Kur’an Bize Yeter Söyleminin Altındaki Gerçek

ayet- gevşemeyin ve üzülmeyinKur’an Bize Yeter” sloganı, Siyonist ve Haçlı zihniyetin, İslam’ı sinsice yok ederek, Müslümanları köleleştirip, Müslüman  ülkelerini sömürmenin yeni adıdır.  Her asırda durmadan taktik değiştiren bu dinsizlerin son projelerine ”Kanseri gösterip, kangrene razı etme’‘ projesi denilebilir. Bu projeyle Siyonizm, ABD ve İngiliz nemrutları, Ortadoğu’da IŞİD maskesini ürettiler. Saddam’ın Baasçı generallerine, İslami görüntü vermeye çalışarak tarihin gördüğü en zalim ve gaddar bir terör örgütü olan IŞİD küfür ve cinayet örgütünü kurdurdular. DEAŞ (ışid) eli ile kanlı, alçak, vahşi eylemler yaptırarak Müslümanları katil, İslam’ı batıl bir din olarak göstermeye çalıştı bu kafirler. Sonra da, coğrafyamızda evlerimize, ocaklarımıza çökebilmek için DEAŞ, El-Kaide gibi kendilerinin kurdurdukları taşeron örgütlleri bahane olarak kullanmaya başladılar. Şimdi ise bu terörist örgütler, tertemiz İslam anlayışımıza çöreklenmenin, onu dizayn etmenin, istedikleri şekle sokmanın aleti olmaya başladı. Şu ana kadarki bölüm, projenin kanseri gösterme kısmıydı….

Projenin İkinci Önemli Kısmı ise, Kur’ancılık Oluşturuyor:
Kur’ancılık projesiyle, kangrene razı etme bölümünü sahneye sürmüş oldular. İskoç asıllı İngiliz Sir Wiliam Muirlere, Macar yahudisi Goldzier, talebesi Schacht, İngiliz Dr. Alois Sprenger, Alman oryantalist George Weillere ve Hollandalı R.P.A. Dozy ve İngiliz D.S. Margoliouthlere gibi oryantalistler eliyle, 1900’lü yıllarda hadis inkarcılığı ve düşmanlığının ve Kur’ancılığın altyapısını kurdurdular. İslam Coğrafyasında inşa ettikleri piyon yönetimler eliyle, batılı anlayışa göre şekillenen ilahiyatlarda, müslüman evlatlarına bu zehri, zerk ettiler. Şimdilerde ise, güya DEAŞ’a karşı panzehir yalanıyla sahaya sürmeye başladılar.
Devletler ve sermaye sahiplerinin bir çoğu, her türlü iletişim araçlarıyla, önlerini açarak saldırıya geçtiler. “Kur’an bize yeter” deyimiyle, Rasulullahı, sünneti, ashabı, müçtehid imamları diskalifiye edip Müslümanları köksüz ağaç yapmaya çalışıyorlar. Bu projeyle Şia’nın sapkın delilleri, Harici, Mutezile, Kaderiye ve Cebriye gibi geçmiş batıl ve sapkın mezheplerin sapkın delilleri ile hadislerin, sünnetin dinde bir yeri olmadığını, sonradan uydurulduğunu iddia edip, Kur’anı herkesin keyfine göre anlamasını sağlamaya çalışıyorlar. İddialarına göre hadisler, DEAŞI üretiyormuş. BU alçakça bir iftira ve küfür tabii ki. İslam geldiği ilk günden beri var olan hadisler, IŞİD’i üretmiyordu da, ne oldu da şimdi üretmeye başladı?
Böylece Kur’an’ı, Peygamberimizin tebliğ ettiği İlahi ışığı yansıtan bir kitap olmaktan çıkarıp, Allah’ı itibara almayan, şeytani düzenlerini rahatlıkla yapabilecekleri bir kitap haline getirmek istemektedirler. Yüce Kur’an’ın ismini kullanarak,  küfürlerini yaymaya, İslam’ı yok etmeye ve Müslümanları köleleştirip Müslüman ülkelerini işgal ederek sömürmektir bu dinsizlerin bütün uğraş ve çabaları.
Ama onlar tuzak kurarken İlahi tuzağa düştüklerinin farkında değiller. Onları kurdukları tuzağa düşüren Allah’a hamd ve şükürler olsun.

BİR MENKIBE
Bir gün Hızır (aleyhisselam) hamamda yıkanan bir ihtiyarın yanına yaklaşır.
– Ey ihtiyar! Gençliğinde yaşlılara yardım etseydin şimdi şu gençler de sana yardım ederdi. İhtiyar:
– Ben gençliğimde yaşlılara yardım ederdim ama zamane gençliği şimdilerde yardım etmez olmuş, der.
Hızır (a.s.) bir taraftan ihtiyarın sırtını keselerken konuşmaya devam eder:
– Demek ki yaptığın yardımları içinden gelerek yapmamışsın, Allah’ın sevgisini kazanamamışsın, yoksa ettiğin o hayrı neden görmeyeceksin ki? der. Yaşlı adam :
– Eğer yaptığımı Allah için yapmasaydım, Allah bugün benim sırtımı Hızır’a keselettirir miydi? der.
Hızır (a.s.) duydukları karşısında çok şaşırır. Allah’a niyazda bulunur:
– Ey Rabbim! Bana verdiğin listede bu ihtiyarın adı yoktu. Bu nasıl olur? der. Yüce Allah:
– Ey Hızır! Biz, bizi sevenlerin listesini sana verdik. Bizim sevdiklerimizin listesi bizim yanımızdadır, buyurur. Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî der ki; İnsanın kalbinde saklı öyle şeyler vardır ki verdikçe çoğalır. Bu hazinelerin başında SEVGİ gelir.
İşte bunlardan bazıları şunlardır ki; Gönlü rahatlatacak bir TEBESSÜM! …
Kalbe kuvvet verebilecek TATLI BİR SÖZ! …
ALLÂH’ın Râhmetini çekecek bir HAYR DUÂ…


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 soru “Kur’an Bize Yeter Söyleminin Altındaki Gerçek

  1. TV de hocaya soru mahkemenin boşadığı karı koca tekrar evlenebilirmi? Cevap evlenebilir doğrumu teferruatlı bir açıklama beklerim saygılarımla

    • Bir erkeğin hanımını boşamak için üç talak(boşama) hakkı vardır. Mahkeme de boşandı ise, birini harcamış olur. Geriye iki kalır. O sebeple onun dışında başka boşama vaki olmadıysa o erkek boşadığı eşi ile tekrar nikah yaptırabilir. Ama geriye iki talak hakkı kalır. Üç kez ayrı ayrı boşayan hanımına bir daha geri dönemez ta ki o kadın bir başka erkekle normal şartlarda evlenip de ondan ayrılıncaya ve iddet süresi bitinceye dek.