Felsefecilerin İtikadı

beyazidYetmişiki bid’at ehlinin imanlarında farklılıklar vardır.
Yetmiş iki bid’at ehli, akıl ile dini ve felsefeyi bir mi tutmaktadırlar? Bunlar yunan filozoflarının tesirleri altında kalmışlardır.

İmâm-ı Muhammed Gazâlî (rahmetullahi aleyh) hem tasavvufu, hem de metafiziği incelemiş, (El-münkız) ve
(Et-tehâfütül-felâsife) kitaplarında, felsefecilerin yalnız akla dayandıklarını, çok yanıldıklarını, tasavvufçuların ise, yalnız âyet-i kerimlere ve hadîs-i şeriflere tâbi olarak hakiki imana ve ebedî saadete kavuştuklarını bildirmiştir.
Müslüman oldukları bildirilen, yetmişiki bid’at ehlinin felsefelerini incelemiş, bunların yunan filozoflarının tesirleri altında kaldıklarını görmüştür. Bid’at ehli denilen Müslümanların akidelerinin hakikate, yani Kur’ân-ı kerime ve hadîs-i şeriflere uygun olmadığı görülür. Bunların yunan felsefesinden almış oldukları parçalara, yirmi birinci asırda artık itibar edilmemektedir. Bid’at sâhibi Müslümanların akideleri birbiri ile kıyas edilecek olursa, görülür ki, Allahü teâlânın birliği, büyüklüğü, her şeyin Ondan geldiği, Onun her şeye hâkim, kâdir olması, İslâm dininin en hakiki ve en son din olması, Kur’ân-ı kerimin Allah kelâmı oluşu ve Muhammed “aleyhisselâm”ın Onun son Peygamberi bulunması hususunda hepsi ittifaklıdır. Hepsi bunları bildirmektedirler.

Felsefeciler insanı, Hristiyanlar gibi, günahkâr değil, kudsi bir varlık sayarlar. Bunun için, yetmiş iki bid’at fırkasının hepsi mümindir, Müslümandır. Böyle olmakla beraber, akıl ile dini ve felsefeyi bir tutmaktadırlar. Bunun için, imanlarında farklılıklar vardır. Muhtelif felsefelere bağlı oldukları için, aralarında manasız ayrılıklar, mücadeleler baş göstermiştir. Bunların hangisinin haklı olduğu ancak ilim ile ve hadîs-i şerifler ile karşılaştırmakla ortaya çıkar, yoksa zor kullanarak, birbirine düşman olarak, birbirini bozuk sayarak değil! (Herkese Lâzım Olan Îmân s. 458)


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir