İmam-ı Muhammed Şeybani

İmam-ı Muhammed Şeybani(k.s.) Hanefi Mezhebi Müctehidlerinin en önde gelenlerindendir.  İmam-ı Azam ve İmam-ı Yusuf’tan sonra içtihadlarından en çok faydalandığımız büyük bir İslam alimidir.

İmam-ı Muhammed zengin bir ailenin güçlü kuvvetli bir oğlu idi. Gençlik yıllarında av merakı baskındı. Yine o av serüvenlerinden birinde yolu İmam-ı Azam Ebû Hanife Hazretlerinin medresesinin önünden geçiyordu ki, tam o esnada,  Büyük İmam tuvalete adabından bahsetmeye başlar.  Muhammed Şeybani ister istemez konuya kulak misafiri olur . Büyük İmam o sırada konuyu şöyle anlatmaya başlar:

– Tuvalete girmeden:  ”Allahümme innî eûzu bike minel Hubsi vel Habais” duasını okursunuz,  sonra  sol ayağınızı tuvaletten içeri atarsınız.  Önünüzü ve arkanızı kıbleye dönmeden abdest bozmak için oturursunuz. Sol elinizi yüzünüze  dayar, sağ elinizle de sol elinizin  bileğinden kavrarsınız…”der. Muhammed Şeybani:
- ” Şu koca İmam da anlatacak başka bir konu bulamamış gibi,  helaya oturuş şeklinden bahsediyor” der ve atını hızla sürerek oradan uzaklaşır.

     Av heyecanı sebebiyle Muhammed Şeybani kendisini takip eden haramilerden(eşkıyalardan) habersiz olarak ilerlerken, abdest bozmak ihtiyacı hissederek atından iner. Bu arada Büyük İmamın anlattıklarından  aklında  kalan, tuvalete oturuş adabını uygulamayı düşünür. Yukarıda, Hazreti İmamın anlatığı şekilde ihtiyaç için oturur. Eşkıyalar bunu fırsat bilerek arkasından yaklaşarak üzerine  attıkları kemendin ipini boynuna geçiriverirler. Fakat Büyük İmam’ın anlattığı gibi elini yüzüne dayaması kemendin boğazına oturmasına engel olur. Durumu fark eden Muhammed Şeybani,  kemendi boynundan çıkarıp atar ve kılıcını çekerek hırsızları zararsız hale getirir.  Kendi kendine düşünmeye başlar  ve şöyle der:
-” Ben burada dinin bir farzını değil, bir vacibini de değil, sadece bir adabını, bir sünnetini yerine getirmekle malımı ve canımı kurtardım. Ya ben fazları, vacibleri yerine getirsem o zaman dünya ve ahiret halim nasıl olur? ” der ve atını medreseye doğru sürer .

     Büyük İmam’ın medresesine gelip kaydını yaptırıp, İmam-Azam Hazretlerinin en büyük iki imamlarından birisi olur.

     Allahın Rasulu (s.a.v.) efendimiz :
-” Dünyayı isteyen ilme sarılsın, ahireti isteyen ilme sarılsın, her ikisini isteyen yine ilme sarılsın.” diye beyan ettiler.   
     Evet, Ehli Sünnet Akaidinden bir şeyler öğrenen ve elfaz-ı küfür mevzuunu öğrenen kimse ebedi kurtuluşunun yolunu öğrenmiş olur. Kahve hanelerde günlerini nasıl geçirdiğinin farkında olmayan müslüman, 45 dakika vaaz dinlemeye , 15-20 dakika  kitab okumaya tahammül edemiyor.  Müslüman sonsuz kurtuluşunu böylelikle mi hazırlayacak?

      İşte İmam-ı Muhammed Şeybani gibi kimseler,  ilme sarılarak dünya ve ahiret kurtuluşlarını hazırladılar. Onlar bu dünyadan göçtüler . Onlardan sonraki nice nesiller de göçtüler. Bizim bu göçten kurtulmamız mümkün mü? Asla.  Allahu Teala Kitabullah’ta buyurdki:
-” De ki, hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” ve “Allah’tan ancak alimler korkar.”

     Burada bahsi geçen alimlerin Ârifler olduğundan kimin şüphesi olabilir ki ? Amma alim olunmadan da Ârif olunduğu nerede görülmüş?           
    Vesselam.

 

Etiketler (Konular): ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Login