olanlar, yolculukta Şafi mezhebini, asker, doktor, öğrenci, işçi, memur gibi işlerinden ayrılmaları mümkün olmayanlar da Hanbeli Mezhebinin şartlarını gözeterek (abdest alırken o mezhebin şartları ve abdesti o mezhebe göre bozan durumlar) yukarıda bahsedilen vakitlerde namazlarını cem edebilirler. (El-Fıkh-u alel-mezahib-il-erbea)

      Kur’an’da Beş Vakit Namaz:

      Sabah, Öğle ve İkindi:
Gündüzün güneş dönüp gecenin karanlığı bastırıncaya kadar belli vakitlerde namaz kıl ve özellikle sabah namazını kıl…” (İsrâ, 17/78), Bu ayette gündüzün güneşin tepeden batıya dönmesinden karanlığın bastırma vaktine kadar namaz kılınmasından kasıt öğle ve ikindi namazlarıdır. Burada sabah namazı ayrıca bahsediliyor.

     Akşam ve Sabah namazı ile  Yatsı ve Öğle namazı:
    “O halde Allahı tesbih edin ve namaz kılın . “Hîne tumsûne “: akşamladığınız vakit  “ve Hîne tuSbihûne ” sabahladığınız vakit. Göklerde ve yerde hamd,  O’na mahsustur “ ve Aşiyyen”: yatsı “ ve TuZherûne”: öğleyin  O’nu takdis ve tenzih edin, namaz kılın.’ (Rûm, 30/17-18)

    “Güneşin doğmasından (sabah namazı) ve batmasından önce (İkindi namazı) Rabbinin yüceliğini ilan et, O’na hamdet. Gecenin bazı vakitlerinde(Akşam ve yatsı), gündüzün bazı taraflarınında da(Öğle ve ikindi) O’na ibâdet et ki, Allah’ın rızâsına eresin.’ (Tâ-Hâ, 20/130);

     Bu ayette”Güneşin doğmasından ve batmasından önce” cümlesi ile sabah ve ikindi namazları , “Gecenin bazı vakitlerinde ” cümlesi ile de akşam ve yatsı vakti , “Gündüzün bazı taraflarında da O’na ibadet et” cümlesi ile de öğle ve ikindi namazlarının kılınması kastedilmiştir.

     Yukarıda belirtilen ayetlerde, sabah namazı, öğle namazı, akşam ve yatsı namazı açıkça belirtilmiş olup, ikindi namazı ise vusta (orta) namazı olarak zikredilmiştir. Dördün ortası olan ikindi namazı (Vusta namazı) ancak beş olur.  Kur’an-ı Kerim’de beş vakit namaz, değişik ayetlerde belirtilmiştir. Her İbadet Kur’an’da açıkça belirtilmese de mütevatir haberle belirtilmiş, hakkında Eshab-ı  Kiram’ın da (Allah Onlardan Razı olsun) icması bulunan ibadetleri inkar etmek kişiyi dinden çıkarır.      

     İsmi mezkur ilahiyatçı adam: ”Ben sadece Buhari Hadislerine inanırım” demektedir. Hazreti Ömer’in oğlu Abdullah’ın rivayet ettiği Buhari Hadis-i Şeriflerinden birinde, Rasulullah (s.a.v.) Efendimiz:
“Birinizin evinin önünden bir çay geçse ve onda günde beş defa yıkansa o adamda kir kalır mı? sözüne : “Hayır kalmaz ya Rasulullah” cevabına :”O halde günde beş vakit namaz kılan bir kimsede de günah kalmaz” diye bildirerek, beş vakit namazı haber vermiş bulunmaktadır…
      Dinde reformculuk yolundan olan Reenkarnasyoncu (Hinduizm Felsefesi’nde insanın defalarca ölüp bu dünyaya tekrar tekrar başka kişiliklerde gelmesi inancıdır.) ilahiyatçıya; “Ne oluyor adama böyle, bir inanıyor,  bir inanmıyor? diye bir soru akla gelebilir. Bu tür tavır değişikliği, İlahi Vahyi değilde kendi aklını rehber edinen kimselerin ahvali gereğidir. Kendi içleri ile barışık olmayan kimselerden ancak bu gibi haller zuhur eder.
 
       SORU: Sayın Hocam, bir başka dinde reformcu; “Namaz duadır. namazın şekilleri Kur’an’da belirtilmemiştir. Namazdaki şekiller sonradan uydurulmuştur”demektedir. Bunun böyle olmadığını nasıl izah edersiniz?

        CEVAP:  Allahu Teala o kimseye hidayet versin.  Dinî her konuyu Kur’an’da bulamadığında onu inkâr etmek hastalığı, dinde bid’attir. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz ise, dinde bid’at sahiplerine lanet etmiştir. Zira böyle yapanlar münafık değillerse, cehalet batağında boğulmak üzere olan kimselerdir. Çünkü bunlar, Peygamber Efendimizin mübarek sözlerini itibara almayan sapık Harici Fırkasında olanlardır. Allahu Teala buyuruyor ki, mealen:
       -“Hani Evi (Kâ’beyi) insanlar için bir toplanma ve güvenlik yeri kıldık. «İbrahim’in makamını namaz yeri edinin», İbrahim ve İsmail’e de, «Evi’mi tavaf edenler, itikafa çekilenler, ve rükû ve secde edenler için temizleyin» diye ahid verdik.”(Bakara, 2/125)
       -“Kıyam edenler, rükûa ve sücuda varanlar için Evimi temiz tut.”(Hac, 22/26)
           Allahu teala “kıyam edenler” buyururken namazda ayakta belli bir süre durmayı emretmektedir. “Rukua ve secdeye varanlar” derken de, ruku ve secdeyi emretmektedir. Bir başka ayette ise, mealen:
       -Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun.”(Müzemmil, 73/20) buyurmakla, namazda Kur’an okumayı emretmektedir.
           Ayrıca bu konuyla ilgili bunlardan başka ayetler ve hadisi şeriflerde vardır. Bizzat peygamber Efendimizin kıldığı ve kıldırmış olduğu namazın şekilleri mütevatür bir haberle nakledilmiştir. Peygamber Efendimizden bize ulaşan Mütevatür bir haberi inkâr etmek şahsı küfre sokar. 

      Allah(c.c.) bizleri, Kur’an’da geçen sırat-ı Müstekîm olan Ehli Sünnet Yolundan ayırmasın.
      Vesselam

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>