Kaza ve Belanın Arkası

Bülbül maviBir zamanlar bir âlimin bahçesinde bir bülbül yaşardı. Her gün Allah’ın bin bir ismini terennüm eder şakırdı. Bir gün çok şiddetli bir kasırga onun yuvasını yer ile yeksan etti. O günden sonra o bülbül bir daha ötmez oldu.
Âlim zat, bülbüle niçin artık ötmediğini hal lisanı ile sordu. Bülbül:
– “Benim çok güzel bir yuvam vardı. Onun içinde güzel yumurtalarım vardı. Mutlu ve ümitli olarak yaşarken Rabbim bir kasırga gönderdi. Yurdum yuvam yıkıldı, yumurtalarım telef oldu. İşte onun üzüntüsünden ötmez oldum” dedi.
Bunun üzerine o âlim kulübesine dönüp uykuya daldı. Rüyasında Rabbül-âlemîn gönlüne şunları ilham etti:
– “O bülbüle söyle ki, eğer o kasırgayı gönderip yuvasını yıkmasaydım yaprakların arasından kendisine yaklaşmakta olan iri bir yılan onu yutuverecekti”.
O Âlim zat, bülbüle bunları hal lisanı anlatınca bülbül ağladı tövbe istiğfar etti. Tekrar Rabbinin bin bir ismini terennüm edip şakımaya başladı.
Buradaki bülbül, aslında başına büyük bir felaket gelen mutlu bir insandır.
Hz. Mevlana der ki:
“Deveci yaralı devesinin yarasını enfeksiyon kapmaması için dağlar ve deve acı çeker. Deve, bu dağlamadan dolayı niçin acı çektiğini bilemez. Devenin sahibi de o işi niçin yaptığını deveye söylemez. Söylese de zaten deve anlayamaz.”
Yani özetle, çektiğimiz her sıkıntı nefsimizdeki açık ve gizli hastalıkların tedavisi içindir.
Bekir CANBAY (13 Kasım/2011)

 


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir