Deli Halid Paşa

deli halit paşa resmiDeli Halid Paşa ..Unutulan Yıllar, Unutturulan Kahraman
42 senelik ömrünün 22 senesi, eşkıyâlar, asiler ve düşmanlar karşısında, savaş meydanlarında; hep en ön safta, devletine, milletine sadakatle, fedakârca ve kahramanca hizmetlerle geçsin, buna karşılık ölümü, Ankara’nın göbeğinde, Milletin Meclisi’nde ve dost(!) kurşunuyla olsun…Olduğu yere, yenilginin, hezimetin, bozgunun uğramadığı, katıldığı hiç bir muharebeyi kaybetmemiş bir Cihangir!…Osmanlı’nın son savaşları, Trablusgarp, Balkan, Birinci Cihan Harplerinin hepsinde yer almış, İstiklâl Harbi’nin önce Doğu, sonra Batı Cephelerinde destanlar yazmış, Doğu Anadolu, Doğu Karadeniz ve Kafkaslar’da bütün planlarını, oyunlarını bozduğu İngilizler tarafından aranırken, Karadeniz Bölgesi’nde gönüllü milisler toplayıp eğiten, Kuva-yı Milliyi teşkil eden bir Teşkilâtçı!…
Aralık 1918 ve Ocak 1919’da kongreler tertipleyip, vatanın altı ilini (Artvin, Kars, Ardahan, Iğdır, Batum, Nahcıvan, Ahıska), içine alacak şekilde Cumhuriyet ilan ettiren bir Vatanperver!…Katıldığı bütün harplerde, askerinin hep en önünde bulunduğu için aldığı 13 düşman kurşunu yarasını, gövdesinde şerefli madalyalar gibi taşıyan, “Vatan bizimdir, kaçan haindir, düşmana sırtını döneni vururum, ben dönersem siz de beni vurun!” diye emir verebilen, üzerinde taşıdığı iki tabancadan sağdakine namuslu, soldakine namussuz adını veren, namuslu ile düşmana, namussuz ile hainlere sıkan, düşman üstüne, Fetih Suresi’ni ezberden okuyarak gidebilen bir Serdengeçti!…23 senelik subaylık mesleğinin 13 senesini, Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizde (Gaziantep, Mardin, Şırnak, Beytüşşebap, Tatvan, Sarıkamış) geçirmiş olan İbrahim Özkan’ın fevkalade akıcı ve samimi bir üslupla kaleme aldığı kitapta yalnızca Deli Halid Paşa’nın şahsi hayatını değil, aynı zamanda onun şahsında Türk milletinin son bir asırlık tarihî serüvenini de okuyacaksınız. Teşkilât-ı Mahsusa Gönüllü Alayları’nın kuruluşundan Anadolu’nun makus talihini değiştiren o destansı Kopdağı-Bayburt savunmasına, İstiklâl Harbi’nin en önemli ayrıntılarından Cumhuriyet’in kudretli paşaları arasındaki ilişkilere kadar son asır Türk tarihini bugüne akseden neticeleriyle birlikte bir solukta okuyacaksınız.

MERHUM DEDEMİN, DELİ HALİT PAŞA İLE SAVAŞ HATIRASI HATIRASI:

Merhum İbrahim dedem, yani babamın babası 1914-1922’li yıllarında yapılan Türk-Rus,
Türk-Yunan Savaşlarına katılmış bir gazidir.
Babamın naklettiğine göre Sarıkamış Faciasında dedemin bulunduğu alayın başında başarılı bir Osmanlı paşası olan Deli Halit Paşa bulunmaktaymış. Halit Paşa o vahim geceyi Erzurum’un Hasan Kale denilen yerde geçirerek askerini donmaktan kurtarmıştır. Bu kahraman paşa, daha sonra Kars ve Ardahan’ı Rus ve Ermenilerden temizlemiştir.
Dedemden nakledildiğine göre dedemin içinde bulunduğu alay, sabahleyin Allahu Ekber dağlarına çıktıklarında Enver Paşa’nın basiretsizliği yüzünden soğuktan donmuş binlerce Osmanlı askerlerinin cesetleri ile karşılaşmışlar.
Bu vahim olaydan bir süre sonra Osmanlı askerleri, Rus ve Ermeni askerleri ile karşılaşmışlar. Savaş, top atışları ile başlamış. Türk askerlerinin başına yağmur gibi yağan Rus ordusunun şarapnelleri akşama kadar devam etmiş. Bir ara her iki tarafın askerleri yakın vuruşma için karşı karşıya gelmişler. Deli Halit Paşa:
-“ Evlatlarım birazdan gavurla göğüs göğüse, süngü süngüye vuruşacaksınız. Yanınızdakilerle helalleşin.“ demiş ve akabinde hücum emrini vermiş.
Yine dedemden nakledildiğine göre Halit Paşa, o kadar cesaretli ve metanetli bir kimse imiş ki, sanki savaş değil de, müsabaka varmış gibi köstekli saatini çıkarıp savaş süresi için saat tutmuş.
Türk askerlerinin ölüme değil bayrama gidiyorlarmış gibi “Allah Allah” nidaları ile başlayan yakın vuruşma 15 dakika sürmüş. 15 dakikadan sonra Türk askerleri Rusları bozguna uğratıp önlerine katıp ve kovalamaya başlamışlar. Bir ara Halit Paşa seslenmiş;
– “Evlatlarım! Rus gavurunu on beş dakkada Allah’ın inayetiyle yendiniz. Öldürdüğünüz gavurların çantalarını alın kendi çantalarınızı atın.” demiş.
Dedem de bu emre binaen öldürdüğü bir Rus askerinin çantasını açmış. Kendileri kuru ekmeği bulamayıp çarıkları yediği o yoksulluk yıllarında, Rus askerinin çantasının türlü türlü sütlü pastalar ve yağlı böreklerle dolu olduğunu görmüş o an. Hemen onlardan bir parça yedikten sonra dizlerine yeni bir derman gelmiş. Osmanlı Türk askerleri karanlık kavuşmak üzere iken Rus toplarını ele geçirip zaferi noktalamak üzere iken, aralarında bulunan Deli Halit Paşa’ya Enver Paşa’dan; “Derhal askerleri geri çeksin ve yanıma gelsin “ emir ulaşmış.
Halit Paşa:
-“ Bu Enver Paşa denilen adam bizi sattı. Biraz önce Ruslardan iki kasa para geldiğini gördüm.” demiş.
Kerhen, askere geri çekilin emri verildikten sonra, Türk askerleri ovaya doğru inerken dedemin Zileli bir arkadaşı ;
-“ İbrahim, biraz sonra bu melun Urus toparlanır hepimizi top yağmuruna tutar. Gel, biz ovaya inmeden top menzilinin dışında karşıya geçelim” demiş.
Türk askeri ovaya iner inmez toparlanan Rus askerleri toplarından ateş kusturmaya başlamış. Uçuşan şarapnel parçaları ile Türk askerlerinin kopan kolları, bacakları ve feryatlar göklere yükselmeye başlamış.
Karanlık kavuştuğunda Halit Paşa alayın başına gelmiş, 1100 kişilik alaydan geriye 11 asker kaldığını görmüş.
İstanbul’a yansıtılmayan bu olayın akabinde Enver Paşa kahraman ilan edilmiş. Onun yeteneksizliği ve basiretsizliği yüzbinlerce Türk askerinin telefine sebep olmuştur.


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir