“Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler” mealindeki ayet

osmanlı mezarları     A L L A H’a  İ M A N    
     Allahu Teala Kur’an’da buyurduki, mealen; 
-“Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler” (Ahzab S./72. )
      Ayette belirtilen emanetin imtihan olduğu anlaşılmaktadır. Zira, şu durumda yerler, gökler ve dağlar imtihan edilmemektedir.  Allah, imtihanı kabullenen insana, imtihan için gerekli olan şeyleri de verdikten sonra onu sorumlu kılmıştır. Bunun için gerekli olan şey, akıl, şuur ve iradedir. Aklı olan her insanda şuur ve irade mevcuttur. Bu sebepledir ki Allahu Teala, kendisine akıl verdiği her insanı Allah’a inanmakla sorumlu kılmıştır. Amellerden sorumluluk ise, iman ettikten sonra başlamaktadır. Bu sorumluluğun yerine getirilmemesi ise günah, suç sayılmaktadır. Günahların en büyüğü küfür (Allah’ı inkar) ve şirktir (Allah’a ortak koşmak). Allahu Teala Kur’an’da buyurduki , mealen: 
-“Doğrusu Allah kendine şirk koşulmasını mağfiret etmez, ondan berisini dilediğine mağfiret buyurur, kim de Allaha şirk koşarsa pek büyük bir cinayet iftira etmiş olduğunda şüphe yoktur.” NİSÂ – 48:
    Bu dünya hayatı her inasan için sonsuz hayatı kazanmak için bir fırsattır.  Allahu Teala hiç bir kulunu gücünün yetmeyeceği şeyle sorumlu kılmamıştır. Allahu Teala aklı olmayan kimseleri imandan sorumlu kılmadığı gibi, bir Peygamberin getirdiği İlahi mesajla karşılaşmamış kimseyede azab etmeyeceğini belirtmektedir. İsra Suresi ayet 15’te buyuruluyorki, mealen ;
– “ Kim doğru yola gelirse sırf kendi iyiliği için gelir. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapar. Hiçbir günahkar başkasının günah yükünü çekmez. Biz bir Peygamber göndermedikçe, hiç kimseye azab edecek değiliz. ” 
      İlahi mesajda da belirtildiği gibi, bu dünya hayatının ne mal, ne mülk ve ne de sevgili edinip güllük gülistanlık içinde keyif çatmak yeri olmadığı, dünyanın yaratılışının sonsuz yaşama elverişli olmadığından ve insanların yaşam sürelerinin de sınırlı olmasından da pekala anlaşılmaktadır.
      SORU: Allahu Teala Ahzab Suresi 72’de mealen; “Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler” buyurduğu ayette, emaneti göklere, yerlere ve dağlara teklif ettiğini fakat onların bunu kabullenmek istemediklerini belirtmektedir. O durumda teklif edilenler şuurlu ve irade sahibi miydilerki bu teklifi iradi olarak kabul etmediler oysaki, şu durumda sözü edilen gökler, yerler ve dağların şuursuz ve iradesiz oldukları herkesce bilinmektedir?
      CEVAP: Ayette gökler, yerler ve dağların kendilerine teklif yapıldığı ve bunu kabul etmek istemedikleri belirtilmektedir. Allahu Teala onlara bu teklifi yapmadan önce onlara irade ve şuur vermiştir ki, kendilerine teklif yapılsın ve onlarda iradi olarak istememiş olabilsinler. Zira, bunun aksi düşünülemez.

 AKIL İLE, AKLIN ALDIĞI EN YÜKSEK İLİM TEPESİNE KADAR ÇIKILIR.
İLAHİ MUHABBETE ULAŞMAK İÇİN İSE; ALLAH SEVGİSİ LAZIMDIR.
ALLAH SEVGİSİ İSE; MA’RİFETULLAH İLE KAZANILIR.
HİÇLİK ZİRVSİNE ANCAK ÂLİMLER DEĞİL, ÂRİFLER ULAŞABİLMİŞTİR.

    A H İ R E T E   İ M A N
    Ahirete iman farzdır. Ayetlerle sabittir. Kim inkar ederse dinden çıkmış olur. Veya kim; “Bu düzen böyle gelmiş böyle gider, ölenler toprak olur bir daha diriltilmez.”der veya öyle inanırsa kâfir olur. Ahiret inancı ayetlerde mealen şöyle haber verilir:
-” Ve onlar ki hem sana indirilene iman ederler, hem senden önce indirilene. Ahirete de bunlar kesinlikle iman ederler.” (2/4)  Bu ayetin manasına dikkat edilirse, “Muhammed Allah’ın Rasulüdür” demeyenlerin yani; O’nun peygamberliğini tasdik etmeyenlerin kâfir olacağı hükmü gayet açıktır.
 -“Allah’a ve ahiret gününe inanırlar, iyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirmeye çalışırlar, hayır işlerinde de birbirleriyle yarışırlar. İşte onlar iyi insanlardandır.  ( 3/114)
Bu dünyada günah işleyenlerde sevap işleyenlerde karşılığını ahirette mutlaka göreceklerdir:
-” Her kim zerre kadar iyilik işlerse onun karşılığını ve zerre kadar da kötülük işlerse onun karşılığını amel defterinde bulacaktır.” (Zilzal Suresi 7-8)
     Vefat eden insan kabir aleminde kıyamete kadar bizim bilmediğimiz bir hayatla yaşayacaktır. Orada imanlı ve sevapları günahlarından çok ise cennet hayatına benzer bir hayatla yaşayacaktır. Değilse kabir azabı görecektir. Kıyamet koptuktan sonra Allahu Teala insanları tekrar diriltecek ve mizan(terazi) kurulacak günahlar ve sevaplar tartılacaktır. Eğer kabirde çektiği sıkıntılarile günahları azalıp sevapları artı hale gelmişse cennete, günahları ağır gelirse cehenneme gidecektir. Bu dünyada yapılan kötülüklerin karşılığı insanın önüne ahirette cehennem, sevabın karşılığı ise cennet olarak çıkacaktır.   Allahu Teala Karia Suresi’nde bu hususu açıkça belirtmektedir:

 “Ve men sekulet mevâzînuh”; 6- O gün kimin tartılan sevabı ağır gelirse.
“Fe hüve f’î îşetirrâdıyeh.”;  7-
İşte o hemen, hoşnut edici bir yaşayış içinde olur. (Cennette olur.)
“Ve men Haffet mevâzînuh.”;  8- Ve kimin de sevabı yeğni (hafif) olursa. 
“Fe ummuhû hâviyeh” 9- İşte onun anası (yeri, yurdu) Hâviye’dir.
“Ve mâ edrâke mâhiyeh” 10- Nedir o (Hâviye) bilir misin?                
“Nârun Hâmiyeh.”; 11- Kızgın bir ateş olan cehennemdir. 

SORU: Bazı insanlar şeytanlardan dostlar edindiklerini iddia ediyorlar. Böyle bir şey mümkün müdür?
CEVAP: Şeytanı sevmek ve onunla dost olmak, tıpkı kötü huylu bir kimse ile arkadaşlık etmek gibidir. Kötü arkadaş ise, adamı her an satar ve fırsatını bulduğu anda sırtından bıçaklar. Asla insanı kurtuluşa götürmez. Şeytanlarla dost olanlar ise, Allah’ın düşmanıdır.

SORU: Bir peygamber veya onların getirdikleri İlahi bir dinin mesajı ile karşılaşmayanların durumu ne olacaktır.?
CEVAP: İmamı Azam’ın ictihadına göre, bu kimseler akıllarını kullanarak Allah’ın varlığını ve birliğini bulmak ve inanmak zorundadırlar. Bunlar ibadetlerden değil, sadece imandan sorumludurlar.
SORU: Bazıları Peygamberlik iddiasında bulunuyorlar. Bunların durmu nedir?
CEVAP: En son Peygamber ise Muhammed aleyhisselamdır. O’ndan sonra bir daha asla peygamber gelmeyecektir:
-” Muhammed, sizin adamlarınızdan hiçbirinin babası değildir. Fakat Allah’ın Resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur.” (Ahzab: 40.)
SORU: Dünyada bir çok farklı inançlar vardır. Bu insanlar hangisinin daha doğru olduğunu nasıl bulacaklar?
CEVAP: Her insan aklını ve vicdanını doğru inancı bulmakta rehber edinirse, Allah onun karşısına doğru olan İlahi mesajını bir şekilde çıkaracaktır. Allah, insanların gerçeği bulup müslüman olmaları için kendilerine akıl, karşılarınada Peygamberleri ve onların getirdikleri İlahi mesajları çıkarmıştır. Ahirette hiç bir kimse imansızlığına ve ateistliğine bir bahane bulamayacaktır. Peygamberlerin İlahi mesajını alanlar sorumludur ve müslüman olmak zorundadır.. Aksi halde Allah İlahi kitabında o kimselere sonsuz azab yapacağını bildirmektedir.
İlahi mesaj ile karşılaşan her akıl sahibinin, o mesajı kabul ettikten sonra ona tabi olmak zorunluluğu vardır.
Selam ve müjdeler olsun Allah’ın İlahi mesajı olan Kur’an’a inananlara ve O’na tabi olanlara.


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sorular ““Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler” mealindeki ayet